Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 20 Temmuz 2026 tarihinde bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının sosyal medya hesaplarında ‘kadın sünneti’ adıyla tanıtım ve reklam içerikleri paylaşmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Platform, söz konusu paylaşımların kabul edilemez olduğunu belirterek, “Kadın sünneti yoktur, kadın cinsel organı sakatlaması vardır” ifadelerini kullandı. Açıklamada, kadın genital mutilasyonunun (FGM), tıbbi bir gereklilik bulunmaksızın kadın cinsel organlarının değiştirilmesi veya zarar görmesini içeren bir uygulama olduğu ve uluslararası hukukta ağır bir insan hakları ihlali olarak kabul edildiği vurgulandı. ‘Sünnet’ kavramının ise bu ağır yaralama eylemini dini bir kavram üzerinden meşrulaştırmak amacıyla bilinçli olarak kullanıldığı ifade edildi.
AĞIR İNSAN HAKLARI İHLALİ
EŞİK’in yazılı açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “20 Temmuz 2026’da kamuoyunda gündeme geldiği üzere, bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından sosyal medya hesaplarından ‘kadın sünneti’ adıyla tanıtım ve reklam içerikleri paylaşılmıştır. Sosyal medyada ‘kadın sünneti’ adı altında reklam yapılması kabul edilemez. Kadın cinsel organı sakatlaması, hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacak ağır bir insan hakları ihlalidir. Kadın genital mutilasyonu, tıbbi olmayan nedenlerle kadın cinsel organlarının değiştirilmesi veya zarar görmesini içeren bir uygulama olup, uluslararası alanda insan hakları ihlali olarak kabul edilmektedir. Kadın sünneti yoktur, kadın cinsel organı sakatlanması vardır. Sünnet kavramı, yapılan bu ağır yaralama eylemini dini bir kavram ile meşrulaştırma amacıyla kasten kullanılmaktadır. Dünya genelinde tahminen 230 milyon kız ve kadın bu zararlı uygulamaya maruz kalmış ve bunun yol açtığı psikolojik, fiziksel ve cinsel sağlık sorunlarıyla yaşamaktadır. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), yalnızca 2026 yılında yaklaşık 4,5 milyon kız çocuğunun kadın genital mutilasyonuna maruz kalma riski altında olduğunu tahmin ediyor. UNFPA ve UNİCEF sayısız rapor ve belge ile uygulamanın son bulması için çalışmaktadır. Gelen tepkiler üzerine ‘Hud derisi alma işlemi’ olarak adlandırılması, yapılacak işlemin niteliğini değiştirmemektedir. Klitoral hood (klitoral başlık), kadın genital anatomisinde klitorisin üzerini kaplayan ve onu dış etkenlerden koruyan doğal deri kıvrımıdır. Kadın bedenine dayatılan kapitalist ve ataerkil operasyonlar ister kâr amacıyla yapılsın isterse dini gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılsın suçtur.”
FARKINDALIK KAMPANYASI AÇMAYA DAVET EDİYORUZ
Son olarak ise, “Dini ya da ‘estetik’ gerekçeleriyle iradeleri sakatlanan, ömür boyu sürebilecek olumsuz sonuçları konusunda gerekli hukuki ve bilimsel bilgilendirme yapılmayan kadınlar üzerindeki bu tür işlemler, Türk Ceza Yasası’nda ağır bir yaralama suçudur. Türkiye’nin tarafı olduğu BM CEDAW Sözleşmesi ile ilgili CEDAW Komitesi – Genel Tavsiye No. 14 (1990) ve CEDAW/CRC Ortak Genel Tavsiye No. 31/18 (2014), devletlere yasal yasaklama, eğitim alanında ve sağlık sektöründe müdahale yükümlülüğü getirmektedir. Kaldı ki, İstanbul Sözleşmesi de kadın cinsel organı sakatlamasını (genital sakatlama-FGM) 38. maddesi kapsamında bir suç olarak tanımlamaktadır. Sözleşme, bu tür zararlı geleneksel uygulamaların meşru bir kültürel gerekçeyle savunulmasını kesin olarak reddetmekte ve devletlere mağdurları koruma yükümlülüğü getirmektedir. Sözleşmenin içeriği Türkiye’de hala yürürlüktedir. Konuyla ilgili olarak TTB-Kadın Hekim ve Kadın Sağlığı Kolu ve HASUDER-Toplumsal Cinsiyet, Kadın Sağlığı Çalışma Grubu’nun girişimlerini takip ediyoruz. Açılan disiplin soruşturmalarının bir an önce sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Aile, Adalet ve Sağlık bakanlıklarını bu tür girişimleri yasaklama, ilgililer hakkında gerekli hukuki işlemleri başlatma ve kamuoyunda acilen kadın cinsel organı sakatlaması (genital mutilasyon) konusunda bir farkındalık kampanyası açmaya davet ediyoruz” çağrısı yapıldı.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın