Sayfa Yükleniyor...
İzmirde bir kafeteryada garson olarak çalışan ve sempatik tavırlarıyla müşterilerin gözbebeği olan 20 yaşındaki down sendromlu Bengü Ceren Çelik, fırsat verildiğinde down sendromluların neler başarabildiklerini kanıtlıyor
E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER
İzmirin Karşıyaka İlçesinde ailesiyle birlikte yaşayan 20 yaşındaki down sendromlu Bengü Ceren Çelik, ilçede bulunan bir sosyal tesisteki kafeteryada iki yıldır garsonluk yapıyor. Ulusal Down Sendromlular Derneğinde 6 ay servis elemanlığı eğitimi aldıktan sonra iş hayatına adım atan Ceren, yaşam sevgisi ve çalışma azmi ile takdir topluyor. Henüz 10 günlükken down sendromlu olduğu anlaşılan Bengü Ceren Çelik, kısa zamanda hem çalışma arkadaşları hem de kafeteryanın müşterileri tarafından çok sevildi. Kafeteryaya gelen müşterilere tıpkı diğer garsonlar gibi hizmet eden Ceren, müşterilerle sohbet edip sosyal iletişimini de geliştiriyor. Güler yüzü ve sempatik tavırlarıyla müşterilerin ve çalışma arkadaşlarının göz bebeği olan Cerenin en büyük hayali ise üniversiteye gidebilmek. En büyük destekçisi ise eğitimci olan anne ve babası.
HAYAL KURMAYI ÇOK SEVİYORUM
Aldığı servis elemanlığı eğitiminin ardından, kendilerine fırsat verilen down sendromlu bireylerden biri olan Ceren, iki yıldır bir kafeteryada garson olarak çalışıyor. Çoğu zaman işe tek başına gidip gelen Ceren, verilen işleri eksiksiz yerine getirebiliyor. Sabahları işe gelirken fırından aldığı taze simitlerle işyerinde arkadaşlarıyla kahvaltı yapmayı çok sevdiğini ve çalışmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Ceren, Hayal kurmayı çok seviyorum. Bütün Türkiyeyi tek başıma gezmek istiyorum. Dans etmeyi, şarkı söylemeyi ve fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Evde elime tarağımı alıp hep şarkı söylüyorum dedi.
HAYALİ VETERİNER OLMAK
Çalışmaktan büyük keyif alan Cerenin, en büyük hayali ise üniversiteye gidebilmek. Hayvanları çok sevdiği için veteriner olmak isteyen Ceren, Çalışma hayatım çok güzel gidiyor. Burada masaları topluyorum, servis yapıyorum. Müşterilerle aram çok iyi. Çalıştığım için çok mutluyum. Çalışmadığım zamanlarda evde ailemle vakit geçiriyorum. Ev işlerinde de anneme yardım ediyorum. Hafta sonları bisiklet sürmeye gidiyorum. Şuan en büyük hayalim üniversiteye gidebilmek. Seneye çok ders çalışacağım ve üniversiteyi kazanacağım. Aklımda çok bölüm var ama en çok veteriner olmak istiyorum. Hayvanları, özellikle de köpekleri çok seviyorum. Daha önce bir köpeğim vardı. Alman kurdu olduğu için evde bakmak zordu. Bu yüzden başka birine vermek zorunda kaldık şeklinde konuştu.
HİÇBİR ZAMAN EVE KAPANMADIK
Henüz on günlükken kızının down sendromlu olduğunu öğrenen 49 yaşındaki anne Arzu Çelik, Ceren doğduktan sonra down sendromunun ne olduğunu öğrendim. 20 yıl önce internet de yoktu, bulabildiğimiz üniversite hocalarına, genetik uzmanlarına danıştık oradan kaynaklar alıp okuduk. İnternet yaygınlaştıkça internetten bilgiler edinmeye başladık. Bebekken sağlık problemleri vardı, öncelikle onları çözdük. Sonra eğitimlere başladı. Yürüme, konuşma ve motor becerileri üzerine destek eğitimleri aldı. Bu arada sürekli dışarıya çıktık, hiçbir zaman eve kapanmadık. Her zaman sosyalleşmesi için dışarıya çıkardım. Yürüyemezken bile bebek arabasında çocuk parkına götürüyordum. Çevreyi izliyordu. Sürekli dışarıdaydık. Bu nedenle sosyal ve aktif bir çocuk oldu diye konuştu.
BİR FARKLARI YOK
Cerenin çalışma hayatında yer almaya başladıktan sonra iletişim becerilerinin geliştiğini, özgüven ve sorumluluk sahibi bir birey haline geldiğini anlatan anne Çelik, şunları söyledi: Down sendromlu bireyler gerekli eğitimleri aldıkları ve aileler tarafından eve kapatılmadığı sürece birçok şeyi başarabilecekler. İzmir bu anlamda farklı bir şehir. Çocuklarımız da artık hayatın içindeler. Bir anne olarak Cerenin bir şeyler başarabildiğini gördükçe mutlu oluyorum ve gurur duyuyorum. Onlar da her şeyi yapabilir, bir farkları yok. Çalışma hayatında yer aldıkça Ceren çok fazla sosyalleşti. İnsanlarla daha iyi iletişim kurmaya başladı ve insanlar onu daha iyi anlamaya başladı. Zaman zaman evden işe kendisi gidiyor. Büyük bir artı kattı bunlar ona. Markete kendi gidiyor, alışverişini kendi yapıyor. Bunlar özgüvenini artırdı; bu da iş hayatı sayesinde oldu. İş disiplinini öğrendi. Özgüven ve sorumluluk sahibi oldu.
ÖRNEK OLSUN
Down sendromlu bireylere iş hayatında daha fazla istihdam yaratılmasını isteyen anne Çelik, Ceren, çok güzel hayalleri olan, sosyal becerileri çok fazla gelişmiş, iletişimi çok güçlü, özgüveni çok fazla olan bir genç. Hayallerini sık sık benimle paylaşıyor. En çok istediği ve hayalini kurduğu şey üniversiteye gitmek. Tek başına seyahat edebilmeyi çok istiyor. Biraz özgür ruhlu ve özgüveni çok yüksek olan bir genç. Diğer ailelerin de çocuklarının eğitimini ön planda tutması gerekiyor. Çocuklarını eve kapatmasınlar mutlaka insan içine çıkarsınlar. İş hayatına atılırlarsa hem insanlar bizim çocuklarımızın neler yapabileceğini görüyor hem de çocuklarımızın iş istihdamı artıyor. Down sendromlu çocukların yapamayacağı bir şey yok. Kimse çocukları engelli diye onları eve kapatmasın. İmkan verilince her şeyi yapabiliyorlar. Kızımın çalışması diğer işyeri sahiplerine de örnek olsun dedi.
İŞVEREN VE MÜŞTERİLER SAHİPLENDİ
Hala çok sayıda engelli gencin evlere hapsolmuş durumda olduğunu belirterek, down sendromlu bireylerin çalışma hayatında daha fazla yer alması gerektiğinin altını çizen 52 yaşındaki baba Ahmet Çelik, Birçok engelli çocuk evlere hapsolmuş durumda, bunu biliyoruz. Önce bir yadırgama oluyor ama zamanla down sendromlu bireylerinden kendilerinden bir farkı olmadığını görüyorlar. Ceren işe yeni başladığında bir bocalama dönemi olmuştu. Ama belli bir süreden sonra hem işveren hem de müşteriler sahiplendi. Ceren de alıştıkça çok mutlu bir birey haline geldi. Çocuğumuzu mutlu görmek bizi de çok mutlu ediyor. Son yıllarda engelli bireylerle ilgili toplumda farkındalık arttı ama istihdam konusunda hala sıkıntılar var. Engelli ailelerinin yaşam biçimlerinin de iyileştirilmesi gerekiyor. Eğer siz yanında değilseniz aklınız hep çocuğunuzda kalıyor. Aslında çocuklara en büyük katkıyı anneler sağlıyor. Babalar her ne kadar bu projelere ortak olsa da esas yükü çeken anneler ifadelerini kullandı.
Haber Merkezi