Bilginin ve teknolojinin zirvesi: TEPECİK

Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof.Dr. Gökhan Akbulut geçen yıl kurulan Çocuk Ergen Madde Bağımlılığı Merkezi’nin İzmir’in tek yatılı bağımlılık tedavi merkezi olduğunu belirterek Türkiye’de konuyla ilgili toplamda sadece 4 birimin bulunduğunu söyledi


  • Oluşturulma Tarihi : 11.07.2016 08:12
  • Güncelleme Tarihi : 11.07.2016 08:12
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Bilginin ve teknolojinin zirvesi: TEPECİK

NİLGÜN TAZE ÖZEL HABER

120 akademisyen, 71 uzman hekim, 322 asistan hekimle 900’ün üzerinde doktor kadrosu bulunan Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 970 hemşire görev yapıyor. Günlük 7 bin 400 hastanın tedavisi yapılan hastanede poliklinik sayısının artması ile birlikte ise bu rakam 10 binlere ulaşmış durumda.  Yıllık toplamda 45-50 bin civarında ameliyatın gerçekleştirildiği hastanede 150 bin civarında da minör cerrahi işlemi yapılıyor. Türkiye’nin İzmir’de tek yatılı madde bağımlılığı tedavisini yapan Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aynı zamanda son teknoloji tedavi yöntemleri olan Girişimsel Radyoloji ve Robotik Cerrahi yöntemleri de kullanılıyor.

İZMİR’İN TEK ÇOCUK BAĞIMLILIK BİRİMİ: ÇEMATEM

Türkiye’de çocuk ve ergen madde bağımlılığı ile ilgili yatılı hizmet veren 4 hastaneden biri oldukları bilgisini veren Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof.Dr. Gökhan Akbulut, İzmir’de yatılı bağımlılık tedavisi yapan tek hastane oldukları bilgisini vererek şu açıklamaları yaptı: “Hastanemiz bünyesinde kurulan Çocuk Ergen Madde Bağımlılığı Merkezi (ÇEMATEM) Buca Hastanesi’nin içinde hizmet veriyor.  Çalışan personelin tamamı bize bağlı. Geçen sene 1 Haziran’da açılan birimimizin bir yılını tamamlamasının ardından neler yaptığımızın ve daha neler yapabileceğimizin analizini yapabilmek için İzmir valiliğimizin himayesinde bir toplantı gerçekleştirdik. Toplantıya Baş Savcılık, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi, İl Müftülüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Müdürlüğü,  Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü ve belediyelerden yetkililer katıldı. Yaş sınırı gün geçtikçe düşen madde bağımlılığının çok hassas bir konu olmasından dolayı tüm birimler bir araya gelerek neler yapılabileceği ile ilgili çalıştay yapıldı.”

 

İZMİR’DE BAĞIMLILIK ÇALIŞTAYI

Çalıştayda gün boyu gerçekleştirilen 3 panel ve 2 oturum ile İzmir’de madde bağımlılığı ile mücadele çalışmalarının değerlendirildiğini söyleyen Akbulut, birimlerin tek başlarına güzel çalışmalar yaptıklarını ancak konunun ciddiyetinden dolayı işbirliğine gidilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Genel değerlendirme oturumunda madde bağımlılığı ile mücadelenin nasıl geliştirilebileceği, hedefler, öneriler, projeler, işbirliği imkanları tartışılarak daha etkin bir mücadele için görüş ve öneriler dile getirildi. Çalıştayın sonuç raporunda, İzmir’de madde bağımlılığı ile daha etkin bir mücadele ve başarı için bu alanda faaliyet gösteren kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin daha sık bir araya gelmesi, koordinasyon ve ortak çalışmaları artırmasının yararlı olacağı belirtildi.  Bu çerçevede İzmir Valiliği başkanlığında üç ayda bir 53 kurum ve kuruluş temsilcisinin katılımı ile yapılan İzmir İl Uyuşturucu İle Mücadele Kurulu toplantılarının daha sık yapılmasına karar verildi” açıklamasını yaptı.

KURUMLARARASI İŞ BİRLİĞİ

Uzmanlık alanlarına göre daha efektif olarak çalışacak alt çalışma gruplarının oluşturulmasının çalıştay görüş ve önerisi olarak ilgili makamlara sunulması ve bilgi paylaşımının artırılmasının çalıştay sonuç raporuna yansıyan görüşler arasında yer aldığını söyleyen Akbulut, “Madde bağımlılığı dünyada ve ülkemizde ciddi bir halk sağlığı sorunu.  Madde bağımlılığı ile mücadele çok boyutlu bir mücadele olup kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon çok önemli. Sorunun asayiş, eğitim, kültür, sanat, spor, sağlık, hukuk gibi birçok boyutu var. Gençleri bu illetten korumak ve kurtarmak için el birliği ile mücadele etmemiz gerekiyor. Bir yıl önce Sağlık Bakanlığı bu konuda İzmir’de Çocuk Ergen ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (ÇEMATEM)’i açarak çok önemli bir adım attı. Bu çalıştay ile bir yılda yaptığımız çalışmaları değerlendirirken diğer kurum ve bakanlıkların bilgi ve deneyim birikiminden faydalanarak iş birliği imkanlarını genişletmek istiyoruz” dedi.

ÇOCUK CERRAHİSİ

İzmir’de çocuk cerrahisinin kendileri dışında Behçet Uz, 9 Eylül ve Ege Üniversiteleri’nde de yapıldığı bilgisini veren Prof.Dr. Gökhan Akbulut, çocuk kardiyolijisinde elektro fizyoloji konusunda uzman Doç. Dr. Cem Karadeniz’in bulunduğunu söyledi. Akbulut, “Özellikle ritim bozuklukları özel bir yöntemle yakılarak tedavi ediliyor. 100 vakayı geçen ameliyatlarda başarımız çok iyi. Hastanemizde önemli bir ihtiyaç olan ağrı kliniğini bir yıl önce kurarak ağrı konusunda yan dal ihtisası vermeye başladık. Bu merkezin kurulması palyatif bakımla beraber başta yaşlılarımız ve onkoloji hastaları için oldukça önemliydi” diye konuştu.

ROBOTİK CERRAHİ

Robotik cerrahide üroloji ile beraber yüze yakın vakayı tedavi ettikleri bilgisini veren Akbulut, üroloji, kalp cerrahisi, göğüs cerrahisi, genel cerrahi ve kadın doğum birimlerinde robotik cerrahinin yapıldığını söyleyerek, “Robotik cerrahi dünya standartlarına bakıldığında genellikle prostat ameliyatlarında ileri seviyede kullanılıyor. Bu hastalığın dışında ise kalın bağırsak kanseri, sürenal tümörleri gibi kanser vakalarını robotla yapmaya çalışıyoruz. Robotik cerrahinin dünyadaki ilk uygulamaları kalp ile ilgili olmasına rağmen dünya çapında en yaygın gelişme üroloji alanında olmuştur. ABD’de yıllık ortalama bin 700 kardiyak robotik operasyon gerçekleştirilmektedir. Yıllık yüzde 25’lik bir artışla bu sayı her yıl ortalama 400 kadar artmaktadır” ifadelerini kullandı.

GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ

Radyolojinin tedavi edici bölümü olan girişimsel radyolojide minimal invaziv yöntemler ve ciltten girilerek tedavi yapıldığını açıklayan Akbulut, girişimsel tedavinin büyük ameliyat kesikleri oluşturmadan hastaya daha az risk, ağrı ve daha kısa zamanda iyileşme imkanı sunduğunu söyledi. Girişimsel radyolojinin damarla ilgili ve damar dışı organlarla ilgili olmak üzere iki büyük gruba ayrıldığını belirten Akbulut, “Gelişmiş Radyoloji dediğimiz işlem gerçekte gelişmiş bir anjografi ünitesi. Burada preferik damar girişini yapabildiğimiz gibi nörolojik damar girişimlerini de yapabiliyoruz. Bunların dışında bütün boşluklara girebiliyor ve göğüs kafesine girerek buradaki apselerin boşaltımını da gerçekleştirebiliyoruz. İçi boş organlara temas eden safra kanalları gibi yerlere ulaşarak bu bölgelere katidal yerleştirebiliyoruz. Açık yapılamayan ve anestezi riski olan hastalarda anestezi almadan girişimsel radyoloji yöntemi ile tedavi yapılabilmektedir. İnmelerde ise çok seçilmiş hastalarda değişik birimlerle birlikte ve hızlı bir karar vererek tedaviye başlanması gerekiyor. Girişimsel radyolojide bunun çok önemli bir parçası” ifadelerini kullandı.

GERÇEK ACİL SAYISI

Acil serviste yılda 400 bin civarında hastanın tedavisinin yapıldığını ifade eden Akbulut, başvuran bu hastaların çoğunun gerçek acil vakalar olmadığını hatırlatarak şöyle dedi: “400 bin çok yüksek bir rakam ve maalesef doktorlarımız gerçek acil olmayan başvurulara da bakmak zorunda kalıyorlar. Şuan bin 30 yatağımız mevcut ve hastanemizin yenilenme çalışmaları bittiğinde bu rakam 850 yatağa inecek. 6 kişilik olan odalarımızın konforu çok düşük ve bu kabul edilebilir bir durum değil. Eski binalar olduğu için elektrik tesisatının yenilerek odalara en az bir lavabo yerleştirilmesi gerekiyor. Yine odaların çok sıcak olmasından hastalarımız ve refakatçileri son derece rahatsız olduğu için salon tipi klima taktırıyoruz. Hastanenin tamamen yıkılarak yeniden inşa edilmesi ise en az 5-6 yılı bulacak gibi görünüyor.”

İŞ BİRLİĞİ

Akbulut, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile birlikte yürüttükleri ortak çalışmalar bulunduğunu söyleyerek, “Projelerin yüksek bir kısmı yazım aşamasında olup bir kısmı da TÜBİTAK tarafından onaylandı. Tramvalar, kanser, optik, database ve telemedicine erken tanıya yönelik bir projelerimiz var. Telemedicinle ilgili programı diyaliz hastalarının evden takibine yönelik olarak oluşturduk. Araştırmacı bir havuz oluşturarak ortak çalışmalar yaparak birbirimizi geliştirmeye çalışmakla kalmayıp kanser genetiği ile ilgili çalışmaları da birlikte yürütüyoruz. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün çok iyi bir araştırmacı ekibi bizim ise çok yoğun bir klinik tedavi deneyimimiz var. Dolayısı ile bu iş birliği her iki taraf içinde güzel gidiyor” dedi.

Gökhan Akbulut Kimdir?

Prf.Dr. Akbulut, 1993 yılında tıp doktoru, 1998 yılında genel cerrahi alanında, Op.Dr. 1999 yılında Yrd.Doç.Dr., 2005 yılında Doçent, 2010 yılında Prof.Dr. unvanını almıştır. Prof.Dr. Akbulut, 3 tanesi SCI kapsamında olmak üzere 7 tıp dergisinde hakemlik, kendi alanında 8 dernekte üyeliği mevcuttur. Gastrointestinal ve onkolojik cerrahi, gastrointestinal endoskopi, advance laparoskopi, travma cerrahisi, afetlerde sağlık hizmetleri, palyatif bakım ve yaşlı bakımı alanında ulusal ve uluslararası 17 adet kurs-sempozyum-kongre düzenlenmesi, 40’ın üzerinde kurs katılımı faaliyetlerinde bulunmuştur. Ayrıca, tıp tarihi, tıp eğitimi ve deontoloji konuları ile ilgilenmektedir. Dr. Akbulut’un 20 tanesi deneysel 10 tanesi klinik olmak üzere 34 adet SCI dergide yayınlanmış makalesi, 2 adet kitap yazarlığı, 13 adet ulusal kitap bölümü yazarlığı mevcuttur. Türk Cerrahi Derneği Board Sertifikası mevcuttur. Yelken, bisiklet sporları ve resim ile aktif olarak uğraşmaktadır. İngilizce bilen Akbulut İrem Akbulut ile evli olup Deniz ve Defne Akbulut’un babasıdır.

 

Haber Merkezi