Sayfa Yükleniyor...
İzmir Kuaförler Manikürcüler ve Güzellik Salonu İşletmecileri Odası Başkanı Sezai Apaydın, sektörün artan maliyetlerinden dolayı güzellik sektörünün lüks sınıfından çıkarılıp ihtiyaç sınıfına girmesi gerektiğini belirtti
ÖZKAN PEKÇALIŞKAN (ÖZEL HABER)
İzmir Kuaförler Manikürcüler ve Güzellik Salonu İşletmecileri Odası Başkanı Sezai Apaydın, Türkiye genelinde ve İzmir özelinde güzellik sektörü hakkında önemli bilgiler paylaştı. Sektörün sorunlarını, gelişimini ve yapılması gerekenleri aktaran Apaydın, en büyük sorunlarının devletin ciddi bir teşvik vermemesi olduğunu kaydetti.Güzellik sektörünün lüks sınıfından çıkarılıp ihtiyaç sınıfına girmesi gerektiğini vurgulayan Apaydın, güzellik sektöründe Avrupa ile Türkiye arasında büyük fark olduğunu belirtti. Dünyada kozmetik sektörünün çok fazla ilerlediğini ve gün geçtikçe üzerine koyduğunu belirten Apaydın, Ciddi maliyetlerle insanlar sektörde para kazanıyor. Maliyetler çok yüksek. Türkiyede güzellikle ilgili her türlü malzeme lüks olarak değerlendiriliyor. Bizim sektörde emek karşılığında yapılan işin KDVsi çok yüksek. Yapılan hizmet karşılığı yüzde 18 KDVsi var. Bu kadar maliyet karşısında sektörün tabanına inildiğinde kiralar, personel giderleri ve sigortanın çok yüksek olduğu görülüyor. Tek başına bu işi yapamazsınız. Dolayısıyla sektöre devletin sahip çıkması gerekiyor. Lüks sınıfından çıkarılıp ihtiyaç sınıfına girmesi gerekiyor. Bir ihtiyaç olmadığı halde mücevherde vergi minimuma indiriliyor. Ama saç bakımı, cilt bakımı insanların bir ihtiyacıdır. İşletmeciler, maliyeti karşılayabilmek için bu yüzde 18 KDVyi sakal tıraşı olmaya giden bir adamdan veya cilt bakımına giden bir kadından alıyor. Maliyetler böylece yükseliyor dedi.
SEKTÖRÜN MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ
Türkiyenin geneline bakıldığı zaman güzellik sektörünün işsizliğin önüne geçen, istihdam açısından en fazla istihdam yaratan bir alan haline dönüştüğünün görülebileceğini ifade eden Apaydın, Çünkü fabrikaların yeterli işçi almamasından kaynaklanan, elektronik sisteme geçmelerinden dolayı bankalarda az insan çalıştırıldığından dolayı genel bir işsizlik var. Bu işsizliğin de önüne geçmek için insanların istihdam yaratmak, evlerine para götürmek için özellikle bayanların bu işe yöneldiği açık bir şekilde görünmektedir. Bu işe kadınların yönelmesiyle birlikte devlette buna destek veriyor. Kadınların iş sahibi, işletme sahibi olabilmeleri için İŞKUR aracıyla kurslar veriliyor, KOSGEB vasıtasıyla hibe paralar veriliyor. Ancak bu verilen desteklerin amacına ulaşabilmesi, açılan işletmelerin ayakta kalabilmesi için maliyetlerin düşmesi gerekiyor. Bu maliyetlerin düşmesi de güzellik malzemelerinin alımıyla ilgili bir durum. Bu kadar vergisi, KDVsi olan bir işi hayata geçirmek ve insanlara hizmet olarak sunmak da pahalıya geliyor. Böyle olunca da insanlar bu hizmetleri almakta tereddütte kalıyor. Bunlar birçok güzellik uzmanının sorunu haline geliyor. Sonrasında ise yapılan işin kalitesi düşüyor. Haksız rekabet ortaya çıkıyor. Çok pahalı olduğu için müşteri gelmek istemiyor. Bu seferde işletme ucuz yapmak zorunda kalıyor. Ucuz yaptığı zaman da işini doğru yapmıyor ve bu da şikayetleri ortaya çıkartıyor diye konuştu.
20 LİRAYA CİLT BAKIMI
Sağlık açısından verilen hizmetleri değerlendiren Apaydın, denetimsizlikten yakınarak şunları söyledi: Biz sağlıkla ilgili işler yapıyoruz. İnternet sitelerinde kampanya yapıyorlar. Kampanyada diyorlar ki 10 seans cilt bakımı 200 lira. Bu da 20 liraya denk geliyor. Normalde tek seansta verilen emeğin maliyeti minimum 100 lira olması gerekiyor. Bu 20 liralık cilt bakımı nasıl yapılabilir, ne kadar sağlıklı yapılabilir ya da hangi malzeme kullanılır? Bununla ilgili bir yasaklama veya bunu engellemek için çalışma yapılmıyor. Serbest piyasa deniliyor ama öyle değil. İş döngüsü çevirebilmek, maliyeti karşılamak, ayakta kalabilmek için böyle yapılıyor. Bizim bu büyük bir sorun. Güzellik salonlarında birçok ürün kullanılıyor. Bu ürünler çok denetimsiz. Türkiyede toplama firmalar kötü ürünler yapıyor. 20 ile 50 Euro arasında satılan ürünler, makinalar var. İnsanların ihtiyacını karşılamak ve para kazanmak adına bu makinaları alıyorsun ama bir zaman sonra bunlar bozuluyor. Bu aşamada teknik bir destek yok. Makine bozulunca elinde kalıyor. Hem işin duruyor hem de müşterilerinden peşin ödeme aldığın için müşterilerine mahcup oluyorsun. Bunun arkasında duran bir firma yok. Yedek parça üretimi, tamiri yok. Aşırı talepten dolayı, arz talep dengesi bozulmuş durumda. Bu da hasız rekabetin nedeni oluyor. Bazı işlerde olduğu gibi bizim sektörde de mesul müdürlük anlaşması var. Ama bu yapılan anlaşmaların bir kısmında mesul müdürler o firmalarda çalışmıyor. Meslekten olmayan, bu işe yatırım yapmak isteyen birisi yanına aldığı mesul müdür orada çalışmıyor. Bunların çok iyi denetlenmesi gerekiyor. Bunlarda maliye kayıtları yapılırken belgelerin orada istenmesi gerekiyor. Denetimin orada başlaması gerekiyor. Hatta bir adım daha ileriye giderek iş yeri kiralamak isteyen kişilere işyeri sahiplerinin ne iş yapacağını sormalı ve bu iş için kiraya vereceği yerin uygun olup olmadığı ve bir de o kişinin bu işi yapabilecek belgelere sahip olup olmadığını sormalı.
USTALIK BELGESİ KONUSU
Sektörün en büyük sorunlarından olan eğitim konusuna da değinen Apaydın, Meslek liselerinde kuaförlük bölümü, halk eğitim merkezlerinde güzellik uzmanlığı gibi eğitimler veriliyor. Sektöre eleman yetiştirilmek adına çaba sarf ediliyor. Piyasaya eleman sürülüyor. Ancak bu elemanlar eğitim konusunda iyi yetişmedikleri için bu işi iyi kavrayamadıkları için yanlış işler yapıyorlar ve insanların sağlığı ile oynuyorlar. Eğitim konusunu ele almak ve eğitime büyük önem vermek gerekiyor. Bunu milli eğitim okullarında veya meslek liselerinde 4 yıllık eğitimle birlikte üniversite ile desteklemek gerekiyor. İnsanların iyi yetişmesi lazım ki bu hizmeti doğru yapsınlar. Bunların denetimi ile ilgili de devletin bize çok ciddi yetkiler vermesi gerekiyor. Yerel yönetimlerde, il sağlık müdürlüklerinde bu yetki var ama pratik olması gerekiyor. Teorik olarak okullarda eğitim veriliyor. Kurumlarda staj yapmak için öğrenciler gönderiliyor ancak bu iş yerlerin ticari bir kuruluş olduğunu unutmamak gerekiyor. Staj yapmak için gelen bir elemana parasını alacağın bir müşterini teslim edemez. Okullarda cansız mankenlerin üzerinde bu eğitimler, tecrübeli hocalar tarafından uygulamalı olarak verilmesi gerekiyor. Proje kapsamında Avrupa ülkelerine gittiğimizde incelemelerde bulunduk. Özellikle Almanya, Fransa ve Litvanyada bu eğitimler çok iyi bir şekilde yapılıyor. Daha sonra eğitimden geçenlere çalışma izni veriliyor. Ülkemizde bu yapılamıyor. Okullarda 4 yılda usta çıkıyor. Bu yanlış bir şey. Halbuki 4 yıl okuyacak önce kalfa olacak. Daha sonra üniversiteye gidecek, en az 4 yıl daha okuması gerekecek. Ondan sonra iş yeri açabilme yetkisine sahip olması gerekiyor. Maalesef 18 yaşında okulu bitiren çocuk usta oluyor ve iş yeri açıyor. Ustalık belgesi çok iyi bir eğitim almış üniversite mezunlarına verilmeli şeklinde konuştu.
KAR MARJIMIZ DÜŞTÜ
Türkiyede kar marjının çok düşük olmasından yakınan Apaydın, Karlılık sistemi emek işidir. Basit bir şekilde anlatacağım. Bir sakal tıraşı yaptınız veya masaj yaptın. Bunlar emekle yapılan bir iş. Ama bunun içerisinde işletme giderleri konulduğunda çok ciddi bir şekilde kar marjı düşüyor. 50 yıldır sektörün içerisindeyim. Daha önce bizim kar marjımız minimum yüzde 60 düzeyindeydi. Ancak şimdi kar marjımız yüzde 10lara düştü. Dolayısıyla evine 500 lira götürebilmesi için 5 bin lira ciro yapması gerekiyor. Geçim endeksi 2-3 bin liralar civarında olduğu bir zamanda bu nasıl olacak. Asgari ücret bin 400 lirada ama bu parayla insanlar geçinebiliyorlar mı? Geçim endeksini 2 bin lira olarak kabul edecek olursak bir kişinin minimumda 20 bin lira ciro yapması gerekiyor ki geçim endeksini tutturabilsin. O ciroya yakalayabilmek için de istihdam yaratması gerekiyor. Malzeme alması gerekiyor. Aldığı malzemenin belirli hava koşullarında tutulması gerekiyor. Elektrik, su ve ısınma giderleri var. İşletme giderlerinin çok yüksek olduğu bir zamanda bu tür işletmelerin ayakta durabilmeleri bile bir mucize. Kar marjımız maalesef ki çok düşmüş durumda. Maliyetler yüksek, fiyatlar düşük. KDVnin yüzde 18 olması, ürünün çok pahalı olmasından dolayı kar marjı çok düşük. Bu hizmetler lüks değil ihtiyaç dedi.
AZ TEHLİKELİ SINIF
Kullanılan ürünlerden dolayı sektörün tehlikeli sınıfa alındığını belirten Apaydın, Tehlikeli sınıftaki bir iş yeri yanında iki tane sigortalı eleman çalıştırıyorsa, minimum ayda 300 lira daha ekstradan para vermesi gerekiyor. Ya da bunun denetimini tamamen bizim odamıza verip, buralara giderek denetim yapılmalı. Sonuçta bunlarda bir hizmet yapıyor. Bunun karşılığı olarak da ücret almak zorundalar. Bunun güzellik salonlarının karşılayabileceği gücü yok. Kuaförlerin, güzellik salonların, berberlerin kesinlikle tehlikeli sınıftan çıkarılıp, az tehlikeli sınıfa sokulmalıdır. İş sağlığı güvenliği konusunda okullarda eğitim verilmeli. Okullarda iş sağlığı dersleri konulabilir. Bu derslerle kişiler eğitim aldığında kendisinin nasıl güvenli çalışabileceğini öğrenir. Birkaç günlük kurslarla bu iş olmaz diye konuştu.
TÜKETİCİLER BİLİNÇLENDİRİLMELİ
Apaydın, piyasada merdiven altından çok fazla ürün satıldığını ve bu konuda tüketicilerin bilinçlendirilmesi gerektiğine değinerek, Müşteriler aldıkları ürünleri kullandıklarında ciltlerinde çok ciddi yaralar oluşuyor. Dolayısıyla insanlarımız uzmanlara gidip kendi cildine hangi ürünün uygun olabileceğini öğrenerek o ürünleri kullanmalı. Ekonomik daralmadan dolayı insanlar ucuz ürünü tercih ediyor. Ancak bir satış mümessilinin önerisiyle kullanmalarını doğru bulmuyorum. Çünkü satış mümessilinin bu konuda ne kadar bilgili olduğunu bilmiyoruz. O kişi ürünlerden ne kadar satış yaparsa o kadar prim alıyor. Bunların daha sağlıklı hale dönüştürülmesi için tüketicinin bilinçlendirilmesi gerekiyor ifadelerini kullandı.
HİBE DESTEĞİ VERİLİYOR
Türkiye genelinde özellikle güzellik salonlarına ilişkin bir teşvik verilmediğini belirten Apaydın, Sigortalı çalışanın varsa ve borcun yoksa alacak olduğun bir sigortalı elaman için o elemanın maaşının birazını ödemeyi kabul ediyor. Bunun yanında girişimcilik kursu alındıysa, yeni iş yeri yapılmak isteniyorsa güzellik salonu açmak istiyorsanız kadınlara 50 bin liraya kadar hibe veriliyor. Tabi o şartları yerine getirebilmek için öncelikle para harcamak gerekiyor dedi.
TÜRKİYEYE ÖĞRENCİ GETİRECEĞİZ
Son olarak Türkiye Berberler ve Kuaförler Federasyonun da yöneticisi olduğunu belirten Apaydın, İzmir genelinde sektörde yapmak istedikleri projeler ile ilgili olarak şunları söyledi: İzmir Kuaförler Manikürcüler ve Güzellik Salonu İşletmecileri Odası olarak bu mesleklerle ilgili eğitim bölümünde meslek yeterlilik belgesi ile ilgili proje ortağıyız. Çeşitli projelerimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Buradan Avrupaya öğrenci gönderirken aynı zamanda Avrupadan Türkiyeye yaptıklarımızı görmeleri için öğrencilerin gelmesi için çalışmalar da yapacağız.
Haber Merkezi