Sayfa Yükleniyor...
İz temalı koleksiyonlarıyla Derin Fikirler Deri Tasarım Yarışmasında birinciliği elde eden Müge Tuğru ve Özden Cansöz ikilisi, tasarım öykülerini paylaştı
EMİRCAN IŞILDAK ÖZEL HABER
Ege İhracatçı Birlikleri ile Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen Derin Fikirler Deri Tasarım Yarışmasında İz temalı koleksiyonlarıyla birinciliği elde eden tasarımcı Müge Tuğru ve deri mühendisi Özden Cansöz ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İkili, moda ve deri tasarımına dair sorularımızı yanıtladı.
AŞKTAN BESLENİYORUM
Kendisinden ve eğitimden bahsedentasarımcı Müge Tuğru, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Bölümünden mezun oldum. Güzel Sanatlar, ilkokuldan bu yana lisede okurken de aslında her zaman istediğim bir bölümdü. Küçük yaşlardan beri ne olmak istediğim, ne yapmak istediğim hep belliydi. Çizmeye küçük yaşlarda başlamıştım. Hocalarım da beni sürekli sanat dallarına yönlendirir, bir gün mutlaka istersem çok iyi yerlere gelebileceğimi söylerlerdi. Bölümde okurken tabi ki birçok sanat eğitimi alıyorsunuz fakat ben her şeyin biraz insanın kendi içinde olduğunu düşünüyorum. İsterseniz başarır, isterseniz yapar ve gerçekten isterseniz gönülden tasarım yapabilirsiniz dedi. Başarının arkasında mutlaka aileden gelen desteğin de önemli olduğunu vurgulayan Tuğru, Başarıların arkasında sizi seven ve destekleyen insanların olması gerekiyor. Bunlar bana güç, hırs ve yenilikçi düşünce kazandırıyor. Ben muhakkak aşktan ve sevgiden besleniyorum. Çünkü duygu yoğunluklarına önem veren bir insanım ifadelerini kullandı.
TASARIM TARİF EDİLEMEZ BİR DUYGU
Tuğru, tasarıma ilgi duydukça daha farklı bir perspektife sahip olunduğunu belirterek, Benim için çizmek çok önemli bir tutku. Gerçekten her şey bir kağıt ve kalemle başlıyor. Sonra o kağıt ve kalemdeki her şeyi canlı şekilde karşınızda gördüğünüzde olay tamamen değişiyor. Bu tarif edilemez bir duygu olarak hatta asla vazgeçilemez bir his olarak kalıyor. Artık hayata, insanlara ve objelere farkında olmadan başka şekilde bakmaya başlıyorsunuz. Bazen insanların göremediklerini gördüğünüzü fark ediyorsunuz. Çoğu kez de kimsenin sizi anlamadığını düşünüyorsunuz. Ayrıca tasarım bende yeniden bir şeye hayat veriyormuş gibi bir his uyandırıyor. Ülkemizin de bu konuda daha fazla yol kat etmesinin ve bunun için de bizim gibi insanların çoğalması gerektiğini düşünüyorum. Her şeyde benimde bir payımın ve katkımın olmasını istiyorum dedi.
İLHAM KAYNAĞI; SARI MANTAR
Derin Fikirler Yarışmasında birinciliği elde eden İz temalı koleksiyonlarıyla ilgili de bilgi veren Tuğru, İz temalı koleksiyonumuzda doğadan yola çıkarak insanlardan önce var olmuş sarı mantarların doğaya bıraktığı izlerden ve eşsiz dokularından esinlendim. Bu küçük varlıklar bana ilham kaynağı olmanın yanı sıra aynı zamanda da tam bir doğa dostu. Çünkü bilim adamları mantarların, bulundukları yerleri temizlediklerini ve doğaya alkol ürettiklerini dile getirmişlerdir. Özellikle bu konu beni çok etkilediği ve bende bir iz bıraktığı için tasarımlarımda yer vermeyi düşündüm. 2017 yılının da renklerini göz önünde bulundurarak önce eskizler ve dokular hazırladım. Amacım önce tasarımcının dokuları oluşturup etkilendiği temaları ortaya koymak daha sonra da mühendisiyle beraber dokuları deriye aktarmasıydı. 2017 yılında koyu siyahlar ve vazgeçilmez sarı her zaman dolapta olması gerekenler olarak öngörülüyor. Tabi ki bu renkleri koleksiyona çevirmek, bu seneki konumuz deriye doğal bir iz bırakmak olduğu için ben yalın, sade ve giyilebilir doğal bir koleksiyon çıkartmak istedim. Koleksiyonumuz çok güzel bir sarıdan siyaha dönüyor. Bunun sebebi de sarı mantarların doğadaki en güzel halinden, insanın zarar vermesiyle beraber kopartılıp ölümünü ve kararmasını anlatıyor. Kıyafetleri de vintage akımından etkilenerek kendi yorumumu ortaya koydum. Derilerde doğal easy white deri kullanarak çevre için doğal deriyi amaç edindim. Deriyi de biraz daha tekstille bütünleştirip yeni yüzeyler elde etmeye çalıştım ifadelerini kullandı.
KENDİMİZE GÜVENDİK
Mühendis Cansöz ise koleksiyonda bütünselliğe önem verdiklerini belirterek, Görsellik, doğallık ve inovasyonu bir bütün olarak göz önünde bulundurup bu çerçevede çalışmaya çok dikkat ettik. Alışılagelmiş deri görüntüsünün dışında yeni seçeneklerin de olduğunu vurgulamak bizim için çok önemliydi. Ürünlerimizi çok detaycı ve eleştirel bakış açısıyla değerlendirdik, parçadan bütüne bu şekilde gidince sonuç muhteşem oldu. Birinciliği bekliyorduk demek fazla iddialı olur. Sanırım yaptığımız işe güveniyorduk ve birinciliğe uzandık dedi.
DERİ BİRÇOK İŞLEMDEN GEÇİYOR
Deri materyalin son kullanıma kadar geçirdiği evreleri de anlatan Cansöz, Ham deri mamul, ürüne dönüşene kadar birçok işlemden geçiyor. Kullanılan kimyasallar ve uygulanan işlemler istenen son ürüne göre değişkenlik gösteriyor. Bozulmaması için konserve haldeki ham deri öncelikle bir ıslatma işleminden geçiyor, ardından kıl giderme ve kireçlik işlemiyle birlikte derinin kılı dökülüp, deri strüktürü açılmaya başlanıyor. Bu işlem sırasında yüksek ph derecelerinde çalışılması gerektiğinden ardından kireç giderme işlemiyle birlikte ph düşürülerek sama işlemine geçiliyor. Sama işlemi ise lifli yapıda olmayan proteinlerin enzim yardımıyla deriden uzaklaştırılması anlamına geliyor. Pikle işlemi ile deri, tabaklama için uygun ph oranına getirilip ardından deri tabaklama işlemine geçiliyor. Tabaklama işleminin ardından ise yine düşük olan ph nötralizasyon işlemi ile yükseltilip, istenen son ürünün özelliklerine uygun kimyasallar seçilerek retenaj, boyama ve yağlama işlemleri yapılıyor. Son olarak da deriyi hem dış etkilerden korumak hem de albenisini arttırmak için uygulanan finisaj işlemi ile nihai ürün elde ediliyor. Bunlar oldukça fazla teknik tabirler ve işlemler içeren bir süreç ancak deri özellikle işlemesi zor olan bir ürün olduğu için insanların da bilmesi gerekiyor dedi.
HAYVANLAR KONUSUNDA HASSASIZ
Cansöz sıklıkla tartışılan deri kullanımı ve hayvan hakları konusuna da değinerek, Deri kullanımı ve hayvan sağlığı, bulduğumuz her fırsatta özellikle altını çizmek istediğimiz bir konu. Ham deri, et sanayinin yan ürünüdür. Derilerin elde edilmesinden, taşımasına kadar her adımı yönetmeliklerle belirlenmiş, sınırları kesin çizgilerle çizilmiştir. Yani deri sektörü atık olan bir materyali katma değeri yüksek bir ürün haline getiren bir sektördür. Dolayısıyla deri kullanımında hem etik, hem rahatlık hem de sağlık açısından bir sakınca olduğunu düşünmüyorum. Bu konuya özellikle önem veriyor, hassas davranıyorum şeklinde konuştu.
DOĞADAN İLHAM ALIYORUM
Çizimlerinde ağırlıklı olarak doğadan etkilendiğini ifade eden Tuğru, Tasarımlarımda ilham aldığım şeyler genellikle değişiyor. Fakat yüzde 90 doğadan etkilendiğimi söyleyebilirim. Çünkü gerçekten doğa bize kapılarını sınırsız bir şekilde açıyor, biz yeter ki bakıp görmeyi bilelim. Bazen bir ağaç, bazen yerde görüp etkilendiğin yaprak, deniz, kum, güneş o kadar güzel, harika ve çözülmemiş şeyler var ki kafanızı toplayıp sadece izlemeniz yeterli oluyor. Dünyaca ünlü birçok sanatçının da doğadan ilham aldığı söylenir. Maalesef ki Türkiyede bazı tasarımcılar ve birçok firma etkilenmeyi; ürünü alıp, aynı şekilde yapmak ve satışa sunmak olarak algılıyor. Bunun adına da ilham alıp koleksiyon hazırlamak diyebiliyorlar. Ben her şeyde özgünlüğü yeni bir iş ortaya koymayı ve bu şekilde başarıyı elde edip mesleğimi hak etmeyi amaçlıyorum. Bana göre ilhamın en güzel yanı yenilikçiliktir dedi.
YENİLİKLERİ SEVİYORUM
Tuğru ayrıca etkilendiği ve ilham aldığı tasarımcılar için de, Çizgilerini sevip örnek aldığım tasarımcılar, ilginçtir ki birbirleri ile alakalı tasarımlar yapmayan tasarımcılar olabiliyor. Çünkü ben gerçekten yenilikçiliği seven biriyim. Bir iş güzel ise sırf tarzım olmadığı için beğenmeyen bir insan da değilim. Türk tasarımcılarından deriyle ilgilenen başta Simay Bülbül olmak üzere Sevda Mutluyu takip edip, takdir ediyorum. Aynı zamanda Deniz Berdan ve Atıl Kutoğlu gibi isimleri seviyorum. Yurtdışından Ferragni Shoes kurucusu Chiara Ferragni tasarımlarına gerçekten önem verip takip ediyorum. Her kadın gibi de Coco Chanel hastasıyım. Tabi ki hayatı, tarzı, inatçılığı, vazgeçmemesi ve bazı ürünleri yapan ilk kadın olması hep yolumu aydınlattı şeklinde konuştu.
EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDİYORUM
Cansöz de yarışma süresince çok önemli yerlerde, önemli fırsatlara ulaştıklarını söyleyerek, Yarışma benim için çok güzel bir tecrübe oldu. En önemlisi de bir ürünün en baştan en sona kadar üretim süreçlerinin hepsinde aktif olarak yer almak, çalışmak istediğim alanı belirlememde bana çok yardımcı oldu. Türk deri sanayisinin en önemli fabrikalarına girip ürünlerimizi üretme imkanımız oldu. Bu sayede çeşitli çalışma sistemlerini görme ve deri sektöründen birçok kişiyle tanışma fırsatı buldum. Bize bu fırsatı veren Ege İhracatçı Birliğine, tüm hocalarıma ve sponsorlarımıza çok teşekkür ediyorum dedi.
Haber Merkezi