SAĞLIK

Uzman uyardı: Demans her beyinde aynı ilerlemiyor

. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, demansın tek tip bir hastalık olmadığını ve her hastada farklı bir seyir izleyebildiğini vurguladı

Demans, Alzheimer hastalığı, Lewy cisimcikli demans, frontotemporal demans ve vasküler demans gibi farklı hastalıkları kapsayan bir şemsiye kavramdır. İzmir Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu nedenle klinik tablonun geniş bir yelpazede değerlendirildiğini belirtti.

Doç. Dr. Uysal, “Aynı Alzheimer tanısını alan iki kişide bile hastalık aynı kapıdan girmez” diyerek, bazı hastalarda unutkanlığın, bazılarında ise kelime bulma güçlüğüyle başlayan dil problemlerinin ön planda olabileceğini söyledi. Erken dönemde öfke, içe kapanma veya şüphecilik gibi davranış değişikliklerinin de görülebileceğini aktaran Doç. Dr. Uysal, bunun temel nedeninin hastalığın beynin hangi bölgelerini ve hangi sırayla etkilediği olduğunu ifade etti.

Demansın seyrinin kişiden kişiye değişmesinde genetik yapı, eğitim düzeyi, meslek, zihinsel ve sosyal aktiviteler, yaşam boyu maruz kalınan stres ile hipertansiyon ve diyabet gibi ek hastalıkların rol oynadığını belirten Doç. Dr. Uysal, bunu “bilişsel rezerv” kavramıyla açıkladı. Uysal, “Bazı beyinler oluşan hasarı daha uzun süre telafi edebilirken, bazıları belirtileri daha erken ve belirgin şekilde ortaya koyabilir. Bu nedenle aynı tanı her hastada aynı klinik tabloya yol açmaz” dedi.

DEMANS SADECE HAFIZA KAYBI DEĞİLDİR

Toplumda demansın çoğu zaman yalnızca unutkanlıkla ilişkilendirildiğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, hastalığın beynin farklı bölgelerini etkilemesine bağlı olarak çok çeşitli belirtilerle ortaya çıkabildiğini söyledi. Beynin ön bölgeleri etkilendiğinde kişilik ve davranış değişikliklerinin öne çıkabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, yan bölgelerin etkilenmesi durumunda dil bozukluklarının görülebildiğini, derin beyin yapılarının etkilenmesi halinde ise dikkat sorunları, algı bozuklukları ve görsel halüsinasyonların tabloya eklenebildiğini ifade etti. Hasta yakınlarının sıkça dile getirdiği “Eskiden böyle biri değildi” sözünün anlaşılır bir tepki olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, “Hastalık kişinin karakterini değil, beynini değiştirir” dedi. Demansın ilerleme hızını tek bir faktörün belirlemediğini vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, tanı konulduğundaki hastalık evresinin, eşlik eden depresyon veya anksiyetenin, fiziksel aktivite düzeyinin, sosyal izolasyonun, tedaviye uyumun ve düzenli tıbbi takibin süreci doğrudan etkileyebildiğini söyledi. “Aynı hastalık bir kişide yıllarca yavaş ilerlerken, başka bir kişide daha kısa sürede belirgin hale gelebilir” diyen Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu nedenle hastalıkların birbirleriyle kıyaslanmasının doğru olmadığını ifade etti.

DEMANS TÜRLERİ KLİNİK TABLOYU DEĞİŞTİREBİLİR

Alzheimer hastalığında genellikle unutkanlığın ön planda olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, frontotemporal demansta erken dönemde kişilik ve davranış değişikliklerinin görülebildiğini söyledi. Lewy cisimcikli demansta dalgalı bilinç durumu, görsel halüsinasyonlar ve parkinsonizm bulgularının eşlik edebildiğini aktaran Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, vasküler demansta ise inişli çıkışlı ve basamaklı bir seyir izlenebildiğini dile getirdi. Demans tedavisinde standart bir yaklaşımın yeterli olmayacağını da vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, kişiye özel yaklaşımın; hastalığın türünü, hastanın kişilik yapısını, ailenin bakım yükünü ve günlük yaşam ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek bireye özgü bir yol haritası oluşturmayı gerektirdiğini belirtti. “Bazen en doğru tedavi ilacı artırmak değil, bakım şeklini değiştirmektir. Bazı durumlarda ise hastadan çok hasta yakınını desteklemek gerekir” diyen Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, tedavi sürecinin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmasının önemine işaret etti.

KARŞILAŞTIRMAK SÜRECİ ZORLAŞTIRABİLİR

Hasta yakınlarının başka hastalarla kıyaslama yapmasının süreci daha da zorlaştırabileceğini ifade eden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, “Komşunun annesi böyle değildi”, “Babamın hastalığı daha hızlı ilerliyor” ya da “Bu davranış normal mi?” gibi soruların tek bir yanıtı olmadığını söyledi. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, “Bu süreç kişiye özeldir. Hasta yakınları bunu bildiğinde hem suçluluk duygusu azalır hem de beklentiler daha gerçekçi hale gelir. En önemlisi, hastaya yargılayarak değil anlayarak yaklaşmak mümkün olur” diye konuştu. Demansın yalnızca hastayı değil, ailenin tamamını etkileyen bir dönüşüm süreci olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu süreçte herkesin aynı anda farklı duygular yaşayabileceğini belirtti.

“Hastalar kaybolurken, yakınları da alıştıkları insanı yavaş yavaş yitirmenin yasını tutar” diyen Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, demans bakımında yalnızca tıbbi bilginin değil, duygusal farkındalığın da önemli olduğunu ifade etti. Toplumda en sık yapılan hatalardan birinin demansı tek bir “son” gibi görmek olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, “Oysa demans çoğu zaman uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta bazı günler sakin, bazı günler fırtınalıdır. Aynı hastada bile belirtiler gün gün, saat saat değişebilir. Bugün sizi tanıyan biri yarın tanımayabilir; ancak bu, sizi sevmediği anlamına gelmez” dedi. Hastaların davranışlarının zaman zaman “inat”, “huysuzluk” ya da “bilerek yapma” gibi etiketlerle açıklanmaya çalışıldığını ifade eden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu davranışların ardında çoğu zaman korku, anlayamama ve kontrol kaybı bulunduğunu söyledi.

“Beyin çevresini anlamlandıramadıkça, beden ve davranışlar alarm verir. Bu alarmı susturmanın yolu hastayla tartışmak değil; onun dünyasına biraz daha yaklaşmaktır” diyen Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, demansın tek bir hikâye olmadığını vurguladı.

Her hastanın, her ailenin ve her beynin kendine özgü bir hikâyesi olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, “Bizim görevimiz bu hikâyeyi yargılamadan, karşılaştırmadan ve acele etmeden dinlemektir” diyerek sözlerini tamamladı.