Başka şehirde okumak: Özgürlük ve anksiyete

Okumak için alıştığı ortamdan başka bir şehre giden öğrenciler özgürlüğün ve yeni sorumlulukların getirdiği sorunlarla mücadele ederken; geride kalan ebeveynler ise giden çocukları üzerinde fazla kontrolcü olabiliyor.


  • Oluşturulma Tarihi : 04.09.2024 11:14
  • Güncelleme Tarihi : 04.09.2024 08:27
  • Kaynak : BERKAY ERDEN
Başka şehirde okumak: Özgürlük ve anksiyete

Muhabir-Berkay Erden / Her yıl 1 milyonun üzerinde öğrenci girdiği üniversite giriş sınavının ardından bir üniversiteye kaydını yaptırırken; bu öğrencilerden bazıları ise yaşadığı şehirden farklı bir şehirde bulunan üniversiteye kayıt yaptırmaya hak kazanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı verilere göre 2023 yılında 512 bin 11 kişi eğitim sebebi ile iç göç gerçekleştirirken; İzmir’de ise 18 bin 131 kişi eğitim nedeniyle geçen yıl başka bir şehre taşındığını belirtti. Aile yaşamından ve alıştığı ortamdan uzaklaşan gençler bu yer değiştirme durumundan dolayı bocalayabilirken; geride kalan ebeveynler ise çocukları hakkında endişelenerek içinde bulunulan bu yeni durumu olduğundan daha zor bir hale getirebiliyor. Eğitim nedeniyle başka bir şehre gitmenin yarattığı psikolojik zorluklar hakkında açıklamalarda bulunan Psikolog İlknur Peder, şehir dışına giden gençlere ve geriden kalan ebeveynlere tavsiyelerde bulundu.

Yeni sorumluluklar anksiyete sebebi

Şehir dışına giden gençlerin o güne kadar alışık olmadıkları sorumluluklar ile karşılaşmasından ötürü anksiyeteye sürüklenebileceğinden bahseden Psikolog Peder, yeni ortama ve yeni kurallara gençlerin adaptasyon sürecinde karşılaşabileceği sorunlara değinerek; “Şehir dışında eğitim almaya gidecek öğrencilerin heyecanlı olduğu gibi; bir o kadar kaygılı, endişeli olma ihtimali oldukça yüksek. Büyük ihtimalle o güne kadar ki hayatını ailesi ile geçirmiş öğrenci günlük hayatın getirdiği sorumluluklar, çözülmesi gereken ihtiyaçlar ve gereksinimlerle alakalı çoğunlukla çokta pratik ve deneyim sahibi olamayabiliyor. Yemek nasıl yapılır, karın nasıl doyurulur, faturalar, çamaşırlar, temizlik vesaire konularda yeterince tecrübe edinememiş bir öğrencinin şehir dışındaki yaşamında öncelikle bu konularda bir pratik edinmesi gerekecektir. Ayrıca bunun yanı sıra sosyal uyum, yeni bir çevre, yeni arkadaşlar, yeni bir eğitim süreci bütün bunlarla alakalı yine uyumlanması gereken süreçler olacak. Bu da öğrencileri tatlı bir heyecana sürükleyebildiği gibi anksiyeteye de sürükleyebiliyor” ifadelerinde bulundu.

Çocuğun gidişi ilişkideki sorunları açığa çıkartabilir

Girilen bu yeni sürecin sadece gençler açısından sorunlara neden olmadığına dikkat çeken Psikolog, ebeveynlerin de çocuğun bir anda evden gidişi ile sorunlar yaşayabileceğini dile getirdi. Evdeki çocuğun gidişi ile ilişkideki sorunların ortaya çıkabileceğinin altını çizen İlknur Peder, “Küçüklüğünden beri çocuğuna itina ile bakmış ebeveyn, çocuk bir anda evden başak bir şehre gittiğinde bir boşluk duygusuna düşebilir. Hatta şöyle bir ihtimal de olabiliyor; eşler arasında çok sağlıklı bir ilişki yoksa ya da alttan alta süren sorunlar, iletişim eksiklikleri varsa evdeki çocuğun şehir dışına gitmesi ile birlikte bu gerilimler su yüzüne de çıkabiliyor. Çocuk üzerinden süren bir iletişim ile iki tarafında o gerilimi idare ettiği bir süreç çocuğun gidişi ile gün yüzüne çıkabiliyor. Ayrıca çocuğun şehir dışına eğitime gitmesiyle ebeveynlerin birinde ya da ikisinde kontrol etmekte güçlük çekilen bir endişe durumu ortaya çıkabilir. Her an çocuğu düşünmek, sık sık arama ihtiyacı, çocuk telefonu açmadığında, mesaja cevap vermediğinde kötü senaryolar düşünüp panik olma gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz” şeklinde konuştu.

Büyük ve küçük şehrin psikolojisi farklı

Gençlerin alışık oldukları ortamdan farklı bir ortama geçişlerinde yaşayabilecekleri sorunlar hakkında bilgiler aktaran Peder, gençlerin büyüdükleri yerden büyük ya da küçük şehre yaşamaya gittiklerinde farklı durumlar deneyimleyeceğini söyledi. Büyük ve küçük şehirlerdeki insan ilişkilerinin ve imkanların farklılığına değinen Psikolog Peder, “Doğup büyüdüğü yerden daha küçük bir şehre okumaya giden öğrenciler alışkın oldukları zengin sosyal çevre, istediği sosyal aktiviteye kolay ulaşma imkanını geldikleri yeni şehirde sınırlı olması durumunda öğrenciler oldukça bocalayabiliyor. İstediği kıyafet seçeneklerine ulaşamaması, sosyal ve spor mekanlarının yetersizliği gibi durumlar ile karşılaşan öğrenci buna adapte olurken güçlük çekebiliyor. Ya da daha küçük bölgedeki insan ilişkilerinin büyük şehirdekinden farklılıkları da yine öğrenciyi zorlayabiliyor. Diğer taraftan küçük bir bölgeden büyük şehre gelen öğrenci için de farklı şekillerde sorunlar mevcut. Burada da öğrenci kendi yaşadığı yerdeki daha samimi ilişkilerin olduğu, nispeten hayatın biraz daha yavaş ve kolay olduğu yerden birdenbire akışın hızlı olduğu, trafiğin, sıra beklemelerin yoğun olduğu daha hızlı ve seri davranmak zorunda kalacağı bir büyük şehre gittiğinde adapte olmakta zorluklar yaşayabilir. Büyük şehirdeki insan ilişkilerinin daha az güven barındığını anlayan kadar, karşısındaki insanın asıl niyetini anlamayı öğrenen kadar sorunlar yaşayabilir” diye konuştu.

Fazla özgürlük eğitim hayatına zarar verebilir

Şehir dışına giden gençleri fazla özgürlük hissine kapılmamaları yönünde uyaran Peder, bu durumun onların eğitim hayatını hatta sağlıklarını etkileyebileceğini söyleyerek; “Gençler şehir dışında okumaya başladıkların şöyle bir duyguya kapılabiliyorlar ailelerinin yanında özgür hissedemediklerinde, yapmak istedikleri şeylere sınırlar konduğunda; şehir dışına gidişin tam bir özgürlük, istediklerini sınırsızca yapabilme imkanına kavuşma hevesine kapılabiliyorlar. Ama böyle bir duygu ile eğitim hayatlarına başlayacak olurlarsa bu onların gerek kendilerini geliştirmelerini, eğitim hayatlarını hatta sağlıkları açısından riskler teşkil edebilir. O nedenle bu duygudan ziyade; şehir dışındaki yaşamın yetişkin olmaya atılacak ilk adım olduğunu farkına varabilir gençler. Tabi ki kimlerle arkadaşlık kuracağına, eve kaçta geleceğine, nereye gideceğine kendi karar verecek. Bunun sorumluluğuna sahip olmanın bilincinden olursa gençler şehir dışındaki yaşam onlar için çok keyifli ve kazanımlı olabilir” açıklamalarında bulundu.

Aileler çocukları sıkmamalı

Evden uzaklaşan çocukları üzerindeki denetimi kaybetme korkusuyla ebeveynlerin de süreci daha zor bir hale getirebileceğini aktaran Psikolog İlknur Peder, ailelere çocuklarını sıkmama tavsiyesinde bulundu. Anne ve babalara soğukkanlı olmaları yönünde çağrı yapan Peder açıklamalarını şu sözler ile noktaladı; “Çocukları ile sağlıklı iletişim kurabilmiş ebeveynlerde bu süreç daha kolay ilerleyebiliyor. Ama o güne kadar yeterince güven bağı kurulamadıysa, yeterince sağlıklı iletişim kurulamadıysa çocuğun başka bir şehre gitmesiyle olaylar daha karmaşık bir hale gelebiliyor maalesef. Ebeveynlere buradan çokta kontrolcü olmadan, sık boğaz etmeden ‘neredesin, kimlesin, telefon niye açılmadı, görüntülü ara’ gibi sorularla çocuğu boğmadan soğukkanlı bir şekilde yapmakta fayda var. İmkanlar ve koşullar el verdiği sürece belli aralıklarla çocuğun evine, ailesinin yanına gelmesi ya da aileden birilerinin çocuğun okuduğu şehre gitmesi de oldukça faydalı olabilir. Çocuğun yaşadığı yerin görülmesi, iletişim kurduğu kişilerin görülmesi açısından aileden birinin zaman zaman oraya gitmesinde büyük fayda olacaktır. Ama bunu bir teftiş edasıyla olmaması lazım. Burada ebeveynler paniğe kapılmadan, sakin kalarak güven ve açık iletişimi koruyarak çocuklarıyla iletişimi sağlarlarsa çok daha sağlıklı olacaktır.”

BERKAY ERDEN

Yazarımız Kim ?

BERKAY ERDEN