Uzmanından ketojenik diyet uyarısı: Uzun süreli bir program değil

Ketojenik diyetin sağlık riski taşıdığı belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Büşra Nur Enez Baş, “Ketojenik diyet uzun süreli ve sürdürülebilir bir diyet programı değildir” dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 05.09.2024 06:30
  • Güncelleme Tarihi : 04.09.2024 12:37
  • Kaynak : Arun Acumsal
Uzmanından ketojenik diyet uyarısı: Uzun süreli bir program değil

Her dönem bir diye çeşidi popüler oluyor son yıllarda ise ketojenik diyet meşhur oldu. Ketojenik diyetin uzn süreli yapılmasının kalp, böbrek ve kemik sağlığı için risk taşıdığına dikkat çeken Diyetisyen Baş, kısa süreliğine hekim kontrolünde yapılması gerektiğni söyledi.

Yüksek yağ, düşük karbonhidrat prensibinin olduğu ketojenik diyettin 1911 yılında Parisli doktor çift tarafından epilepsi nöbeti kontrolü için kullanıldığını belirten Başi bununloa birlikte yaygınlaştığını söyledi.

Ketojenik diyet hakkında bilgiler veren Diyetisyen Baş şöyle konuştu;

“Ketojenik diyet büyüme ve gelişme için yeterli proteini, en az düzeyde karbonhidratı ve enerjinin fazlasını oluşturan yağı içeriyor. Ketojenik diyete genellikle açlık periyodundan sonra başlanır. Karbonhidrat içeren sıvılar ve besinler verilmez, kan şekeri izlenir. Ketojenik diyet ile kanda keton cisimciklerinin oluşabilmesi için günlük karbonhidrat düzeyi 50 gramı geçmemelidir. Diyeti başlatma ve sürdürmede ciddi güçlükler yaşandığı için karbonhidratların kademeli olarak kısıtlanması diyete uyumu kolaylaştırmaktadır”

Doğru uygulanmazsa yan etkileri olabilir

Ketojenik diyette amacın enerji üretiminde glokoz yerine keton cisimcikleri kullanılarak yağ kaybının sağlanmak olduğunu belirten Baş, kontrollü şekilde gidilmezse olacakları açıkladı;

“Ketojoneik diyet kontorllü şekilde uygulanmazsa bazı yan etkiler ile karşılaşılmaktadır. İlk karşılaşılan ve fark edilen durum genellikle ağız kokusudur. Aşırı susama, sıvı kaybı, bulantı veya kusma, ishal, karın ağrısı ve baş ağrısı hatta bilinç bulanıklığı da yaşanabilecek yan etkilerdendir. Bunların yanı sıra yüksek protein ve yüksek yağ içeren bir diyet programı kalp, böbrek, kemik sağlığı için de riskler taşımaktadır”

Ketojenik diyette kısıtılanan yiyecekler yağ kaybıyla birlikte bazı vitamin eksiklikllerinin görülebileceini belirten Baş, “Süt ürünleri, buğday, arpa, çavdar, yulaf, mısır, pirinç gibi tahıl ürünleri, meyve ve meyve suları, havuç, patates gibi kök sebzeler, fasulye, nohut, mercimek gibi baklagillerin kısıtlanması kalsiyum, vitamin ve mineral eksikliğine sebep olabilir. Çalışmalarda yine bu diyetin bağırsak mikrobiyotasının hem çeşitliliğinde hem de sayısında azalmaya neden olmuştur. diye konuştu.

Ketojenik diyetin faydaları

Ketejonik diyetin faydalarına değinen Baş, fermente gıdaların bağırsak mikrobiyota çeşitliliği ve sağlığını iyileştirdiği için keton kontrolü yapılarak, diyete eklenmesinin sindirime yardımcı olacağını söyledi.

Ketojenik diyette istahta azalma ve yağ yakımında artış görüldüğünü belirten Baş, “İlk olarak proteinlerin daha yüksek tokluk etkisi nedeniyle iştahta azalma, iştah hormonlarının üzerindeki etkisi ve keton cisimlerinin iştah baskılayıcı etkisi ortaya çıkıyor. İkincisi yağ üretiminde azalma ve keton cisimciklerinin oluşumu için yağ yakımında artış oluyor. Üçüncüsü proteinlerin termik etkisi sayesinde açlığı kontrol etmeye yardımcı oluyor ve yağ metabolizmasını iyileştirerek ağırlık kaybı sağlayabilir” diye konuştu.

Karbonhidrat bakımından zengin gıdaları taklit eden ürünleri kullanan yeni ketojenik diyet türlerinin diyete uyumu artırabileceğini dile getiren Diyetisyen Enez Baş vücut fonksiyonları için ketojenik diyet sonrası normal beslenmeye aşamalı bir geçişin önerildiğini söyledi.

Ketojenik diyet nasıl yapılır?

Ketojenik diyetin kısa süreli  uzun süreli yapılmamasını gerektiğini belirten Baş, kısa süreli ve doktro kontrolünde gitmesi gerektiğini belirtti.  Diyetin uzun vadeli etkisinin bilinmediğini belirten Baş, “3 haftadan birkaç aya kadarlık süreçlerde yapılması güvenlidir. Bağırsak mikrobiyotasındaki bakteri zenginliği ve çeşitliliği ketojenik diyetten etkilendiği için daha esnek ve daha az kısıtlayıcı olan Modifiye Atkins Diyeti ve Düşük Glisemik İndeks Diyeti hem obez bireylerde hem de sporcularda kilo kaybı için daha çok tercih edilir." İfadelerini kullandı.

Arun Acumsal

Arun Acumsal
Yazarımız Kim ?

Arun Acumsal