Çocuklar eğlenerek öğreniyor

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı İzmir Eşrefpaşa Öğrenim Birimi Müdürü Abdülkadir Güvenç, çocukların hem eğlenip hem de öğrendikleri eğitim programları hakkında bilgi verdi


  • Oluşturulma Tarihi : 16.05.2017 07:17
  • Güncelleme Tarihi : 16.05.2017 07:17
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Çocuklar eğlenerek öğreniyor

EMİRCAN IŞILDAK  - ÖZEL HABER

Kurulmuş olduğu 1995 yılından itibaren eğitime farklı bir bakış açısı getiren Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) İzmir’deki 6 eğitim noktasından biri olan Eşrefpaşa Öğrenim Birimi, kapılarını İLKSES Gazetesi’ne açtı. Birimin Müdürü Abdülkadir Güvenç, çocuklara verdikleri eğlenerek öğrenme modelini içeren eğitim sistemiyle ilgili bilgi verdi. Vakıf olarak yola çıkma amaçlarının soran-sorgulayan ve kendini ifade edebilen nesiller yetiştirmek olduğunun altını çizen Güvenç, kapılarının her çocuğa açık olduğunu da dile getirdi.

72 NOKTA VAR

Abdülkadir Güvenç, söyleşinin başında TEGV ile ilgili bilgi verdi. Güvenç, “TEGV 23 Ocak 1995 tarihinden itibaren eğitim hayatına başlayan bir vakıf. Milli Eğitim Bakanlığından sonra Türkiye’nin en yaygın eğitim kurumu olarak görünüyor. Yola çıkma amacımız, soran-sorgulayan, kendini ifade edebilen nesiller yetiştirmek. Hepimizim malumu olduğu üzere eğitimimizde belli başlı aksaklıklar var. TEGV da burada okullara rakip olarak değil ancak aksaklıkları giderebilmek için ‘Ben de varım’ diyerek yola çıkmış bir kurum. Türkiye’de 38 il üzerinden toplamda 72 noktamız bulunuyor. TEGV üç farklı yöntem ile çalışıyor. Bunlardan birincisi eğitim parklarıdır. Bunlar daha geniş alanlarda kurulmuş en az 10 odası, spor sahaları olan yerler. İzmir bu konuda şanslı çünkü Çiğli’de böyle bir parkımız bulunuyor. Eğitim parklarını kuramadığımız yerlerde de öğrenim birimleri yer alıyor. 38 civarında öğrenim birimlerimiz mevcut. Öğrenim birimleri biraz daha küçük yapılarda, en az 5 odası olan yerler. Bir diğeri ise Ateşböceği Gezici Öğrenim Birimleri oluyor. Bu birimlerimiz gezerek eğitim veren, köy okullarına, ücra köşelere gidebilen, istenilen yerlere konuşlanabilen bir yapıda. Eğitim faaliyetini tamamladıktan sonra da başka bir noktaya gidebiliyor” dedi.

“KAPIMIZ AÇIK”

Vakıf olarak kapılarının her çocuğa açık olduğunu da vurgulayan Güvenç, “Vakfımız yola çıkarken şöyle bir cümle kullanıyor; ‘Yarın yola çıkarken aydınlık yüzler görmenin koşulu bugünün çocuklarını eğitebilmektir.’ Bu anlamda biraz daha sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı gruplara yakın yerlere kuruluyor. Ama bu konuda bir kısıtlama da konulmuyor. Kısacası çocuk olan herkes gelebilir. İlla belli bir maddi bölümde yer alması ya da ailesinde bir kayıp yaşamasına gerek yok. 1. sınıf ile 8. sınıf arasındaki tüm çocuklar gelebiliyor. Burada herhangi bir kriter aranmıyor. Tamamen gönüllülük esasına dayanıyor. Zaten iki yolla çalışıyoruz. Bunlardan ilki çocuğun bireysel şekilde kendi isteğiyle gelip bize katılması oluyor. Okul dışı vaktini burada geçiriyor, eğitim programlarına dahil oluyor. Diğeri ise Milli Eğitim Bakanlığı ile yapmış olduğumuz protokol kapsamında okul saatleri içerisinde sınıf öğretmenlerinin gözetiminde etkinlik noktamıza geliyorlar. Etkinlikleri tamamladıktan sonra okullarına dönüyorlar” diye konuştu.

EĞİTİMLER 4 ANA DALDA

Etkinlikler ve eğitim programları kapsamında çocukların eğlenerek ve öğrenerek eğitim aldığını söyleyen Güvenç, “Eğitim programlarını bilim, matematik, fen ve sanat gibi alanlarda 4 ana dalda topluyoruz. Kendi eğitim programlarımızı kendimiz yazıyoruz. Bununla alakalı bir departmanımız var, danışmanlardan yararlanıyoruz. Örneğin Düşler Atölyesi programımızda çocukların hayal dünyasını geliştirmeyi hedefliyor. Aslında TEGV’ce bir eğitim oluşmaya da başladı. Türkiye’nin eğitim sisteminden biraz ayrılıyor. Biraz daha çocuk odaklı bir çalışmaya konsantre oluyor. Çocuğun eğitimin içinde var olduğu, kendisini özgürce ifade edebildiği bir etkinlik sistemine dönüyor. Örneğin biz de matematik dersi veriyoruz fakat bunun ismi ‘Öğrenerek Matematik’ oluyor. Geometri biraz daha çocukların el becerisine dayalı anlatılıyor. Eğlenerek ve biraz daha oyunlarla iç içe şeklinde matematik anlatılıyor. Eğitim metotlarını sürekli olarak Dünya ölçeğinde araştırıyoruz. Uygulanabilirliğinin Türkiye’deki karşılığı inceleniyor. Bu doğrultuda eğitimler veriliyor. Bunun yanı sıra ücretsiz şekilde okula destek olarak Türkçe, matematik ve İngilizce dersleri de veriliyor” ifadelerini kullandı.

TAMAMEN ÜCRETSİZ

Eğitim ve öğretim programlarıyla etkinlikler kapsamında çocuklardan ve ailelerden hiçbir şekilde ücret talep edilmediğini de belirten Güvenç, “Eğitim kurumlarımızda gönüllülerden kesinlikle bir ücret beklenmiyor, talep edilmiyor. Çocuklarımız tüm TEGV noktalarına ücretsiz bir şekilde gelebiliyor, istediği bir saatte istediği etkinliğe katılabiliyor. İzmir’de toplam 6 etkinlik noktamız var. Bunlar, Çiğli’de bulunan eğitim parkımızla birlikte Eşrefpaşa, Gümüşpala, Egekent ve Balçova’da olmak üzere 4 tane öğrenim birimimiz var. Bir de Karabağlar’da Ateşböceği Gezici Öğrenim Birimimiz var. Aslında TEGV’in 3 farklı unsurunu da kentimiz barındırıyor. Bu konuda İzmir olarak şanslıyız.  Çünkü Türkiye’de 6 noktamızın bulunduğu bir kent yok. Eşrefpaşa Öğrenim Birimi’nde toplamda bin 400 ila bin 600 arasında çocuğa ulaşıyoruz. Tüm Türkiye’de ise 170 bin civarında çocuğumuza eğitim veriyoruz. Burada en büyük teşekkürü de İzmir Büyükşehir Belediyesine etmeliyiz. Çünkü vakfımızın İzmir’deki sponsoru Büyükşehir Belediyesidir” dedi.

AMAÇ YARATICILIK

Güven, çocukların ufkunu açacak ve yaratıcılıklarını geliştirecek programları sunduklarını ifade ederek, “TEGV, eğitim stratejilerini planlarken Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı olan Pisa sonuçlarını ele alıyor. Sonuçlarda kötü durumdayız, sonlardayız. Çocuklar okulda günde 6 saat ders görüyorlar ama sonuçlar kötü geliyor. 10 sorudan iki tanesini yapabiliyorlar. Bu ciddi bir sorun olarak görünüyor. TEGV de buradan hareketle çocukları eğitiyor. Düşler Atölyesi programımız ise vakfın en eski programlarından birisi. Çok kapsamlı ve faydalı bir içeriği var. Çocuğun önlüğü giyip, boyaların içerisine istediği gibi daldığı bir program. Çocuklar soğuk, sıcak, ara ve ana renkleri öğrenerek başlıyorlar. Çocuk kendi akrilik boyasını kendisi yapıyor. Düşler Atölyesi’nin bir sırrı da oradadır. Çocuktan hazır bir boya ile resim yapması istenmiyor. Çocuk kendi boyasını kendisi oluşturuyor. Çocuğun yaratıcılığını tetiklemek istiyoruz. ‘Çocuğu kendi saflığıyla bıraktığınızda size neler verebilecek?’ bunu görmeyi arzuluyoruz. Bunların dışında okuyorum, oynuyorum ve drama gibi etkinliklerimiz bulunuyor. Biraz daha teatral dediğimiz, çocuğun karaktere bürünebildiği, çocuğun özgürce enerjisini atabildiği bir etkinlik içeriklerini barındırıyor. Tüm Türkiye’de de standart odalarda yapılıyor. Hangi eğitim birimimize giderseniz gidin turuncu minderler, fıstık yeşili bir halı ve koyu lacivert bir oda ile karşılaşırsınız. Bu da çocukların hayal dünyaları için tasarlanan bir oda formatıdır” diye konuştu.

FEN BİLGİSİYLE EĞLENİYORLAR

“Eğitimlerimizin fen kısımlarında ise çocukların matematiği ve fen bilgisini eğlenerek öğrenmeleri devreye giriyor. Türkiye’deki eğitim sisteminde maalesef fen bilgisi deneyleri gibi işlemlerde genelde bir çocuk deneyi yapar ve diğer çocuklar izler. TEGV de ise bu olay değişiyor. Çocukların da kendi deneylerini yaptığı, hepsinin ayrı ayrı uyguladığı alanlar oluşturuluyor. Öğretmen-öğrenci sisteminden çok abla-ağabey sistemine dönüyoruz. Abla-ağabey öğrencilere rehberlik eden bir karakter rolünde oluyor. Bunların yanı sıra kısa süreli etkinliklerimiz de oluyor. Hijyen eğitimi gibi kısa süreli eğitimlerle, önemli konularda öğrencileri aydınlatmayı hedefliyor” diyen Güvenç, Türkiye’de öğrenciler arasında başarısız bir tablo ortaya çıkaran Pisa sonuçlarına da değinerek, başarısızlığın nedenlerini şu şekilde sıraladı: “Her şeyden önce çocuklar okulu pek sevmiyor. Bunun yanı sıra okullarımızın alt yapıları bazen yetersiz kalıyor. Fiziki yetersizlikler var. Örneğin fen bilgisi dersleri deneylere dayalıdır, deney olmadan fen bilgisinin öğrenilmesi neredeyse imkansızdır. Ama birçok okulda laboratuvarın olmadığını görüyoruz. Olanlarda da genellikle öğrencilerin rahatça girip kullanamadıklarını biliyoruz. Malzeme desteği ve bilgisayar laboratuvarlarının sayıları az. Pratiğin olmadığı eğitim sisteminin başarıya ulaşma şansı da çok az. Bu işin püf noktası pratiktir. Öğrenci ne kadar pratik yaparsa o kadar da başarılı olmaya başlıyor. Bizim eğitim sistemimiz biraz daha teoriye dayalı olduğundan, pratiğe dökme aşamasında da altyapıların eksik kalışından dolayı maalesef başarısızlıklar oluyor.”

“ÇOCUKLAR BURADA BÜYÜSÜN”

Çocukların her an gelip ziyaret edebilecekleri ve vakit geçirebilecekleri alanlar yarattıklarına da değinen Güvenç, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Yönetim Kurulu Başkanımız Cengiz Solakoğlu’nun çok önemli bir sözü var; ‘Biz okula değil, sokağa alternatif bir vakıfız’ der. Bunun karşılığı da çocuğa her zaman açık olan kurumlar, eğitim birimleridir. Çocuklarımız ‘Ben burada kitap okumak istiyorum’ derse, etkinliği olmasa bile gelip kitap okuyabiliyor. Buranın tüm imkanlarından yararlanabiliyor. Biz bunu hedefliyoruz. Çocuk sokakta bilmediği bir ortamda büyüyeceğine gelsin burada büyüsün, biz kontrol altında tutalım. Burada gönüllü eğitmenlerimizle çocuklarımızı yetiştirelim. Tabi işin en önemli ayaklarından birisi de gönüllü eğitimcilerimizdir. Gönüllülerimiz hiçbir ücret almadan, karşılık beklemeden zamanlarını ayırıyorlar. Gönüllü eğitimcilerimiz de bir eğitim programından geçip çocuklarla çalışıyorlar.”

Haber Merkezi