SAĞLIK

Karaciğerde her kitle kanser anlamına gelmiyor!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, gelişen ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde karaciğer lezyonlarının artık daha sık saptandığını belirterek, “Her kitle kanser anlamına gelmemekte, doğru tanı için hastanın bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir” dedi.
Yazı Boyutu

Son yıllarda sağlıksız yaşam alışkanlıklarının etkisiyle karaciğer hastalıklarının görülme sıklığı artarken, ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde daha önce fark edilemeyen kitle ve lezyonlar artık daha sık ve ayrıntılı şekilde saptanabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, şunları söyledi: “Geçmişte, yapısal özellikleri iyice kötüleşen ve belirli bir boyutun üzerinde olan karaciğer lezyonları fark edilebiliyordu. Bu gecikmeli farkındalık, toplumda ‘karaciğerde kitle varsa kötüdür’ önyargısının oluşmasına neden olmuştur. Oysa her kitle, kanser anlamına gelmemekte, doğru tanı için hastanın bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.” Vücuda giren toksik maddelerin temizlenmesinden yağ, şeker ve proteinlerin yönetilmesine dek kritik görevler üstlenen karaciğerin çok dinamik bir organ olduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, şöyle konuştu: “Karaciğer’in görevlerini düşününce onun ne kadar mucizevi organ olduğunu anlıyoruz. Karaciğer fonksiyon ve yapı olarak çok dinamiktir. Hasar aldığında kendini hızla yenileyebilir. Bu özelliği sayesinde karaciğer cerrahisinde çok büyük karaciğer parçaları çıkarılabiliyor ve karaciğer kendisini tekrar eski boyutuna ulaştırabiliyor.” Özellikle alkol tüketimi, toksik maddeler, sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezitenin karaciğerde hasar oluşturduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, günümüzde Hepatit B ve C'ye bağlı sirozların yerini yağlı karaciğere bağlı sirozların aldığını vurguladı.

“GELİŞEN TEKNOLOJİ SAYESİNDE LEZYONLAR ARTIK DAHA ERKEN FARK EDİLİYOR”

Teknolojideki hızlı gelişmeyle birlikte karaciğerde lezyonların çok daha net görülebildiğini ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı: “Karaciğerin dinamik ve çok yönlü yapısı onun hormon, enfeksiyon, toksik madde gibi dış etkenlere bağlı bazı değişiklikler göstermesine neden olabiliyor. İşte karaciğer lezyonlarının bir bölümü bu faktörlere bağlı olarak oluşabiliyor. Önceleri yapısal özellikleri belirginleşen ve belirli bir boyutun üzerinde olan karaciğer lezyonları fark edilebiliyordu. Bu gecikmeli farkındalık, toplumda karaciğerde kitle varsa kötüdür önyargısının neden olmuştur. Gelişen teknoloji sayesinde artık çok daha fazla lezyonu görebiliyor ve ayırt ediliyor hale geldik. Bu noktadan bakınca aslında karaciğerin iyi huylu lezyonları kötü huylu lezyonlardan daha fazladır.”

“KARACİĞER LEZYONLARINDA EKİP ÇALIŞMASI ÇOK ÖNEMLİDİR”

Karaciğer lezyonlarının değerlendirilmesinde multidisipliner bir yaklaşımın önemine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, şunları kaydetti: “Ek hastalıklar, hastalığın bulgusu, lezyonun özellikleri, risk faktörleri ve lezyonun yerleşimine göre tetkik planlaması yapılmaktadır. Bazı durumlarda karaciğer kitlelerine yaklaşım için konseyde Radyoloji, Onkoloji, Hepatoloji, Genel Cerrahi, Organ Nakli ve Girişimsel Radyoloji ile birlikte ortak karar vermek gerekebilmektedir. Karaciğer lezyonlarında ekip çalışması çok önemlidir” İyi huylu ve risk oluşturmayan kitlelerde takibin yeterli olabileceğini belirten Doç. Dr. Tonguç Utku Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaya bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Konu sadece kitle değil, hastadır. Örneğin, doğum kontrol hapı kullanımı ile oluşan veya boyut artışı gösteren karaciğer kitleleri olan bir hastada bütüncül yaklaşımımız sebebe yönelik olmalıdır. Karaciğer kitlesi iyi huylu olsa da, doğum kontrol hapı yerine farklı korunma önerilmelidir.”

“HER KİTLEDE BİYOPSİ GEREKMİYOR”

Yapay zekanın ve gelişen radyoloji tekniklerinin tanı süreçlerinde büyük kolaylık sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “Yapay zeka sayesinde artık Radyoloji tetkikleri o kadar ilerledi ki, biyopsiye gerek kalmadan doku yapısı ile ilgili ayrıntılı cevaba ulaşılabilmektedir. Radyolojinin diğer faydası ise; o dokunun yapısı değil fonksiyonu hakkında da bilgi verebilmesidir. O doku nasıl fonksiyon gösteriyor, ne kadar aktif, çevre ile ilişkisi nasıl? Bu, dokuya isim vermekten daha fazla öneme sahiptir. Biyopsi lezyonun yerine göre kendine özgü riskleri de barındırmaktadır. Damarların yanında derinde olan dokudan biyopsi yapmak bazen kanama riski taşıyabilmektedir. Bu nedenle biyopsi altın standart olarak görülmemelidir. Her tetkikin yeri ve zamanı vardır.”