19 Mayıs 2026, Salı 10:04
20°C İzmir

Gençlik yalnızlaşıyor: 19 Mayıs ruhu şart

Genç kuşaklar arasındaki suç ve şiddet verilerinin 19 Mayıs vizyonu üzerindeki etkilerini değerlendiren Sosyolog Sadık Aktaş, 19 Mayıs’ın özünde yer alan toplumsal sorumluluk, dayanışma ve ortak gelecek vizyonunun yeniden yorumlanması gerektiğini belirtti

  • Oluşturulma:
  • Güncelleme:
  • Kaynak: HABER MERKEZİ
Gençlik yalnızlaşıyor: 19 Mayıs ruhu şart haberinin görseli
10 dk okuma süresi

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milli mücadelenin meşalesini yakarak gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı yurdun dört bir yanında büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Ancak bayram heyecanının yaşandığı bugün, gençlerin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik çıkmazlar ve karıştıkları şiddet olayları geleceğe dair endişeleri de beraberinde getiriyor.

İçişleri Bakanlığı’nın son raporu, suça sürüklenen çocukların yüzde 71’inin 15-17 yaş grubunda olduğunu ortaya koyarken, bin 764 cinayet vakasının 266’sında çocukların yer alması tablonun vahametini gözler önüne seriyor. Organize suçlara karışan çocuk sayısındaki yüzde 236,4’lük artış ise dikkat çekiyor. Gençlerde yaşanan bu kırılmayı değerlendiren İzmir Sosyoloji Dernek Başkanı Sadık Aktaş, artan şiddetin yalnızca bireysel suçlarla açıklanamayacağını belirterek ekonomik kriz, gelecek kaygısı ve dijitalleşmenin gençler üzerinde derin bir aidiyet sorunu yarattığını söyledi. Günümüz gençliğinin giderek yalnızlaştığını ifade eden Aktaş, “Kolektif toplumsal kurtuluş yerine bireysel olarak kendini kurtar anlayışı öne çıkıyor” dedi. Aktaş, 19 Mayıs ruhunun yeniden dayanışma, toplumsal sorumluluk ve ortak gelecek fikri üzerinden yorumlanması gerektiğini vurguladı.

- REKLAM -

TÜKETİM NESNESİNE DÖNÜŞÜYOR

19 Mayıs’ın tarihsel süreçteki anlamı ile günümüzdeki gençlik algısı arasındaki kırılmaya dikkat çeken Aktaş, “19 Mayıs, tarihsel olarak gençliğin yalnızca biyolojik bir yaş grubunu değil; bir toplumsal idealin, Kurtuluş Savaşı’nın öznesi olarak temsil edilen bir simgeydi. O dönem gençlik, Cumhuriyet’in kuruluş süreci içinde kolektif bir bilinçle şekilleniyordu. Genç olmak; ülke, toplum, demokrasi ve kamusal sorumlulukla ilişkilendiriliyordu. Bugün ise gençlik algısında ciddi bir kırılma yaşandığı görülüyor. Çünkü modern sistem, gençliği artık toplumsal bir özne olmaktan çok bireysel tüketim nesnesine dönüştürüyor. Eskiden politik olan gençlik; bugün büyük ölçüde apolitik, yalnızlaşmış ve bireysel hazlara yönlendirilmiş durumda. Dizilerden dijital kültüre kadar pek çok alan, gençliği toplumsal sorumluluk yerine kişisel tatmin merkezli bir yaşama itiyor. Bu nedenle artan şiddet olayları sadece kriminal bir mesele değil; aynı zamanda kolektif kimliğin çözülmesinin bir sonucu olarak okunabilir. Gençler artık kendilerini büyük bir toplumsal hikâyenin parçası olarak değil, rekabet eden yalnız bireyler olarak görüyor. Bu da aidiyet duygusunun zayıflamasına ve öfkenin daha kontrolsüz biçimde dışa vurulmasına neden oluyor” dedi.

GÜVENSİZLİK YARATIYOR

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu ahlaki ve düşünsel gençlik vizyonu ile bugünün aşınan toplumsal değerlerini kıyaslayan Aktaş, gençleri suça ve saldırganlığa iten nedenlerin sadece bireysel ahlakla sınırlı olmadığını vurguladı. Derindeki ekonomik belirsizliklerin ve liyakat sorunlarının gençlerin psikolojisinde yarattığı tahribata değinen Aktaş, “Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözü, gençliği bir enerji kaynağı olmanın ötesinde; ahlaki, düşünsel ve toplumsal dönüşümün taşıyıcısı olarak görüyordu. Bugün ise gençlerin bir bölümünün şiddetin öznesi haline gelmesi, yalnızca değer kaybı ile açıklanamaz. Bu durum aynı zamanda ciddi yapısal sorunların sonucudur. Ekonomik belirsizlik, gelecek kaygısı, eğitim sisteminin nitelik kaybı ve liyakat duygusunun aşınması; gençlerde derin bir güvensizlik yaratıyor. Kendisini sistem içinde değerli hissedemeyen birey, öfkesini çoğu zaman saldırganlık üzerinden ifade ediyor. Ancak burada kültürel dönüşüm de önemlidir. Eskiden gençlik, idealler etrafında örgütlenirken; bugün neoliberal kültür bireyi yalnızca kendi çıkarlarıyla tanımlıyor. Toplum fikri geri çekilirken ben merkezli yaşam biçimi öne çıkıyor. Şiddet de bazen bu aşırı bireyselleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Çünkü ortak değerlerin zayıfladığı yerde empati, dayanışma ve toplumsal sorumluluk da zayıflıyor. Dolayısıyla mesele yalnızca bireysel ahlak sorunu değil; ekonomik, kültürel ve siyasal yapının gençliği nasıl biçimlendirdiğiyle ilgilidir” diye konuştu.

- REKLAM -

DİJİTAL ÇAĞ ŞİDDETİ TETİKLİYOR

Dijitalleşmenin, küreselleşmenin ve sosyal medya kültürünün yeni nesiller üzerindeki psikolojik yansımalarını değerlendiren Aktaş, sanal dünyanın sunduğu sahte görünümlerin gençlerde bir anlam krizine yol açtığını belirtti. Dayanışma ruhunun yerini alan rekabetçi ortamın bireysel öfkeyi nasıl beslediğini açıklayan Aktaş, “19 Mayıs’ın ruhunda dayanışma, ortak mücadele ve kolektif bilinç vardır. O ruh, bireyin kendisini toplumdan ayrı değil; toplumun bir parçası olarak görmesini ifade eder. Bugün ise özellikle dijital çağın etkisiyle gençler arasındaki ilişkiler daha parçalı ve yüzeysel hale geliyor. Sosyal medya kültürü, görünür olmayı değerli olmakla eşitleyen bir psikoloji üretiyor. Gençler artık birlikte üretmek yerine kendini öne çıkarmak baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Bu durum da bireysel öfkeyi artırıyor. Çünkü sürekli kıyaslanan, başarısızlık korkusu yaşayan ve aidiyet hissi zayıflayan bireyler daha kırılgan hale geliyor. Bir diğer önemli kopuş ise ulusal bilinç alanında yaşanıyor. Küreselleşme ile birlikte gençlik, kendi tarihsel ve toplumsal aidiyetlerinden uzaklaşırken; yerine güçlü bir evrensel etik de konulamadı. Bunun yerine daha çok tüketim kültürü ve hegemonik küresel yaşam tarzı yayıldı. Böylece gençlik, anlam üreten kolektif ideallerden kopup haz ve konfor merkezli bir dünyanın içine çekildi. Bu nedenle bugün yaşanan şiddet eğilimleri, sadece bireysel öfke değil; aynı zamanda anlam krizinin dışavurumudur” ifadelerini kullandı.

YENİDEN YORUMLANMALI

Gençliğin içinde bulunduğu yoğun geleceksizlik kaygısına, sosyal adaletsizlik hissine ve mevcut eğitim sistemindeki ezberci ve sınav odaklı aksaklıklara değinen Aktaş, genç nesillere sadece soyut bir umut yüklemek yerine somut bir amaç sunulması gerektiğinin altını çizdi. Sistemin yarattığı sanal yalnızlığa karşı politik ve toplumsal bir uyanışın şart olduğunu ifade eden Aktaş, “Ekonomik kriz, eğitim sistemindeki sorunlar, dijitalleşmenin yarattığı yalnızlık ve kimlik bunalımı birlikte düşünüldüğünde; bugün 19 Mayıs ruhunun yeniden yorumlanması gerekiyor. Çünkü gençliğe yalnızca umut yüklemek yetmez; ona yön, aidiyet ve amaç da sunmak gerekir. Bugünün gençliği ciddi bir gelecek kaygısı taşıyor. İşsizlik, ekonomik güvencesizlik ve sosyal adaletsizlik hissi, gençleri umutsuzlaştırıyor. Eğitim sistemi ise çoğu zaman eleştirel düşünce üreten değil; sınav odaklı bireyler yetiştiriyor. Dijitalleşme de gençleri fiziksel toplumsallıktan uzaklaştırıp sanal yalnızlığa itiyor. Bu nedenle 19 Mayıs ruhu bugün yeniden; dayanışmayı, toplumsal sorumluluğu, demokratik katılımı, üretkenliği ve düşünsel derinliği merkeze alan politik bir gençlik anlayışıyla ele alınmalıdır. Çünkü gençliği yalnızca bireysel başarıya ve tüketime odaklayan bir sistem, uzun vadede toplumsal çözülmeyi hızlandırır. Oysa 19 Mayıs’ın temel mesajı; gençliğin yalnızca kendi geleceğini değil, toplumun ortak geleceğini de inşa eden bir özne haline gelmesidir” şeklinde konuştu.

YERİNİ BENCİLLİK ALDI

Geçmiş dönemlerdeki gençlik hareketlerinin toplumsal misyonu ile günümüzün popüler kültür kodları arasındaki uçurumu özetleyen Aktaş, kolektif hedeflerini kaybeden gençliğin nasıl bir değer erozyonuna uğradığını çarpıcı bir kıyaslamayla ortaya koydu. 19 Mayıs’ın bir hafıza tazeleme fırsatı olduğunu belirten Aktaş, “Dün gençlik; vatan kurtaran, emperyalizme karşı tavır koyan, 68 kuşağı, 78 kuşağı olarak önüne dünyayı değiştirme hedefi koyan bir misyona sahipti. Bugün ise X, Y, alfa, beta gibi ruhsuz sembollerden oluşan, ‘kendini kurtaran kaptandır’ zihniyeti ile tanımsız fenomenlere dönüşmüşlerdir. Yani kolektif toplumsal kurtuluş yerine bireysel olarak kendini kurtar moduna çevrilen gençlik, dolayısıyla bencil ve değerlerden yoksun hale gelebilmiştir. 19 Mayıs, gençliğin kendini yeniden güncellemesi ve tekrardan toplumsal hedeflere ve değerlere yönelmesidir” dedi.

- REKLAM -

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.