İLKSES TV'de Erdal Erek'in hazırlayıp sunduğu 'Gündem Özel' programının konuğu Verona YK Yapı İnşaat ve Müteahhitlik Kurucusu Yasemin Yıldız Budak oldu. Manisa'nın Ticaret Odası'na kayıtlı ilk ve tek kadın müteahhidi olduğunu belirten Budak, erkek egemen inşaat sektöründe karşılaştığı önyargıları, deprem güvenliği konusunda benimsediği yaklaşımı, planlı kentleşmeye yönelik eleştirilerini ve kadınların ev sahibi olmasını kolaylaştırmayı hedefleyen finansman modelini anlatarak, “Bu düzen ancak kadınlar birlikte mücadele ederse değişir” mesajı verdi.

BU DÜZEN DEĞİŞECEK
Manisa'nın tek kadın müteahhidi olduğunu belirten Budak, “Ticaret Odası'na kayıtlı ilk ve şu an itibarıyla tek kadın müteahhit… Aslında inşaat sektörüyle ilgili hiçbir bilgim yoktu. Bu sektörü eşim sayesinde tanıdım. Eşim 2003 yılından bu yana inşaat sektörünün içinde. Ben ise kendi mesleğimi yapıyor, ön lisans eğitimimin ardından lisansımı tamamlayarak çalışmaya devam ediyordum. Eşime destek olduğum süreçte sektörü yakından gözlemleme fırsatı buldum. Dikkatimi çeken en önemli şey ise sektörün tamamen erkek egemen bir yapıya sahip olmasıydı. Bir süre sonra kendi kendime, ‘Ben neden yapamayayım?’ diye sordum. Bu düşünceyle yola çıktım. Elbette çevremden ‘Kadınsınız, bu işi yapamazsınız’, ‘Burada ne işiniz var?’, ‘Başka işiniz mi yok?’ gibi birçok önyargılı tepki aldım. Ancak tam da o noktada kararımı verdim. Dedim ki, ‘Bu düzen değişecek’ Belki sadece kendim için değil, benden sonra gelecek kadınlar için de bu algının değişmesi gerekiyordu. İnşaat sektörü hâlâ büyük ölçüde erkek egemen bir alan. Ben de kadınların erkeklerle eşit şartlarda var olabileceğini göstermek, bu mücadelede yer almak ve Manisa'da buna öncülük etmek istedim. Dileğim, bu adımların sadece Manisa'da değil, ülkenin dört bir yanında artarak devam etmesi” dedi.
HİÇBİR ÇOCUĞU ENKAZ ALTINDA BIRAKMAK İSTEMİYORUM
İzmir ve Kahramanmaraş depremlerinin sektörde kendisini en çok etkileyen olaylardan olduğunu kaydeden Budak, şunları ekledi: “İzmir depremi sırasında burada görev yaptım ve yaşadıklarımız beni psikolojik olarak çok yıprattı. Eve döndüğümde bile sürekli tedirginlik hissediyordum. İnşaat yapmaya başladığımda ise statik hesaplar, demir donatı, zemin etüdü gibi konuların ne kadar hayati olduğunu daha iyi anladım. Başlangıçta bunları bilmiyordum ama zamanla çalışarak, araştırarak ve işin içinde öğrenerek kendimi geliştirdim. Bir binayı inşa etmeden önce zeminin uygun olup olmadığı, sulak alan olup olmadığı, taşıma kapasitesi, kullanılan demirin kalitesi, betonun dayanım sınıfı gibi her ayrıntının eksiksiz uygulanması gerekiyor. Çünkü bu işte hiçbir ayrıntıyı ihmal etme lüksünüz yok. Bir malzemeden kısmak ya da işin gereğini tam yapmamak, insanların hayatını riske atmak demektir. İnşaatın demir donatısını gördüğümde yapı adeta kale gibi görünüyordu ama buna rağmen içimde hep bir sorumluluk duygusu vardı. Kendi kendime, ‘Ben bu evi teslim edeceğim, burada aileler yaşayacak, çocuklar büyüyecek, belki torunları bu evde yaşayacak. Yarın bir gün bir şey olursa bunun vicdani yükünü nasıl taşırım?’ diye düşünüyordum. Ben hiçbir zaman bu işi sadece ticari bir faaliyet olarak görmedim. En büyük hedefim, yaptığım hiçbir binada hiçbir çocuğun enkaz altında kalmaması. Bu yüzden de sık sık söylediğim gibi, Hiçbir çocuğu enkaz altında bırakmak istemiyorum.”
DEPREM DİRENÇLİ KENTLER ELEŞTİRİSİ
Deprem dirençli kentler noktasında ise eleştirisini dile getiren Budak, “Birçok çalışma sundum, açıkçası bugüne kadar bu konuda ne büyük ölçekli ne de küçük ölçekli hiçbir yatırımcı ya da kurum bana destek olmak için yaklaşmadı. Çünkü bu yaklaşım, çoğu kişinin işine gelmiyor. Ben her zaman açıkça şunu söylüyorum: Manisa'nın, özellikle de Muradiye, Karaali ve çevresindeki bölgelerin ciddi anlamda planlı bir kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Bu bölgelerde bizim de projelerimiz bulunuyor. Ancak geçmişte tarım arazisi ya da bahçe olan her alanın yapılaşmaya açılmasını doğru bulmuyorum. Tarım arazileri ve sulak zeminler yapılaşma için uygun yerler değildir. Elbette gerekli zemin etütleri yapılabilir, teknik olarak bazı çözümler üretilebilir; ancak bu, her yeşil alanın betonlaşması gerektiği anlamına gelmez. Sonuçta bulduğumuz her boş araziye bina yaparsak insanların nefes alacağı alanlar nerede kalacak? Muradiye'de projeler yürütüyor olmama rağmen, açık söylemek gerekirse o bölgenin mevcut yapılaşmasını sevmiyorum. Oraya her gittiğimde kendimi adeta bir labirentin içinde hissediyorum. Birbirine çok yakın, yoğun yapılaşmış binalar arasında insanların yalnızca ev ile iş arasında gidip geldiğini görüyorum. Sanki geleceği, yaşam kalitesini ve sosyal hayatı unutmuş gibiyiz. Çocukların oynayacağı, insanların nefes alacağı sosyal donatı alanları son derece yetersiz. Oysa şehirler sadece binalardan ibaret olmamalı. Yaşam alanlarını planlarken insanların sosyal ihtiyaçlarını da düşünmek gerekiyor. Ne yazık ki bugüne kadar bu konuda kapsamlı ve sürdürülebilir bir adım atıldığını göremedim” değerlendirmesinde bulundu.
KADINLAR KONUT SAHİBİ OLUYOR
‘Kadınlara özel bir konut finansmanı modeli üzerine çalıştığınızı biliyoruz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı, nasıl işleyecek?’ sorusunu da yanıtlayan Budak, “Günümüzde kadınların büyük bir kısmı fabrikalarda ya da farklı sektörlerde çalışıyor. Hepsinin ortak bir hayali var: Kendi evine sahip olmak ya da çocuklarına bir ev bırakabilmek. Ancak mevcut ekonomik koşullarda bankalardan kredi çekildiğinde yüksek faiz yükü nedeniyle insanlar bunu karşılayamıyor. Hatta çoğu zaman borç, kişinin vefatından sonra bile çocuklarına kalıyor. Ben de ‘Bunu farklı nasıl çözebiliriz?’ diye düşünmeye başladım. Aklıma kampanyalı bir satış modeli geldi. Bu fikri ilk paylaştığımda birçok kişi bana ‘Delirdin mi? Batarsın, para kazanamazsın, sakın böyle bir işe girme’ dedi. Ama ben kendi işimi kendi doğrularımla yapmak istedim. Belki de hiç beklemediğim bir anda bu model hem bana hem de insanlara fayda sağlayacaktı. Model şu şekilde işliyor: Öncelikle kişinin ödeyebileceği kadar bir peşinat belirleniyor. Ardından gelir durumuna göre aylık ödeme planı oluşturuyoruz. Fabrikada çalışan bir kadınsa, ev hanımıysa, asgari ücretle çalışıyorsa ya da daha yüksek gelir elde ediyorsa buna göre farklı bir ödeme modeli hazırlıyoruz. Yani herkese tek tip ödeme planı sunmuyor, tamamen kişiye özel bir sistem oluşturuyoruz. Bu süreçte tüm sözleşmeleri noter aracılığıyla yapıyoruz. Bunun amacı yalnızca kendimi değil, evi satın alan kişiyi de güvence altına almak. Dairenin hangi tarihte teslim edileceği, hangi dairenin satıldığı ve tüm şartlar resmî olarak kayıt altına alınıyor. Böylece ileride herhangi bir mağduriyet yaşanmasının önüne geçiyoruz. Daire teslim edildiğinde bazı müşterilerimizin ekonomik olarak zorlandığı dönemler olabiliyor. Böyle durumlarda elimden geldiğince anlayış göstermeye çalışıyorum. ‘Önce kendini toparla, gerisini birlikte çözeriz’ diyebiliyorum. Esnaf olan kadın müşterilerimiz çek ya da senetle ödeme yapmak istediğinde de bunu değerlendirebiliyorum. Önemli olan insanların ev sahibi olabilmesini sağlamak. Bu finansman modeliyle özellikle kadınların konut sahibi olmasını kolaylaştırmayı ve onların ekonomik hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasına katkı sunmayı hedefliyorum” sözlerini gündeme taşıdı.
BUDAK’TAN KADINLARA ANLAMLI MESAJ
Budak, son olarak ise “Ben hiçbir kadının umudunu kaybedip hayallerinden vazgeçmesini istemiyorum. ‘İmkanım yok, yapamam, çalışamıyorum, eşime mahkumum, o olmazsa ben bir hiçim’ düşüncesine kapılmalarını istemiyorum. Elbette erkekler de ailelerini geçindirmek için büyük sorumluluklar üstleniyor. Ancak ülkemizde yaşanan ekonomik zorluklar, kadın cinayetleri, şiddet ve eşitsizlikler her geçen gün artıyor. Böyle bir ortamda sessiz kalmayı doğru bulmuyorum. Kadınların da susmasını, geri planda kalmasını istemiyorum. İnanıyorum ki bu düzen değişecekse ancak hep birlikte mücadele ederek değişecek. Ben de kendi yolculuğumla, attığım adımlarla kadınlara örnek olmayı, onlara ‘Ben yapabiliyorsam siz de yapabilirsiniz’ diyebilmeyi istiyorum. Bu mücadelenin en güçlü yanı da birbirimize cesaret vermek ve dayanışmayı büyütmek” mesajını verdi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın