Evini botanik bahçe haline getirdi

İzmir’de yaşayan bitki tasarımcısı Özlem Yapıcı, atölye olarak kullandığı evinin salonunu adeta bir botanik bahçesine çevirdi. Yapıcı, hobi olarak yapmaya başladığı kokedamaları daha çok insana ulaştırmak için internet üzerinden satışını yapmaya başladı


  • Oluşturulma Tarihi : 02.02.2017 06:39
  • Güncelleme Tarihi : 02.02.2017 06:39
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Evini botanik bahçe haline getirdi

E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

Kokedama, ilk kez Japonya’da uygulanan ve Avrupa’da çok yaygın olan yeni bir bitki yetiştirme tasarımı akımı. İngilizce’ye tam çevirisi “moss ball“ olan kokedamaya Türkçe olarak yosun topu deniyor.

Standart bitki yetiştirme modelinden en net ayrışım noktası, bitkinizin artık bir saksıya ihtiyacı olmaması. Türkiye’de yeni yeni yaygınlaşan bu akımın İzmir’deki uygulayıcılarından biri 30 yaşındaki evli ve bir çocuk annesi Özlem Yapıcı. Asıl mesleği peyzaj mimarlığı olan Yapıcı, masa başı işleri sıkıcı bulduğu için bitki ve toprakla uğramaya başladı. Atölye olarak kullandığı evinin salonunu adeta bir botanik bahçesine çeviren Yapıcı, hobi olarak yapmaya başladığı kokedamaları daha çok insana ulaştırmak için internet üzerinden satışını yapmaya başladı.

EĞİTİMLERE VE WORKHOPLARA KATILIYOR

2009 yılında Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nden mezun olan Yapıcı, kokedama yapımına nasıl merak saldığını şöyle anlatı: “Evlilik ve çocuk derken iş hayatına pek fazla giriş yapamadım. Masa başı işleri tercih eden biri olmadığım için toprak ve bitkiye yöneldim. Çiçek tasarımı konusunda piyasada genel olarak erkek egemen bir yapı var. Ben kadın gözüyle bakmak istedim. Kokedama ve teraryum üzerine eğildim. Kendimi bu alanda geliştirmeye çalışıyorum. Türkiye genelinde bu konuda verilen eğitimleri ve workshopları takip ediyorum. Bu ay içerisinde bir eğitim almak üzere İstanbul’a gideceğim. İnsanların ilgisini ölçmek ve geri dönüşleri gözlemlemek amacıyla çeşitli festivallere katılıyorum. İstanbul’da workshoplara katıldım. Yurtdışındaki eğitimleri de araştırıyorum.”

ARTIK SAKSIYA İHTİYACINIZ YOK

Kokedamanın yapımı ve kullanım alanları hakkında bilgi veren Yapıcı, “Kokedamayı, bonzai ve ikebana arasında bir yere koyabiliriz. En basit anlatımla kokedama, bitkinin köklerini topraktan düzgünce ayırdıktan sonra, kökleri farklı toprak ve kuru yosun türleri ile hazırlanabilen (farklı bitkiler için farklı içerikler kullanılabilir; kil, torf, vs) bir çamur ile sımsıkı bir top haline gelecek şekilde sarmalanması ile oluşturulur. Çamuru top haline getirdikten sonra genellikle en son katman olarak canlı kuru yosun ile sarılır ve ardından organik iplerle tasarım sabitlenir. Standart bitki yetiştirme modelinden en net ayrışım noktası, bitkinizin artık bir saksıya ihtiyacı olmamasıdır. Dilerseniz düz bir tabak ile masa üstü gibi düzlemlerde, dilerseniz iplerle tavana ya da uygun olan yüksek yerlere asarak sergileyebilirsiniz. Bitkiyi yetiştirirken saksıya ihtiyaç duyulmaması ilgimi çekti. Sulama minimum seviyede olduğu için arada fısfıs yöntemiyle ya da suyun altında gezdirerek nemlendirip tekrar istediğiniz şekilde koyabiliyorsunuz. Evin bir objesi gibi... Canlı yosunlarla ya da nemli ortamda yaşayan bitkilerle küçük bir doğa yaratılabiliyor” dedi.

HAYALİNİZDEKİ BİTKİYİ YAPIN VE YETİŞTİRİN

Teraryumun ise genellikle cam fanus ya da kavanoz benzeri dekoratif objeler içerisinde tasarlanan; bitki yetiştirme sistemlerinin genel bir adı olduğunu belirten Yapıcı, “Teraryum bakımı ve ihtiyaçları, içerisindeki bitki çeşidine göre değişiklik gösterebilir. Teraryumun dibindeki su buharlaşarak cam fanusa çarpar. Tıpkı doğadakine benzer şekilde, cam fanus içerisinde nem oluşmaya başlar. Bitkiniz fanus içerisindeki nemi, ısıyı ve ışığı; gövdesi ve yaprakları ile alarak büyür. Teraryumunuzu ister gün ışığı alan aydınlık bir bölgeye koyarak ister harici bir ışık kaynağı ile aydınlatarak ışık ihtiyacını karşılayabilirsiniz. Teraryumun en önemli unsurlarından biri doğru katmanları doğru sırayla yerleştirmektir. İri çakıl veya pomza taşı, volkanik tüf, aktif karbon, torf, canlı yosun ve bitkiler, doğal taşlar ve dekoratif malzemelerle hayal gücünüzü de ekleyip teraryum yapabilirsiniz. Kök fazla büyümediği için bitki de çok büyümüyor. Hemen hemen alındığı boyutta kalıyor. Ama ileriki dönemde ben bunu büyütüp saksıya geçirmek istiyorum dediğiniz zaman yosundan çıkarıp saksıyı da gayet rahat dikebilirsiniz” ifadelerini kullandı.

URLA’DA ÜRETİM YAPMAK İSTİYOR

Türkiye’de üretim konusunda yetersizlik olduğunu dile getiren Yapıcı’nın hedefi zamanla Urla’da bu bitkilerin yetiştiriciliği yapmak. Son dönemlerde kadınların tasarım alanında başarılı işler ortaya koyduğunu söyleyen Yapıcı, “Üretimin çoğu burada yapılıyormuş gibi görünüyor ama yüzde 80’i yurtdışından gelen bitkilerle yapılıyor. Türkiye’de yetiştiricilik epey düşük seviyede. Bitkiyi alırken en iyisini seçmek istersiniz. Yerelde bitkinin gelişim formlarına çok dikkat edilmiyor. Yurtdışından gelen bitkilerde ise görselliğe de büyük önem veriliyor. Sanırım bu yüzden yurtdışı daha fazla tercih ediliyor. İlerleyen zamanlarda Urla taraflarında işin üretim boyutuna da yönelmeyi düşünüyorum. Son dönemde tasarım konusunda kadınlar başı çekiyor. Çok güzel örnekler ortaya koyuyorlar. Sürümden kazanılacak ürünlerden ve hep standart şeylerden ziyade daha tasarıma yönelik görsel ya da çeşitli neler olabilir dünyada neler var diye araştırılıp çok rahatlıkla yapılabilir. Devlette özellikle kadınlara ve gençlere bu konuda destek vermeli” şeklinde konuştu.

GÖRENLER YAPAY ÇİÇEK SANIYOR

Birbirinden farklı tasarımların insanlar tarafından çok beğenildiğini, özellikle hediyelik eşya olarak oldukça tercih edildiğini vurgulayan Yapıcı, “İnsanlar görünce çok beğeniyor. Farklı buluyorlar. İnsanlar artık hediye olarak farklı alternatifler arıyor. Hediyelik eşya olarak çok fazla tercih ediliyor. Hem kalıcı olması hem de görsel açıdan gerçekten değişik bir alternatif... Görenlerin çoğu yapay bitki olduklarını zannediyorlar. Şuan ağırlıklı olarak internet üzerinden tanıtımını ve satışı yapıyorum. İnstagram güzel bir örnek bunun için. Dünyadan insanlar beğenip mesajlar atıp karşılıklı etkileşim alıyoruz. Dünyanın öbür ucunda kokedama yapan insanlarla iletişim kurarak fikir alışverişi yapıyoruz. Bu bakımdan internetin gücü asla yadsınamaz. Dünyanın her yerine ulaşabiliyorsunuz. Hem satış amaçlı hem beyin gücünü açmak açısından internetten yoğun olarak faydalanıyoruz” dedi.

HER EVİN BİR KÖŞESİNDE OLMALI

Müşterilerine satın aldıkları bitkiye nasıl bakım yapmaları gerektiği konusunda detaylı bilgi verdiğini belirten Yapıcı, şunları söyledi: “Satılan bitkilerin yanına bilgi kitapçığı da koyuyorum. Alınan bitkinin nasıl bakımının yapılacağını bilmek gerekiyor. Genelde görselliğine bakıp aldığınız zaman az su isteyen bitkiye çok su verdiğinizde öldürebiliyorsunuz. Ve insanlar bitki alımından soğuyor. Alırken herkesi özellikle bilgilendiriyorum. Hangi bitki türüyse ona göre isteklerinin üzerinden geçiyorum veya sormak istedikleri bir şey olursa iletişime geçebileceklerini söylüyorum ki bitki bakımından soğumasınlar. Aslında bitkiler eskiden babaannelerimizin evlerinin bir köşesinde olan gayet zevkle baktıkları balkonlarda olandı. Yavaş yavaş insanların kendilerine bile bakmakta zorlandığı bir dönemde bitki bakmak biraz zor geliyor açıkçası. Ama aslında onun da isteklerini bildiğiniz zaman çok minimum bakımla gayet rahatlıkla evin bir köşesinde bakabilirsiniz. Herkesin evinin bir köşesinde olması gerekiyor bu beton yığınında yaşarken.”

OĞLUNA TOPRAKLA İÇE İÇE ALAN YARATTI

Yapıcı’nın evdeki en büyük yardımcısı 4 yaşındaki oğlu Arda. Oğlunun da toprağı çok sevdiğini ve eldivenlerini geçirerek kendisine yardım ettiğini söyleyen Yapıcı, bu durumdan oldukça memnun. Şehir hayatında oğluna toprakla iç içe bir alan yarattığı için mutlu olan Yapıcı, “Oğlum da çok ilgili zaten bahçeyi ve toprağı seven bir çocuk. O da eldivenlerini geçirip bana yardım ediyor. Toprakla uğraşıyor. Ufak yaştan bitkilerle iç içe olması benim de çok hoşuma gidiyor. Bilgisi olsun istiyorum. Şehirde yaşadığımız için ister istemez dört duvar arasında büyüyorlar. Arada Urla’ya giderek toprak özlemimizi gideriyoruz ama okullar açılınca dönmek zorunda kalıyoruz. Evimin salonu botanik bahçe gibi. Aslında evde biraz sıkıntılı oluyor ama bana rahatlık veriyor” diye konuştu.

KADINLARIN BU İŞE EL ATMASI LAZIM

Yaptığı tasarımları İnstagram’da Woplant adlı hesaptan paylaşan ve satışa sunan Yapıcı, insanların ilgisine dair şunları söyledi: “İnternet üzerinden görseller çok paylaşıyorum ve satış yapıyorum. Daha rahat çalışmak açısından bir dükkan veya atölye ihtiyacım var. Kokedama yapımını dair workshop almak isteyen çok sayıda insan var. Biz zaten iç içe olduğumuz için farklı gelmiyor ama herkesin evinde olan şeyler değil bu bitkiler ve toprak. Bu yüzden insanların ilgisini çekiyor. Çocuklara yönelik çalışmalar yapmayı da planlıyorum. Üretim ve tasarım alanında artık kadınların el atması gerekiyor. Sadece çiçekçiler üzerinden giden bir üretim var şuanda. Aslında çiçek bitki denildiği zaman genelde daha çok gelin buketinden gelin tacına, ev süslemesinden hediyelik eşyasına kadar çiçek hayatımızda çok önemli bir yer tutuyor. Ölümden doğuma, hediyeden ziyarete kadar… Bunun artık geliştirilmesini, farklılaştırılmasını ve kadınların artık bu işe el atması gerektiğini düşünüyorum. Çiçekçi denilice sanki sadece bir buket bir şey aranjman her yerde bulunabilir ama artık modern çiçekçilik üzerinden de üretimler yapılması gerekiyor.”

AĞLAYA AĞLAYA ŞEHRE DÖNERDİM

Küçük yaşlardan itibaren bitkilerle ve toprakla iç içe bir hayat sürdüğünü belirten Yapıcı, “Bitkilerle aram her zaman iyiydi. Çeşmealtı’nda yazlığımız vardı, ağlaya ağlaya şehre dönerdim. O dönemden beri hep kendi bahçemizde bir şeyler eker, sebze ve meyve yetiştiririz. Bitkilerle iç içe olmak için peyzaj mimarlığını seçtim. Aslında güzel bir bölüm ama dezavantajları var. Ülkemizde ne yazık ki teoriye dayalı bir eğitim var. Okul hayatı boyunca toplamda bir iki kere anca elimiz toprağa değmiştir. Türkiye çapında bitkiye doğaya yönelmek lazım. Aslında yeni nesil biraz daha bilinçli geliyor ama ileriki dönemlerden daha çok umutluyum. Şuan doğaya saygı yok. İzmir’in tek yeşil büyük alanı olabilecek Kültürpark ama tamamen yeşil olacak şekilde değerlendirilmiyor. Orada çocuklara gençlere çok güzel projeler yapılabilir” dedi.

Haber Merkezi