İyi bir asker ülkesine bağlılığı ile bilinmelidir

Ülkeye değer katanlar röportaj serimizde bu haftanın konuğu, ömrü boyunca Türk Silahlı Kuvvetlerine hizmet eden emekli General Yavuz Ölçen oldu. Ölçen, meslek hayatında karşılaştıkları zorlukları ve yaşadıklarını anlattı


  • Oluşturulma Tarihi : 24.11.2016 07:42
  • Güncelleme Tarihi : 24.11.2016 07:42
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
İyi bir asker ülkesine bağlılığı ile bilinmelidir

ADNAN AVUKA/MARDİN - ÖZEL RÖPORTAJ

Aslen Mardinli olup hayatı boyunca Türk ordusuna hizmet etmiş ve askerliğiyle, disipliniyle başarı adımlarıyla bugüne kadar unutulmayan emekli General Yavuz Ölçen ile sizler için söyleyişi yaptık. Geçmişten bugüne deneyimlerini, yaşanmışlıklarını bir solukta anlatan sayın Yavuz Ölçen’e teşekkür ediyorum.

Kendinizden bahseder misiniz?

Mardin Ulucami Mahallesi’nde cumbalı evde doğdum. 1967 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun oldum. 12 yıl süre ile çeşitli kıtalarda takım ve bölük komutanlığı görevlerinde bulundum. 1979 -1982 yılında Harp Akademisi’nde öğrenim gördüm. 1982 yılında Harp Akademisi’nden kurmay yüzbaşı olarak mezun oldum. Akabinde Kara Harp Okulu’nda öğrenci tabur komutanlığı ve öğretim üyeliği görevini ifa ettim.

1989 yılında albay rütbesi ile Bağdat’ta askeri ateşe olarak atandım. 1991 yılı başlarında 1. Körfez Savaşı nedeniyle Bağdat büyükelçiliğimizin kapanması üzerine yurtdışı askeri ataşelik görevimi Suudi Arabistan'da Riyad Askeri Ataşesi olarak sürdürdüm. 1992-93 yıllarında Sarıkamış’ta 28.’inci Piyade Alay Komutanlığı, 1993-95 yılları arasında 3.’üncü Ordu İstihbarat Başkanlığı görevlerinde bulundum. Bu süre içerisinde terörle mücadelede etkin olarak görev yaptım.

1987 - 1992 yılları arasında Ankara Üniversitesinde, “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi” konusunda doktora öğrenimimi tamamladım. 1993-94 yıllarında Erzurum Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim üyeliği görevimi sürdürdüm.

Akademik çalışmalarım kapsamında, “Birinci Dünya Harbi, lrak Cephesi Kutulamare Muharebeleri” adını taşıyan tamamen arşivdeki Osmanlıca belgelere dayalı bir kitap yayımladım. Bunun dışında Ortadoğu, Irak, Avrupa Birliği, Kıbrıs ve PKK konularında birçok araştırma ve çalışmalar yaptım.

MİLLİ MÜCADELEDE MARDİN

30 Ağustos 1995 yılında tuğgeneralliğe terfi ettirilerek 4 yıl müddetle Edirne Keşan’da 4’üncü Mekanize Tugay Komutanı görevini ifa ettim. 1999-2001 yılları arasında Milli Savunma Bakanlığı Personel Başkanlığı görevinde bulundum, 30 Ağustos 2001 tarihi itibariyle emekli oldum.

2002 - 2003 yıllarında Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde (ASAM), terör, Ortadoğu, Irak ve 2. Körfez Savaşı konularında çalışmalar yaptım ve birçok TV programı, konferans ve seminerlere katıldım. Ayrıca “Milli Mücadelede Mardin” adı altında Osmanlıca belgelere dayalı kapsamlı bir araştırma yaparak yayımladım.

Tercümanlık yapacak düzeyde iyi Arapça bilmekteyim. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı düzeyinde tercümanlık görevinde bulundum.

Bugüne kadar çeşitli istihbarat kursları, yurtiçi ve yurtdışında savaş beden eğitimi ve spor kursları, TSK Dil Okulu Arapça Bölümü ve Suudi Arabistan Kültür Merkezinde Arapça kurslarını takip ettim. Bağdat Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümünde kısa bir süre öğrenim gördüm.

Emeklilik dönemimde OYAK, Türkiye Uçak Sanayi A.Ş. (TUSAŞ) ve Mehmetçik Vakfı’nda yönetim kurulu üyeliği yaptım. Halen MAREV ve MARSEV’de yöneticilik görevini sürdürmekteyim.

Eşim emekli lise öğretmenidir. Üniversite öğrenimlerini tamamlayan üç kız çocuğu babasıyım, Aktif olarak spor ve müzikle ilgilenmekteyim.

VARLIKLARI HAYATIMA RENK KATIYOR

Mardin’deki eğitim ve öğretim zamanınızda hocalarınız ve sınıf arkadaşlarınız kimlerdi?

Sınıf arkadaşlarımın neredeyse tamamı yükseköğrenimini tamamladı. Büyük bir çoğunluğu ile halen görüşüyorum, lise arkadaşlarımla bazen birlikte tatil de yapıyoruz. İlişkilerimiz kopmadı.

20 Mayıs 2016 tarihinde 1962-63-64-65 yılı Mardin Lisesi mezunları Ankara’da toplandık, bir arada 3 gün güzel vakit geçirdik. Yurtdışından gelen birkaç arkadaşımız da vardı.

Arkadaşlarımın adını vermeye gelince birkaçının adını verirsem diğerleri üzülür. İzin verirseniz isim saymayayım. Hepsini çok seviyorum, iyi ki varlar, varlıkları hayatıma renk katıyor.

KİŞİLİĞİM VE ONURUMDAN ÖDÜN VERMEDİM

Tahsil hayatınızın çok iyi geçtiğini biliyoruz. Her zaman çok disiplinli bir kişiliğiniz olduğu doğru mu?

Kişiliğimden ve onurumdan ödün vermemeye çalıştım. Disiplin kurallarını hem kendim tam uyguladım, hem de astlarımdan istedim.

Tahsil hayatım başarılı geçti. Gördüğüm kurslarda ve eğitim dönemleri ile büyük denetlemelerde bazı birinciliklerim oldu. Bu konuda unutamadığım olay 1978’de Tekirdağ’da yüzbaşı rütbesinde bölük komutanı iken, Kara Kuvvetlerinde içinde 8 km. koşu, engel parkuru ve akabinde atış olan bir yarışmada 8 kademeden geçerek bölüğümle kara kuvvetleri hafif silah yarışmasında birinci olmam.

Bir diğeri ise; Kıbrıs savaşının ikinci harekatında bir düşman mermisine karşı bana siper olarak omuzundan yaralanan halen görüştüğüm telsizcimi unutamıyorum.

Bir diğeri de Keşan’da tugay komutanı iken tugayım girdiği iki kara kuvvetleri denetlemesinden kara kuvvetleri birincisi oldu. Ayrıca Türkiye’nin de katıldığı uluslararası tatbikatlarda yapılan atış ve spor yarışmalarında aralarında ABD’nin de bulunduğu 11 ülke arasında şampiyonluk kazandığım önemli anılarım içinde yer almaktadır.

Şimdiki Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar harp akademisinden sınıf arkadaşım, Orgeneral Hilmi Özkök ve Orgeneral İlker Başbuğ ile çok yakın çalıştım.

EĞİTİMDE TER DÖKMEYEN SAVAŞTA KAN DÖKER

Asker ve sivil hayatı arasında yaşam farkı nedir?

Askerlik hayatı ile sivil hayatı tabii ki çok farklı. Üç çocuğumdan birincisinin arazide olmam, ikizlerin ise Kıbrıs’ta olmam sebebiyle doğumlarında bulunamadım. İkiz kızlarımı ilk kez 8 aylık iken görebildim. Askerlerde ailenin yükü çok meşgul olmamız zaman darlığı ve genelde arazilerde tatbikat ve alarmda bulunmamız sebebiyle eşlerimizin üzerindedir. Bu konuda üç çocuğumu bensiz büyüten, hem bir öğretmen olarak yoğun mesaisi olan eşime çok şey borçluyum.

Askerlik hayatında mesai kavramı yoktur. Hafta sonu tatillerinin çoğunda çalışırız. Yunanistan’la 1977-1978’deki Hora olaylarında Trakya’da bir gece yarısı evden çıktım, evime ancak 4 ay sonra bir günlük izin için geri döndüğümü hatırlarım.

Öte yandan fiziki koşullarla boğuşmak zorundasınız, kışın -30 derece soğuğunda, yazın +40 derece sıcağında birliğinizi eğitmek zorundasınız. Çünkü eğitimde ter dökmeyen savaşta kan döker.

Askerde sorumluluğunuz da diğer devlet memurlarınıza göre çoktur, emrinizdeki yüzlerce bazen binlerce askerin her şeyinizden sorumlusunuz, ihmal ettiğiniz anda ipin ucunu kaçırırsınız.

İYİ BİR ASKER ADİL OLMALIDIR

Sizce iyi bir asker nasıl olmalıdır?

İyi bir asker öncelikle astlarına karşı adil olmalıdır. Disiplin, kural ve talimatlarına uymak ve her faaliyette ilerde girilecek bir savaştan iyi bir sonuç almak için çok çalışmalı, birliğini ve personelini eğiterek onlara askerlik ruhu, birlik ruhunu aşılamak sonra gelen hasletlerdir.

İyi bir askerin en önemli vasfı okumak ve kendini yetiştirmektir. Bilgi olmadan askerlerinizin üzerinde otorite kuramazsınız, hem okuyup hem çok çalışmalısınız. Diğer bir deyişle astlarınız sizi her alanda liderleri olarak görmelidir.

Diğer önem verdiğim bir özellik ise yaratıcı olmak ve olayları önceden görerek tedbir almaktır. Yani proaktif olmaktır. Kısacası iyi bir askerin ilk hedefi birliğini ve personelini her açıdan muhtemel bir savaşa hazırlamak olmalıdır.

Askerlikte hiçbir zorlukla karşılaştınız mı?

Biraz önce bahsettiğim gibi askerlik her açıdan sorumluluk, adalet, birlik yetiştirme ve özellikle fiziki şartlar ile emir-komuta münasebetleri açısından çok zordur ve ben hepsiyle karşılaştım, onları yenmek için çok çalıştım.

Neden tahsilinizi subay olarak istediniz? Siz mi, yoksa aileniz mi istedi?

Çocukluğumu Ulucami Mahallesi’nde Abbara’nın üstündeki cumbalı evde yaşadım. Karşımızda şimdiki Tatlı Dede Oteli, eskiden ise Macarların evi vardı. Hemen yanımızdaki Kavasların evinde iki süvari subayı oturuyordu. Daha 5-6 yaşında iken her akşam onların eve dönüşlerini dört gözle beklerdim. Üniformaları, at üstünde duruşları, jeepten inişleri, çağdaş aile yapıları beni çok özendirirdi.

O nedenle okula başlamamla birlikte “Ne olacaksın” sorusuna hep “Subay olacağım” cevabını verirdim. Ailem de beni bu konuda hep destekledi. Liseyi bitirdiğimde üniversiteyi de kazanmıştım. Ama tercihim idealimdeki harp okulu oldu. 4 bin müracaat arasından 85 kişi okula alındı. O devirde ben ve Süreyya Ensari bu 85 kişi arasına girmeyi başarabilmiştik.

MEMLEKETİME HİZMET HUZUR VERİYOR

Emekli olduktan sonra MAREV ve MARSEV yönetiminde genel sekreterlik yapmaya başladınız. Çalışmaktan hiç yorulmadınız mı?

TSK’da 38 sene çalıştım. Çok yoğun bir tempodan sonra hiç işi olmamak, evde oturmak çok zor. Bu nedenle önce Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde Ortadoğu Uzmanı olarak çalıştım. Bu arada Ortadoğu ve Milli Mücadele konusunda çalışmalar, makaleler yazdım, muhtelif yerlerde konferanslar verdim.

ASAM’da iken, MAREV Ankara Başkanı Sayın İbrahim Aysoy’un teklifi ile MAREV Yönetim Kurulu Üyesi oldum. 13 yıldır bu görevi aktif olarak sürdürüyorum. Daha sonra kurulan MARSEV’e genel sekreter oldum. Bu görevi de 7 yıldır Sayın Kemal Nehrozoğlu ile birlikte sürdürüyorum. Önemli işler yaptığımız kanaatindeyim. Memleketime hizmet bana huzur veriyor.

Ankara’da oturmanız nedendir? Siz Mardinlisiniz niçin Mardin’e yerleşmediniz?

1965’te Ankara’ya geldim. Görevimin büyük bir bölümünü Ankara’da ifa ettim. Ailem de 1972’de Ankara’ya taşındı. Çocuklarım lise ve üniversiteyi Ankara’da okudu. Şartlar bizi Ankara’ya yerleşmeye yönlendirdi. Ancak Mardin ile irtibatımı hiç koparmadım. Kardeşlerimin bir kısmı halen Mardin’de yaşıyor.

Babam Kerkük asıllıdır. Mardin Belediyesine Fen İşleri Müdürü olarak atanmış, orada annem ile evlenmiş, çok kardeşiz, geniş bir aileyiz. Bunu da burada belirtmek istedim.

Emekli generalsiniz memleketin sizin gibi insanlara ihtiyacı vardır siyasete hiç girmeyi düşündünüz mü?

Siyasete girme konusunda bazı teklifler aldım. Ancak hiç niyet etmedim. Bir askerin yapamayacağı iki meslek var derler; biri siyaset diğeri ticaret.

TURİZM İVME KAYBETTİ

Bulunduğunuz vakıflar Türkiye’nin en büyük vakıflarındandır. Mardin için ne düşünüyorsunuz?

Mardin son bir iki yıl hariç geçtiğimiz on yıl içinde turizmde büyük bir hamle yaptı. Ancak son iki yılda çeyrek asırdır Mardin’e giremeyen, kepenk kapattıramayan terör memleketimize de girdi. Turizm ivme kaybetti.

Biz MARSEV olarak projelerimizin çoğunu turizme yönelttik. Bu konuda önemli çalışmalara imza attığımızı düşünüyorum. Bildiğiniz gibi Mardin ile ilgili özellikle Milli Mücadele dönemine ilişkin tarihi akademik çalışmalarda bulunma fırsatını yakaladım.

Memleketimi çok seviyorum. Çocukluğumu ve gençlik yıllarımı özlüyorum. Bundan sonra da hangi platformda olursa olsun memleketim için çalışmaya devam etmek arzusundayım.

Bana göre Mardin istikbalini turizme bağlamalı ve gayretlerini bu alanda yoğunlaştırmalıdır.

Mardinli gençlere tavsiyeniz nedir?

Tavsiyem çok kısa olacak. Sayın Aziz Sancar’ın da Ankara’daki toplantısında dediği gibi çalışmak, çalışmak çok çalışmak.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Sevgili Adnan seninle akrabayız, teyze çocuklarıyız. Bana bu fırsatı verdiğin için teşekkür ediyor, bütün hemşehrilerime saygılarımı sunuyor, huzurlu bir Mardin diliyorum.

Haber Merkezi