Sayfa Yükleniyor...
Tarih öğretmenliği yaparak geçimini sağlayan Sema Gür, Süslü Kadınlar Bisiklet Turu Platformunun kurucusu. Sema Gür; platformun amacını, bisikletin yaşamındaki yerini ve hayata dair mücadelesini gazetemize anlattı
SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER
Sema Gür, sosyal medyadaki adıyla Uçuşan Teker 38 yaşında bisiklete binmeyi öğrendi. Katıldığı bisiklet etkinliklerinde formalarıyla, sembolleriyle, ritüelleri ile bisikleti özgürlükten ve demokratiklikten, otoriterliğe taşıdığını gördüğü erkek ve spor egemen söylemlere ve davranışlara tepki duymaya başladı. Tepkisi yeni ve son derece özgün bir etkinliğe dönüştü: Süslü Kadınlar Bisiklet Turu. Türkiyedeki bisiklet dünyasına yönelik gerçekleşen en ilginç müdahalelerden biri olan Süslü Kadınlar Bisiklet Turunu, kişisel gözlemleri ve çabasıyla başlayan etkinliğin 50 şehre yayılışını, kendi hikayesini ve bundan sonraki planlarını Sema Gür ile konuştuk.
SADECE BİR ETKİNLİK
Kendinizi okurlarımıza kısaca tanıtır mısınız? sorusuna Sema Gür, şöyle cevap verdi: Merhaba öncelikle kendimi tanıtarak başlamalıyım sanırım. Ben Sema Gür. 1973 Bandırma doğumluyum. 1997 yılından beri Amerikan Kolejinde tarih öğretmenliği yapıyorum. Bir kez evlendim ardından boşandım. Çocuklarım yok. Bu kocaman şehirde birçok çevrem olmasına rağmen tek başıma mücadele veriyorum. 4 yıllık bisikletli yaşamın da içindeyim.
Kurucusu olduğu Süslü Kadınlar Bisiklet Turunun kesinlikle bir dernek, grup ya da vakıf olmadığını belirten Gür, Kesinlikle bir grup değil. Dernek değil, vakıf hiç değil. Aslında ben bunu yılda bir yapılan bir karnaval, etkinlik gibi hissediyorum. Ben o amaçla başladım. Ben bir grup kurayım, bir dernekleşeyim, insanlar bağlı kalsın gibi istemedim. Tam tersi hiç kimse bağlı kalmasın, sadece yılda bir gelsinler, birbirini hiç tanımayan bambaşka insanlar bir araya gelsin, sonra gitsinler ve oradan aldıkları bir şeyi devam ettirsinler. Beni devam ettirmesinler. Benim düşüncemi de devam ettirmek zorunda değiller. Karnaval gibi düşündüm dedi.
BİSİKLETE BİNMEYİ 38 YAŞINDA ÖĞRENDİM
Turun 50 şehirde yaygınlaşacağını ve bu denli ses getireceğini tahmin etmeyen Gür, aşığı olduğu bisikleti 38 yaşında öğrendiğini söyleyerek, Şöyle söyleyeyim sana, beş yıl önce bana bunu söyleselerdi, özellikle bisiklete yeni başladığım an bir falcı gelseydi ve Gel evladım şimdi sana bazı şeyler anlatacağım. Sen bu bisikleti çok güzel öğreneceksin ve bunu farkındalık etkinliğine dönüştüreceksin deseydi, ha ha gülerdim ben. Çünkü ben bisikleti öğreneceğimden de emin değildim. Ondan sonra yok turlara gideceğim de. Asla inanmazdım. Ama oldu. İnanır mısınız 38 yaşında öğrendim ve hiç umurumda değildi, hayatımın hiçbir alanında da yoktu. Hatta bana ondan 1 yıl önce söyleselerdi, sen ileride böyle yapacaksın şöyle yapacaksın, Saçmalama ne bisikleti bu yaştan sonra derdim. Hani o kadar havada bir şey bu benim için. Hala da tam oturmasa da bu bir etkinlik olarak başladı hep etkinlik olarak devam etsin hissindeyim. Ama hiç inanmadığım şeylerdi bunlar. Yani hiç kimse inandıramazdı beni buna diye konuştu.
ŞARTIMIZ ŞIK VE ELBİSELİ OLMAK
İlk turun ne zaman ve neden gerçekleştiğini de cevaplayan Gür, şu bilgilere yer verdi: Süslü Kadınlar Bisiklet Turu, yılda bir yapılmasını planladığım bir bisiklet ve kadın etkinliğidir. Tur bir dikkat çekme eylemidir. İlk tur 22 Eylül 2013 Pazar günü gerçekleştirilmişti. 2017 Eylül ayında da yapıldı. Ve her geçen sene daha büyüyerek, güzelleştirerek devam ettiriyoruz. Bu tura İzmir kadınları şık kıyafetleri ve süsledikleri bisikletleriyle geliyorlar. Herhangi bir parti veya bisiklet grubu simgesi taşınmamasına özen gösteriyorum. Tüm bisikletli İzmir kadınları katılabilir. Şartımız şık ve elbiseli olmak, bisikleti süslemek ve şaşkın şaşkın bakanlara el sallayıp gülümsemek.
Etkinliğin amacına yönelik de konuşan Uçuşan Teker Sema Gür, Kendi yaşanmışlığımdan yola çıkarak bu tur fikrini ortaya attım. Ben yaklaşık 38 yaşımda bisiklete binmeyi öğrendim. İlk başladığım zamanlarda bana yardımcı olan yakın arkadaşlarım olmasaydı cesaret edip de bisikletimle yollara çıkamazdım. Ben de İzmir kadınlarına cesaret vermek istedim. Çevremde 38 yaşımdan sonra nasıl cesaret edip de turlara gittiğimi, bu yaştan sonra nasıl uzun turlara gittiğimi soran çok kadın oldu. Çoğu insandan duyduğum ise, bisikletlerinin balkonda, bodrumda çürümüş olduğuydu. Beni cesaretlendiren arkadaşlarım vardı, o zaman evlerinden bisikletlerini çıkarıp kadınları yollara dökecek bir şey yapmam gerektiğini düşündüm. Bisiklete binmeyi az bilen kadınlar da var olan turların erkek egemen tavrından yakınıyordu. Onları cesaretlendirecek bir hareket yapabileceğimi düşündüm. Ben Kadın sokağa çıkarsa dünyanın değişeceğine inanıyorum. Kadın sokağa çıkar bisiklete binerse, çocuğu da biner. Onlar bisiklete binerse evin babası da biner diyerek kadının birçok şeyi değiştirebileceğini vurguladı.
BİSİKLET ÖZGÜRLÜĞÜN SİMGESİ
Neden bisiklet? sorusunu yönlendirdiğimiz Gür, Bisiklet özgürlüğün simgesidir. Türkiye kadınlarının özgürlük simgesi neden bisiklet olmasın? İstediğim kıyafetle, istediğim zaman bisikletimle sokağa çıkabilmeliyim. İnsanlar bu görüntüye alışmalı. Bu hareketin başlatılabileceği en uygun şehir de İzmir. Kısaca amacımız; kadının özgür duruşunu göstermek, erkek egemen toplumda bisiklet, özgürlük ve kadın temasına dikkat çekmek, daha çok insanın bisiklete binmesini sağlamak, bisikletliler çoğaldıkça bisiklet yolları ile ilgili yaptırımın artmasını sağlamak, bisiklet kazalarına dikkat çekmek, araç trafiğine alternatif bir düşünce yaratmak, çevreci ve sessiz bir ulaşım aracını topluma düşündürtmek dedi. Özellikle eylül ayının belirlendiğine dikkati çeken Gür, Dünya Otomobilsiz Kentler Gününün 22 Eylül tarihinde kutlandığını belirterek bu ayı seçtiklerini söyledi.
Erkek bisikletçiler tarafından ayrımcı olarak nitelendirildik diyen Gür, şunları da ekledi: Erkek destekçilerimiz de oldu ancak rahatsız edici söylemler de duyduk. Biz pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Feminist bir hareket değiliz. Siyasi bir yanımız varsa o da kadının özgür duruşu dur. Bir erkeğin yönlendirmesi ve izni olmadan, dilediğimiz gibi bisikletimizle ya da bisikletsiz sosyal yaşama karışmaktır duruşumuz. Biz kadın bisikletçiler diğer zamanlarda turlara, formamızla, uygun kıyafetimizle kadın erkek bir arada gidiyoruz zaten. Amacımız bisiklete hep süslü binilmesi değil ki. Bisiklet günlük hayatımızın bir parçası olabilir. Günlük kıyafetimizle ya da elbisemizle de binebiliriz kısmını göstermek istedik. İzmirdeki tüm bisiklet eylemleri kadın-erkek bir arada yapılıyor. Çoğuna katılıyoruz. Biz ayrımcı değiliz.
HAYIR! DEĞİŞTİRMEYECEĞİM
Feminist kadın grupları tarafından da eleştirildiklerini açıklayan Gür, Özellikle feminist kadın grupları isminin değişmesi gerektiğini, süslü olmanın aşağılayıcı olduğunu söylediler. Erkekler ise süslü dendiğinde hafif kadın gibi algılandığını söylediler. Ben inatla savunuyorum. Hayır değiştirmeyeceğim, siz de farklı bir şey yapın diyerek bu isimle devam edeceklerinin üzerini çizdi.
Süslü Kadınlar Bisiklet Turu amacına ulaştı mı? Turdan sonra neler oldu? sorusuna Uçuşan Teker Gür, Ben bu etkinliğe kadın ve bisiklet olgusuna dikkat çekmek için başladım. Ancak büyük cümleler kurmadım. Bazen ufak ve yaratıcı bir hareket, büyük çığlıklardan daha etkili oluyormuş onu anladım. İlk tura yaklaşık 250 kadın, ikinci tura yaklaşık 500 kadın geldi. Bu sene ki turda ise binlerce kadın. Sadece Facebook üzerinden örgütledim insanları. Başka bir destek almadım. Hiçbir kuruluş ve kişi desteği kullanmadım. İstanbul, Adana, Muğla, Eskişehir, Marmariste de hareket duyuldu. Aynı isimle onların da tur yapmalarına destek oldum. Ama en büyük ve görkemli olanı tabii ki İzmir oldu. Turdan sonra hiç tanımadığım kadınlar bana ulaştılar ve artık hayatlarına bisikleti dahil ettiklerini, kendi aralarında toplanıp turlar yaptıklarını paylaştı. Bana fotoğraf gönderdiler. Türkiyenin birçok şehrinden bize bisikletli kadın fotoğrafı gelmeye başladı. Ağrıdan bana ulaşan bir kadın cesaret edip orada tek başına yollarda bisikletle gezmeye başladı. Bazı anneler çocuklarını da tura getirdi ve artık ailecek bisiklete bindiklerini söylediler. Medyanın ilgisi giderek büyüdü. Ulusal kanallarda canlı yayınlar yapıldı. Uluslararası basının ilgisini çektik. BBC haberlerine çıktık. İsveç milli tv kanalında akşam haberlerine çıktık. Bu ilgi daha çok süslüye ulaşmamızı sağladı. İzmirin dünyaya tanıtımına katkıda bulunduk. Türkiyenin batıya bakan yüzü olarak tanıtılmaya başlandık dedi.
AVRUPA BİSİKLET YOLLARI AĞINDAYIZ
İzmir bisiklet kenti olabilir mi? sorusunu cevapsız bırakmayan Uçuşan Teker, Bisiklet kenti olmak için birçok semtten güvenli bir şekilde başka bir semte ulaşmanız gerekir. Geçen ay Bornovada bir arkadaşımız trafik kazasında hayatını kaybetti. Ben şanslıyım ki, Göztepede bisiklet yolunu kullanarak gidebiliyorum. Ama Gaziemire gitmeye korkarım örneğin, cesaret edemem. Her yere bisiklet yolu yapılamayabilir, o nedenle trafikteki sürücüleri eğitmek gerekiyor. Sağ şerit bisikletlilere aittir, oysaki sürücüler bize yolu tıkıyor diye bakıyor. Eğitim şart, Büyükşehir Belediyesi şimdi bu konuda bir çalışma başlatacak. Ve çok önemli bir gelişme yaşandı İzmir adına. Büyükşehir, İzmirin Avrupa Bisiklet Yolları Ağına girmesi için başvuruda bulundu. Bir ilk yaşandı ve başvuru kabul edildi ifadelerine yer verdi.
Gür, Salon dansları yaptım, Flamenko gösterilerine çıktım, dans okullarına gittim, tango, çaça, salsa yaptım diyerek yaşamına dair de paylaşımlarda bulundu. Bandırmadan İzmire olan yolculuğunu anlatan ve sevmediği bir bölüm olan Tarih Öğretmenliğini zamanla nasıl sevdiğine de değinen Gür, Kabıma sığamıyorum. Trafikte de duramıyorum. O yüzden bisiklet çok uygun bana. Fakat böyle kıpır kıpır bir kadın da Tarih Öğretmeni olabiliyor. Tarihten nefret ediyordum aslında, nasılsa kazanamam, yüksek puanlı diye Buca Eğitim yazdım. Psikoloji eğitimi almak istemiştim, insan psikolojisi ve iletişimine ilgim çoktu. Ya psikoloji ya da sahne sanatları diye düşünmüştü. Tarih öğretmenliği tuttu. Bandırmadan İzmire kalkıp geldim tek başıma. Tarihin bizim öğrendiğimiz şey olmadığını anlayınca, her şey olduğunu algıladıkça tarih hayatımın içinde yer almaya başladı. Tarih ile hafızayı yakalıyorsunuz, onun ne kadar değerli olduğunu görüyorsunuz. Kendi tarihime de daha farklı bakmaya başladım cümlelerini kurdu.
HAREKETSİZ BİR YAŞAMIM VARDI
Sınıfta nasıl bir eğitimci olduğunu da kaydeden Gür, Gerçekten de halim selim bir hayatım vardı. Nasıl bu hale geldim diye bende soruyorum kendime. Bisiklet hayatıma girmeden önce çok hareketsiz bir yaşamım olduğunu fark ettim. Ne kadarda cansız bir bedenim varmış. 38 yaşında bisiklet hayatıma girince hayatım anlamlandı. Ancak yine de evrelerim var. Özellikle de okulda. Eğitimci olduğum ilk yıllarda amirlerimden aldığım terbiyeyle davrandım. Bana sen böyle çok gülüyorsun, eğleniyorsun ama seni takmazlar, sınıfta otorite sağlayamazsın dediler. İlk beş yıl ben olmadığım bir öğretmenlik yaptım. Sonra baktım öğretmenlik öyle bir şey değil ve çocuklarla duygusal bağ kurmaya başladım. Kendimle ilgili sorunum varmış meğer, özgüven sorunu olunca insan gergin oluyor onu fark ettim. Doğal iletişim kurdum çocuklarla, kızdıysam kızmışımdır, üzüldüysem üzülmüşümdür. Onlarla beraber ağlayabilirim de diye konuştu.
Haber Merkezi