Adsız Alkolikler 178 ülkede 3 milyon üyeye ulaştı

1935 yılında ilk defa uzun zaman ayık kalmayı başarabilmiş New Yorklu bir iş adamının ayık kalabilmek amacı ile Akron’da başka bir alkoliği aramasıyla başlayan Adsız Alkolikler’in bugün 178 ülkede 10 bini aşkın grubu ve 3 milyonun üzerinde üyesi bulunuyor


  • Oluşturulma Tarihi : 18.04.2016 07:57
  • Güncelleme Tarihi : 18.04.2016 07:57
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Adsız Alkolikler 178 ülkede 3 milyon üyeye ulaştı

NİLGÜN TAZE

Türkiye’de yaşayan Adsız Alkolikler (AA) üyeleri, 1988 yılında Ege Üniversitesi Psikiyatri Bölümü ile yaptıkları görüşmeler sonucunda haftada bir gün A.A. tanıtım toplantılarını başlattı. Aynı yıl İstanbul ve Ankara’da A.A. grupları kurularak, içmeden yaşayamayan insanlara nasıl ayık kalabileceklerinin yolları anlatıldı. Uyguladıkları ruhsal ilkeler nedeniyle kısa bir süre içinde dikkatleri üzerine çeken Adsız Alkolikler, bugün Türkiye’de de aktif olarak çalışmaya devam ediyor.

Alkol bağımlılığı konusunda ortak sorunlarını çözebilmek ve diğer alkoliklere yardımcı olabilmek için deneyimlerini, güçlerini ve umutlarını paylaşan kişilerin bir araya geldiğini söyleyen AA üyesi,  ‘Bensizlik’ ilkesi kapsamında kimliklerini gizli tuttuklarını belirterek, “Adsız Alkolikler gönüllülük esasına dayalı, hayatın her kesiminden kadın ve erkeğin bir araya gelerek çalıştığı bir kardeşlik kuruluşudur. Üye olmak için tek şart içkiyi bırakma arzusunun olmasıdır. Alkolle sorunu olduğunu söyleyen ve bırakma arzusunda olan herkese, A.A.’nın kapısı açıktır. A.A. hiçbir grup, tarikat, siyasi örgüt ya da kuruluşa bağlı değildir. Hiçbir toplumsal anlaşmazlığa karışmaz. Tek amaçları ayık kalmak ve bu yaşam biçimini seçen kişilere yardımcı olmaktır. A.A. üyeleri kişisel çıkar gözetmez” açıklamasını yaptı.    

ÖLÜMCÜL HASTALIK

Dünyada pek çok insanın istiridye, çilek, yumurta gibi bazı yiyecekleri yediğinde rahatsızlık hissettiğini söyleyen üye, yiyecek alerjisi olan bir kimsenin kendine acımasının gereksiz olduğunu ifade ederek şöyle dedi: “Kişi önüne gelene bunları yemekten haksız yere mahrum edildiğini söyleyip şikayet edebilir ve bunları yiyemediği, yemesine izin verilmediği, lezzetli yiyeceklerden yoksun bırakıldığı konusunda sürekli mızıldanabilir. Elimizden sevdiğimiz bir şey alındığı için kendimizi dolandırılmış gibi hissetsek de, fizyolojik yapımızı göz ardı etmek pek akıllıca olmaz. Eğer zayıf taraflarımızı görmezden gelirsek, ortaya çok ciddi rahatsızlıklar veya hastalıklar çıkabilir. Sıhhatli ve mutlu bir yaşam için kendi vücutlarımızı tanımayı ve ona göre yaşamayı öğrenmemiz şart. Kadın ya da erkek, bayılıncaya kadar içtiğimiz yıllar boyunca, içkiyle ilintili sorunların daha da beter hale geldiğini biliyoruz. Alkolizm ilerleyen, ölümcül bir hastalıktır.”

ZARAR KAYNAĞI

Alkolizmin tıpkı diğer bazı hastalıklar gibi tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olduğunu ve tekrar normal hale gelerek sosyal içici olmanın imkansız olduğunu açıklayan üye, “Bir turşunun tekrar salatalık olması ne kadar mümkünse bizim de normal hale gelip sosyal içici olmamız o kadar mümkün. Hiçbir ilaç ya da psikolojik tedavinin şimdiye kadar alkolizmi iyileştirdiği görülmedi. Dahası içkiyi bırakmayan binlerce kişinin başına gelenleri düşününce, alkolizmin ölümcül bir hastalık olduğuna daha da fazla inanıyoruz. ‘İçki yoksunluğu’ yüzünden Delirium Tremens'e (D.T.) titreme ve halüsinasyonlarla gösteren bir nevi hezeyana giren veya çırpınarak ölenleri ya da doğrudan içkiyle bağlantılı karaciğer sirozundan yaşamını yitirenleri gördük. Sadece bu da değil resmi olarak öyle olduğu açıklanmasa da, alkolizmin birçok ölüme sebep verdiği bir gerçektir. Çoğu zaman ölüm nedeni olarak otomobil kazası, boğulma, intihar, cinayet, kalp krizi, yangın, zatürre ya da felç gösterilse dahi, gerçek nedenin aşırı alkol içmenin olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

YAŞA VE YAŞAT

Hoş görmenin çok sık kullanılmasına rağmen esas anlamının pek önemsenmeyen bir deyim olduğunu belirten üye, “Tabii çok kullanılmasının bir nedeni de yararlarının pek çok bakımdan kanıtlanmış olmasıdır. Biz Adsız Alkolikler bu deyimden içmemek için özel olarak yararlanıyoruz. Bu iki sözcük sinirimize dokunan insanlarla başa çıkabilmek için bize özellikle yardımcı oluyor. İçki içtiğimiz günleri şöyle bir gözden geçirirsek, içki sorunumuzun öyle ya da böyle başka insanlarla bağlantılı olduğunu görebiliriz. İster A.A.'da ister dışarıda olsun sinirimize dokunan insanlarla karşılaşmak son derece doğaldır. A.A. olmayan arkadaşlarımız, birlikte çalıştığımız insanlar ya da aile fertlerimiz bize hala içiyormuşuz gibi davranabilir. ‘Hoş görmek’ kavramını kendi yaşamımıza uygularken şu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor: A.A.'da veya başka bir yerde aynı fikirde olmadığımız ya da yaptıklarını beğenmediğimiz insanlar vardır. Farklılıklarla yaşamayı öğrenmek, kendi huzurumuz için çok önemlidir. İşte bu durumlarda kendi kendimize ‘Hoş görmek lazım. Yaşa ve yaşat’ diyeceğiz” şeklinde konuştu.

HOŞGÖRÜLÜ OL

A.A.'da başka insanların davranışlarını hoşgörü ile karşılamanın vurgulandığını ve bu davranışların ne kadar çirkin ve nahoş olurlarsa olsun kesinlikle bunları dert edip içmeye değmeyeceğini söyleyen üye, şöyle konuştu: “Kendi iyileşmemiz her şeyden daha önemlidir. Şu hep aklımızda olmalı: alkolizm öldürebilir ve öldürür. Başka insanları, özellikle pek fazla hoşlanmadığımız kişileri anlamaya çalışmanın hiç de kolay bir iş olmadığını biliyoruz. İyileşebilmemiz için, bizim karşımızdakini anlamamız, onun bizi anlamasından daha önemlidir. Şunu aklımızdan hiç çıkarmazsak işler kolaylaşır. Hatırlayalım ki karşımızdaki kişi de, tıpkı bizim gibi anlamaya çalışıyor. Her yerde -bir mahallede, şirkette, kulüpte ya da A. A.’da- birbirlerinden hoşlanan insanlar birbirlerine yaklaşırlar. Eğer vaktimizin çoğunu sevdiğimiz insanlarla geçirirsek, pek fazla sevmediğimiz insanlar canımızı o kadar da sıkamaz. Zamanla bir de bakarız ki bizi rahatsız eden insanlardan, bu insanlara kızmak ya da onları istediğimiz kalıba sokmaya çalışmak yerine, uzak durmaya başlamışız. Eski bir filozof birbirinizi eleştirmeden evvel diğer kişinin çizmesiyle bir kilometre yürüyün demiştir. Bu akıllı öğüt karşımızdaki insana daha sevecen yaklaşmamızı sağlar.”

HAREKETLİ OLUN

Belli bir şeyi yapmadan ve belli bir şeyi düşünmeden öylece oturmanın son derece zor olduğunu belirterek, harekete geçmenin sağlıklı bir seçim olduğuna dikkat çeken adsız üye, “Bir kadeh içkiyi sadece aklımızdan uzak tutmaya çalışmak yeterli değildir. ‘İçmeyeceğim’ diye düşündükçe, içki aklımıza daha çok takılacaktır. Bunun da bize hiç yararı yoktur. Dolayısıyla, en iyisi aklımızı meşgul edip enerjimizi, sağlığımızı düzeltmeye yönelik herhangi bir şey yaparak harcamaktır. Pek çoğumuzun bir işi vardır, çalışıyoruzdur. Ama yine de önümüzdeki o upuzun, bomboş dakikalar, saatler öylece yüzümüze bakıp dururlar. Bu boşlukları doldurmak için, daha önceleri içki tutkumuzun yutup yok ettiği enerjimizi kullanmak, yepyeni alışkanlıklar edinmek gerekir. İyileşmiş alkolikler hep şöyle derler: ‘Yalnızca içkiyi bırakmak yeterli değil.’ Sadece içmemek olumlu ve yararlı değildir. Bunun en iyi kanıtı da kendi tecrübelerimizdir. İçmemeyi sürdürebilmek için, içki alışkanlığının yerini alacak olumlu bir faaliyet planına ihtiyacımız vardır. Ayık yaşamayı öğrenmek zorundayızdır”  açıklamasını yaptı.

ESKİ ALIŞKANLIKLARINIZI DEĞİŞTİRİN

Pek çok alkoliğin sağlıklı yaşayabilmek için alışkanlıklarını kökten değiştirmesi gerektiğini belirten üye, şöyle dedi: “Ayık kalmak hiç değilse bir süre için, içici arkadaşlarımızdan vazgeçmek anlamına gelir. Eğer bunlar gerçek birer dostsa, sağlığımızı düşünmemize sevinecek, tıpkı bizim onların istediklerini içme haklarına saygı gösterdiğimiz gibi, onlar da bizim dilediğimiz gibi hareket etme hakkımıza saygı göstereceklerdir. Ama bizi tekrar içki içmeye zorlama konusunda ısrar edenlere karşı tetikte olmayı öğrendik. Görülüyor ki, bizi gerçekten seven insanlar, iyileşme çabalarımızı yürekten destekliyorlar. İçki içmeyi çağrıştıran belirli saatler, aşina yerler ve alışılmış hareketler artık hayatımızın bir parçası haline gelmişti. Tıpkı yorgunluk, açlık, yalnızlık, kızgınlık ve aşırı sevinç gibi, bu eski alışkanlıklar da ayık kalmamızı tehlikeye düşürecek tuzaklardır. İçkiyi bıraktığımız ilk günlerde, çoğumuz geriye bakıp içmemizle ilintili alışkanlıklarımızı gözden geçirmenin ve mümkün olan durumlarda da bu alışkanlıkları değiştirmenin yararlı olduğunu gördük. Sabahleyin gözünü açabilmek için banyoda gizliden içenler, şimdi kalkar kalkmaz kahve yapmak için mutfağın yolunu tutuyor.”

TELEFON TERAPİSİ

İlk günlerde çoğu alkoliğin farkına bile varmadan içtiğini söyleyen üye, “Bizler bilinçli olarak içmeye karar vermemiş ve muhtemel sonuçları da hiç düşünmemiş oluyorduk. Yeniden içki içmeye başlamak gibi bir niyetimiz de yoktu. Şimdi artık biliyoruz ki ilk kadehe uzanmamak, bu ilk içkinin yerine başka bir şey koymak, bize içtiğimiz günleri, alkolizm hastalığını, yeniden içmeye başlarsak neler olabileceğini düşünme imkanı sağlıyor. Neyse ki sadece düşünmekle kalmayıp bir şey daha yapabilir, birisine telefon edebiliriz. A.A.'ya katıldığımız ilk günlerde bize defalarca buradaki arkadaşlarımızın telefonlarını almamız ve içki içmek arzusu belirdiğinde onlara telefon etmemiz önerilmişti.  Önceleri, yeni tanıdığımız, hakkında çok az şey bildiğimiz bir kimseye telefon etmek garip geliyordu bize; çekiniyorduk. Ama bizden daha uzun süredir ayık olan arkadaşlarımız bu konuda hep ısrar ediyorlardı. Kendileri de önceden bizim gibi hissettikleri için bizim neden tereddüt ettiğimizi anladıklarını söylüyorlardı. Yine de, ‘Her şeye rağmen hiç olmazsa bir kere deneyin’ diyorlardı. Ve sonunda binlercemiz denedik. Çekinmemize hiç de gerek olmadığını anladık; tahminimizden kolay ve rahatlatıcı bir tecrübeydi. En önemlisi de çok işe yaradı” dedi.

KENDİNİZE BİR REHBER BULUN

İyileşmelerinin ilk ayları, hatta yıllarında ayık yaşamayı öğrenmiş insanlardan nasıl başardıklarına dair deneyim almanın etkin bir yol olduğunu söyleyen üye şöyle konuştu: “Eğer bir rehberin yakın dostluğu olmasaydı hayatta kalmayı başaramayabilirdik. Kuruluşunun ilk yıllarında A.A.'da ‘rehber’ kavramı yoktu. Daha sonraları Akron, Ohio ve New York'taki bazı hastaneler ayık bir A.A. ‘rehber’ olmayı kabul ederse, alkolik teşhisi konmuş kadın ya da erkek hastaları tedavi için kabul etmeye başladı. Rehber, hastayı hastaneye götürür, onu düzenli olarak ziyaret eder, hasta taburcu olurken hazır bulunur ve hastayı önce eve sonra da A.A. toplantısına götürür ve A.A. ile tanıştırırdı. Ayıklığın ilk ayları boyunca ‘rehber’ hep onun yanında bulunur, sorularını yanıtlar ve hastanın ihtiyacı olduğunda onu dinlerdi. Yeni gelen arkadaşların A.A.'ya alışmalarında ‘rehber’in öyle büyük yararı oldu ki, rehberlik, hastane tedavisi gerekmese de, A.A. dünyasında bir gelenek haline geldi. ‘Rehber’, alkol problemi olan kişinin ilk aradığı insan ya da A.A.'ya baş vuran kadın ya da erkekle ilk konuşan iyileşmiş alkolik veya gerekli tedavileri gördükten sonra hastaneden çıkan alkoliğin rehberliğini gönüllü olarak üzerine alan A.A. üyesidir.”

BOL BOL DİNLENİN

Çok içen insanların ne kadar yorgun olduklarının farkına varamadığını ve bu nedenle bol bol dinlenmeleri gerektiğini söyleyen adsız üye, “Bunun üç sebebi vardır: ilki içkide bol miktarda kalori vardır ve bu da içene geçici bir enerji verir. İkincisi içki merkezi sinir sistemini uyuşturduğu için rahatsızlık veya yorgunluk duyulmaz. Son olarak da içkinin uyuşturucu etkisi geçtikten sonra sinirlilik ortaya çıkar ki alkolik bunu enerji zanneder. Alkolü bıraktıktan sonra bu tahrik duygusu bir süre daha devam ediyor veya ürkeklik ve uykusuzluğa neden oluyor. Ya da birdenbire kendimizi yorgun, bitkin ve uyuşuk hissediyoruz. Veya sırayla her iki durum da ortaya çıkabiliyor. Belki hepimiz değil ama pek çoğumuz içkiyi bıraktıktan sonra uykusuzluktan şikayet ettik. Bize toplantılarda şöyle söylenir: ‘Üzülme, uykusuzluktan kimse ölmedi. Vücudun artık dayanamayacak hale gelince uyur kalırsın.’ Gerçekten de öyle olur” ifadelerini kullandı.

 

Haber Merkezi