Sayfa Yükleniyor...
Okul Yıllık Gelişim Modeli çalışmasını yürüterek, bu modeli 7 ayrı birime ayırdıklarını söyleyen Öğretmen Kenan Gamsız İlkokulu Müdürü Dr. Özlem Özer, bugüne kadar gönüllük esasına dayalı birçok çalışmaya imza attıklarını ifade etti
NİLGÜN TAZE-ÖZEL HABER
İlkokullarda aktif öğrenme ve teneffüs koçluğunu gündeme getiren gönüllü eğitimciler, okul bahçelerine yaptırdıkları çarpım tablosunu öğrencilerin zıplama yöntemi ile öğrenmesini sağlıyor.
Ezberden uzak bir eğitim sistemi geliştirmeye çalışan eğitimciler aynı zamanda oluşturdukları sayı doğrusu ile de kolay matematik öğrenme tekniklerini hayata geçirmekte.
ÇOCUKLAR YAPARAK ÖĞRENİYOR
Çoğu yetişkinin yönlerini bulmakta zorluk çektiğini hatırlatan Öğretmen Kenan Gamsız İlkokulu Müdürü Dr. Özlem Özer, çocukların küçük yaşlarda yönlerini rahatlıkla bulmalarını sağlayacak pusula sistemini okul bahçelerine çizerek öğrenmelerini sağladıklarını söyledi. Özer, Okul bahçesine çizdiğimiz pusulalar görsel nitelik taşıdığı için öğrencilerimizin kalıcı olarak öğrenmesine ve hayatları boyunca bu bilgiyi kullanmalarına neden oluyor. İngilizce öğrenmenin metaryelle daha kolay hele geldiğini gördüğüm için İngilizce sınıfımızı birçok metaryal ile donattım. Bahçemiz ve okul merdivenlerimiz İngilizce kelimelerle dolu. Velilerimiz dahi sürekli bu kelimeleri okudukları için kelimeleri öğrendiklerini söylüyorlar. İngilizce sınıfımızı tavanında resimler yer aldığı için çocuğumuza sunny dediğimizde güneşi gösterebiliyor. Bir evin odalarında hangi eşyaların yer aldığını da bizzat çocuklarımız yaparak öğrendi. İlkokul çağında olan çocuklarımızın bugün basit İngilizce cümleler kurabiliyorlar dedi.
OKUYORUZ MUTLUYUZ
Geçen yıl başlatılan değerler eğitiminin bu yılda devam edeceği bilgisini veren Özer, etkili iletişim kurma, engellilere saygı duyma gibi kavramları da çocuklara öğrettiklerini söyleyerek, Çocuklara aile ve arkadaşları ile birlikte okuma alışkanlığı ve zevkini kazandırabilmek için Okuyoruz Mutluyuz etkinliğini gerçekleştirdik. Aylık olarak en fazla kitap okuyan öğrencilerimize hediyeler vermemiz onların şevkini artırarak okuma oranını 3 kat daha fazla artırdı. Ailelere bu konudaki en önemli tavsiyem çocukları ile birlikte kitap seçmeleri. Yazı puntoları, içerik ve resimlerin çocuğunuza uygun olması son derece önemlidir. Çocuğa okuma sevgisini kazandırmanın en güzel yolu ise velinin kendisinin de okumasıdır. Başarı zamanımızda sadece ezberlemeye dayalı değil artık. Okuma, okuduğunu anlama ve yorumlama artık çok önemli. Yapılan tüm sınavlarda neden sonuç ilişkisini kurabilen öğrenciler başarılı olabiliyor açıklamasını yaptı.
AB ERASMUS PLUS PROJESİ
Çocukların özel derslere ve dershanelere ihtiyacı olmadığını sadece bilinçli anne babalara ihtiyacı olduğunu ifade eden Özer, veli eğitimine çok önem verdikleri için 15 günde bir veli seminerleri düzenlediklerini söyledi. Okuldan sonraki süreçte çocuklarına nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğini öğrenen velilerin çocuklarına karşı daha sağlıklı davranmaya başladıklarını anlatan Özer, Veli eğitimleri bizim için son derece önemli olduğu için bu yılda veli seminerleri düzenlemeye devam edeceğiz. Bu yıl hazırladığımız AB Erasmus Plus projemiz kabul edildi. Belçika, Bulgaristan, Fransa, İngiltere, İspanya, İsveç, İtalya, Litvanya, Portekiz içeren bu projenin adı Bizi Birleştiren Tarih olarak belirlendi. Tüm konu alanlarında bu ülkelerle bizi birleştiren ve ayıran noktaların neler olduğunu araştırarak, onların bizden bizim onlardan alabileceği kazanımların neler olabileceğini sorguladık. İlk olarak ocak ayında İngiltereye gideceğiz. Bir akademisyen olarak yurtdışında yapılan araştırmaları teorik olarak biliyorum ancak pratikte bilmiyorum. Tüm bunları yerinde görüp yaşamak biz eğitimcilere de çok şey kazandıracak şeklinde konuştu.
ÖZEL EĞİTİM PROGRAMI
Özel öğretime ihtiyacı olan çocuklara normal kaynaştırma programı içinde eğitim verdiklerini söyleyen Özer, şu ifadeleri kullandı: Özellikle İngilteredeki uygulamalarda biliyorum ki kaynaştırma sınıfına alınan öğrenciler sadece tek düze öğretimle değil bir Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) kapsamında ve bir BEP masası etrafında eğitim alıyorlar. Bu masa etrafında çocuklar yaptıkları her etkinlikte bir arada oluyor. Ülkemizde destek odalarında öğrencilerimiz çalıştırılıyor ancak buda sınıf odalarında oluyor. Özel eğitimde uzman olan kişilerce eğitim verilmesi doğru olan yoldur. Destek odalarının kuru kuru olmaktan çıkarılıp çocukların kesecek, dokunacak ve yaparak öğrenebilecek birçok materyallerle donatılması gerekiyor.
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR
Özer, üstün yetenekli çocuklara yönelik çalışmalarında Türkiyede yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayarak, Üstün yetenekli çocuklarımız maalesef ülkemizde yeteri kadar değerlendirilemiyor. Bu çocuklarımızın ihmal edilmemesi için onların düzeyinde bir eğitim şablonu oluşturmak gerekiyor. Sınıflarımız bilindiği üzere hemojen değil hetorejen guruplardan oluşuyor. Eğitimde planlarımız orta düzeyde yapılıyor, normalin dışındaki gruplara da önem verilmeli. 9 Eylül Üniversitesinde bu konu ile ilgili çalışma yapan bazı öğretim görevlileri ile iletişime geçerek neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. BİLSEM maalesef yeterli değil çünkü orada çalışan kişiler de bu çocuklara verilebilecek eğitim kapsamının dışındalar ifadelerini kullandı.
BEYİN GÜCÜNÜ FARKETMEK GEREKİYOR
Türk toplumunun zeki ve genç insanlardan oluştuğunu söyleyen Özer, Türkiyeyi çok ileriye götürebilecek beyin gücüne sahip olunduğunu hatırlatarak şunları söyledi: Beyin gücünün fark edilmesi ve bu gücün iyi işlenmesi için doğru adımların atılması gerekiyor. Bunu gerçekleştirecek insan gücünün ise bu konuda uzman olması gerektiği ise kaçınılmaz. Biz bu konuyla ilgili bir farkındalık yaratarak üstün yetenekli çocuklarımızı iyi değerlendirmek istiyoruz. Parlak zekalarımız neden hep yurtdışına gitmek zoruna kalıyor. Çocuklarımız kendi kişilik özelliklerine uygun eğitimleri burada alabilseler kapalı olan yüksek potansiyeli açığa çıkmış olur. Finlandiya ve İngiltere bu konuda öncü bir ülke. Örneğin matematikte ilkokul düzeyinde konu yığılmalı bir eğitim vermiyorlar. Sadece 4 temel işlemi yaşayarak öğretiyor ve kalıcı hale getiriyorlar ve sonrasında problem çözme devreye giriyor. Öğrenciler derslerini korkarak değil severek öğrenmeliler bence doğru olan yol bu.
ÖĞRENMENİN SONU YOK
Yapılandırıcı bir temele sahip olan aktif eğitim sistemini öğretmenlerin özümseyerek uygulamaya koymaları gerektiğini söyleyen Özer, öğrencilerin hem akademik hem de sosyal anlamda pozitif yönde gelişmeleri gerektiğini söyledi. Tüm çalışmaların deneysel içerikli olması gerektiğini ve bilgiyi yeniden inşa edip yapılandırabilen bir eğitim sistemine ihtiyaç olduğunu söyleyen Özer, Önemli olan var olan düşünceyi alıp kullanmak değil yeni düşünceler üretebilmektir. Düşünceleri örneklendirebilme ve transfer edebilme yetisine sahip olan bireyler yetiştirebildiğimiz zaman amacımız hayat bulmuş olur. Ezberlemek değil anlayarak öğrenme öğrenmenin kalıcılığını daima artırır. Yapılan sınavları eğer öğrenci bilgiyi yoruma dönüştürebilirse kazanır. Eğer yurtdışında aktif öğretim gerçekleştirildi ise ülkemizdeki özverili öğretmenlerle çok daha iyisi yapılabilir. Sadece eğitmenlerimizin bu metodu öğrenmesi gerekiyor. Kendi adıma birçok eğitim çalışmalarında bulunmama rağmen hala kongreleri takip etmeye çalışıyorum, çünkü bilgi dipsiz bir kuyu ve sonu yok dedi.
KUTU
OKUL TARİHÇESİ
1967 Ocak ayında öğretmenlik mesleğinden emekli olan Kenan Gamsız, 2 bin 504 metrekarelik arsasını Milli Eğitime armağan etmiştir. Bu arsa üzerine, Milli Eğitim tarafından 5 derslikli bir bina yaptırılmış, 21 Haziran 1967 tarihinde hizmete girmiştir. Bina kapalı saha olarak 374 metrekarelik bir alanı kaplamakta olup, 1 salon, 2 yönetici odası, 1 öğretmenler odası ve diğer birimlerden oluşmaktadır. Zamanla okulun çevre nüfusunun hızla artması nedeniyle ihtiyaca cevap veremediğinden, 2. bina yapılmıştır. 2. bina, Alparslan Beşikcioğlu tarafından yaptırılmıştır. 400 metrekare 10 derslikli olan binanın 6 dersliği, 29 Ekim 1983 tarihinde hizmete girmiştir. Daha sonra 4 derslik ilave edilmiştir.
ÇOCUKLARDA BÜYÜME VE GELİŞİM NASIL TAKİP EDİLMELİDİR?
Çocuklarda büyüme-gelişme, yaşa ve cinsiyete göre değerlendirilir. Bu yüzden, yaşın tam olarak bilinmesi gerekmektedir. 3 yaşını sürüyor gibi kaba bir değerlendirme yerine, 3 yaş 4 aylık kız çocuk gibi kesin yaş tayini yapılmalıdır. Büyümenin takibinde vücut tartısı, boy uzunluğu, baş çevresi ve bunların artma hızı ve vücut bölümlerinin birbirlerine oranlarından yararlanılır. Gelişmenin değerlendirilmesinde ise dişlerin çıkma ve değişme yaşı, kemiklerin olgunlaşma derecesi, beyin ve hareketlerin gelişme derecesi, zekâ düzeyi ve cinsel gelişme ölçüt olarak alınır. Büyümenin değerlendirilmesinde yaşa ve cinsiyete göre oluşturulmuş persantil eğrisi adı verilen eğriler kullanılabileceği gibi, aşağıdaki pratik formüllerden de yararlanılabilir. Ergenlikten önce erkek çocuklar, kızlara göre biraz daha uzundur. 9-11 yaşlarda ergenlik öncesi boy atmanın kızlarda daha erken olması nedeniyle kızlar erkekleri geçerler. Boy uzunluğu değerlendirilirken, anne ve baba boyu yani çocuğun genetik potansiyeli ve çevresel faktörlerin rolü göz önünde bulundurulmalıdır. Yani, boy ortalaması 1.55 cm olan bir çiftin çocuklarının boyunun 1.80 cm olması ne kadar imkânsızsa, boy ortalaması 1.80 cm olan bir çiftin, boyu 1.55 cm olan bir çocuğa sahip olmaları o kadar hastalık düşündüren bir durumdur. Normal büyüme ergenlikten sonra durur, bu genellikle kızlar için 13-15 yaş arası, erkekler için 14-17 yaş arasındadır. Bu aşamada, çocuğunuz nihai erişkin boyuna yaklaşık olarak ulaşmış olacaktır. Çocuğunuzun nihai boyuna ilişkin beklenen değerlerin ne olduğunu görmek için büyüme grafiklerinden yardım alabilirsiniz.
Haber Merkezi