Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemede yer alan ‘süresiz olarak’ ibaresini iptal etmesi tartışmaları beraberinde getirirken, Derin Yoksulluk Ağı karara ilişkin açıklama yaptı.
Nafakanın yalnızca teknik bir hukuk konusu olarak değerlendirilemeyeceğini belirten ağ, boşanma sonrasında yoksulluğa düşen taraf için nafakanın bir sosyal koruma mekanizması olduğunu vurguladı. Açıklamada, özellikle çocuklarının bakımını tek başına üstlenen, günlük ve güvencesiz işlerde çalışan yalnız annelerin yaşam koşullarına dikkat çekildi.
KOŞULSUZ VE SINIRSIZ BİR AYRICALIK DEĞİL
Derin Yoksulluk Ağı, kamuoyunda yoksulluk nafakasının zaman zaman ‘koşulsuz ve sınırsız bir ayrıcalık’ olarak sunulduğunu belirterek, uygulamadaki tabloya dikkat çekti. Açıklamada, nafaka miktarlarının çoğu zaman düşük kaldığı ve hükmedilen nafakaların dahi tahsil edilemediği ifade edildi. Nafaka hakkının sınırlandırılmasının kadınların ve çocukların yoksulluğunu derinleştirebileceğini belirten ağ, böyle bir düzenlemenin şiddetten uzaklaşmayı zorlaştırabileceği ve bakım emeğinin yükünü kadınların üzerine bırakabileceği değerlendirmesinde bulundu.
ÇOCUKLARIN TEMEL HAKLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Derin Yoksulluk Ağı, nafaka hakkındaki düzenlemelerin çocukların yaşam koşulları üzerindeki etkilerine de dikkat çekti. Açıklamada, nafaka hakkının sınırlandırılmasının çocukların eğitim, beslenme, sağlık ve barınma haklarını etkileyebileceği belirtildi. Kadın yoksulluğunun yalnızca nafaka üzerinden ele alınamayacağını belirten Derin Yoksulluk Ağı, kadınların ekonomik bağımsızlığını destekleyecek sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Ağ; ücretsiz kreşlerin yaygınlaştırılması, güvenceli istihdamın sağlanması ve bakım emeğinin kamusal politikalarla desteklenmesi çağrısında bulundu.
Açıklamada, kadın yoksulluğunu azaltacak sosyal politikalar geliştirilmeden yapılacak düzenlemelerin adil olmayacağı ifade edildi.