Komşuluk gitti, çilingir geldi

Günümüzde dalgınlıklar da unutkanlıklar da çok fazla. Günde bir kaç kez çilingir çağıranların bile olduğunu söyleyen 25 yıllık çilingir Ali Atalay, komşuluğun bitmesi ile birlikte kapı açma işlerinin daha fazla olduğunu söyledi


  • Oluşturulma Tarihi : 30.09.2016 07:49
  • Güncelleme Tarihi : 30.09.2016 07:49
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Komşuluk gitti, çilingir geldi

ÖZKAN PEKÇALIŞKAN - ÖZEL HABER

Çilingir, işlemeyen kapı, kasa, oto, masa ve dolap gibi eşyaların kilitlerini açma, kilide ve anahtar numunesine göre anahtar, kilit montajı, kilit bakım ve onarım işlerini yapan kişilerdir. Örnek anahtara ‘chip’ kontrolü yapar. Anahtarın kopyasını çıkarır. Gerekli durumlarda bilirkişilik yapar. Çilingir genellikle kapalı ortamlarda bazen işin durumuna göre açık havada görev yapan kişilerdir. Çalışma ortamları gürültülü, titreşimlidir. İşin durumuna göre zaman zaman nemli, tozlu, kokulu, ıslak ve soğuk ortamlarda da çalışırlar. Günün her saatinde çalışabilirler. Çiğli’de 25 yıldır anahtarcılık, yani diğer bir adıyla çilingirlik yapan Ali Atalay, mesleğinin her dönem ihtiyaç duyulacak bir meslek olduğunu belirterek, işlerinin uzmanlık gerektiren bir meslek olduğunu söyledi. 1990'lı yıllarda çilingirlik mesleğine başladığını ifade eden Ali Atalay, şimdilerde ise mesleğin devamının kendisine bağlı olduğuna değinerek, çilingirlik mesleğinin bilinmeyenlerini paylaştı.

EN ESKİ BİZ KALDIK

Atalay, mesleğe vefat eden Hacı Ali Demir dayısının yanında okulu bitirdikten sonra çırak olarak başladığını belirterek, “Hacı dayım dükkanı 1991-1992 yılında açtı. Daha önceleri ise bu işi seyyar olarak yapıyordu. Onun yanında çırak olarak bu mesleğe başladım. 25 yıldır bu mesleği icra etmeye çalışıyorum. Çiğli’de şu anda en eski çilingir dükkanı bizim dükkanımızdır. Bizden daha eski olan biri vardı ama o da bırakınca en eski biz olduk” ifadelerini kullandı.

MESLEĞİ YAPANLAR AZALDI

Çilingir olarak bu mesleği yapanların oldukça azaldığını ifade eden Atalay, “Anahtarcı ve hırdavatçı olarak ek iş gibi bu işi yapanlar da var. Dükkana makine koyan, biraz anahtar çeşidi koyan kendisini çilingir diye tabir ediyor. Onlar bizi çok fazla etkiliyor. Onlar hem mesleğimizi kötülüyor. Hem de yaptığı anahtarlar uymuyor. Kalıpları bilmiyorlar ve öğrenene kadar belli bir zaman geçiyor. Onlara anahtar yaptıranlar daha sonra tekrar bize gelmek durumunda kalıyorlar” şeklinde konuştu.

YANINDA ÇIRAĞI YOK

25 yıldır yanında hiç çırak yetiştirmediğini sadece ölen dayısının bir akrabasının bu işi öğrenmek için yanlarında bir dönem çalıştığını ifade eden Atalay, “Bu işin bir okulu yok. Ama meslek olarak mesleğimiz biliniyor. Çilingir veya anahtarcılık ile ilgili okullarda kayıt olunan bir bölüm yok. Ama yanımda şu anda yetiştirdiğim bir çırak da yok. Bundan sonra ne olur bende bilmiyorum. Vatandaşlar anahtarı ve kapıyı kullandıkça bu mesleğin sonu gelmez. Her meslek grubunda olduğu gibi bu meslekte de yetişmiş eleman sıkıntısı var. Bu meslek aslında tercih edilebilecek bir meslek” diye konuştu.

UNUTKAN İNSAN ÇOK FAZLA

Günde en az iki üç kere kapı açmaya gittiğini ifade eden Atalay, “Türkiye’de birçok insan dalgın. Anahtarlarını evin içerisinde unutan büyük bir kesim var. İnsanların uğraşları çok fazla. Unutkanlıklar meydana gelebiliyor. Bazen 1 günde iki kez kapı açtırmak için gelen vatandaşlar da olabiliyor. Bu da bizim ne kadar dalgın bir millet olduğumuzu gösteriyor. Unutkanlık haricinde en çok hırsızlık olayı ile karşılaşıyoruz. Kilidi kırarak patlatıyorlar. Biz de böyle durumlarla karşı karşıya kalmamak adına daha emniyetli ve korumalı kilitler var onları öneriyoruz. Vatandaşın işi bilen birine danışması gerekir. Onun haricinde evde kullanılan kilitlerin emniyetli olup olmadığını bilemez” diye konuştu.

POLİSLER GİBİ ÇAPRAZ SORGU YAPIYORUZ

Bazı durumlarda kapı açma tutanağı tuttuklarını ifade eden Atalay, “Komşu veya yönetici ile birlikte tutanak tuttuğumuz durumlar oluyor. Anahtarı içeride kalmış ise tutanak tutulmaz. Ama kapı kilitli ise karşı komşuya sorularak tutanak tutulur ve kilit öyle açılır. Bir kapının kilidini açarken çok soru soruyoruz. İnsanlar bazen sen ajan mısın diye soruyor. Bir ara polisin biri beni aradı kapı açtırmak istediğini söyledi. Siz kimsiniz dedim. Bana polis olduğunu söyledi. Bende telefonda nereden bileyim polis olduğunuzu dedim. Gelirsiniz beni alırsınız gideriz ancak geldiğinizde polis olduğunuzu görebilirim dedim. Öyle ilginç durumlar ile karşılaştığımız da oluyor” ifadelerini kullandı.

TEKNOLOJİ GELİŞSE DE ANAHTAR TARİH OLMAZ

Kilit sisteminden kart sistemine geçişle ilgili olarak da her şeyin teknolojiye bağlı olarak dijitalleştiğini belirten Atalay, “Kartlı kilit sisteminde hem manuel sistem hem de kartlı sistem var. Kart olsa da elektrik kesilmesine karşılık olarak anahtar gene oluyor. Anahtar her zaman oluyor. Her ne kadar teknoloji ne kadar gelişse de sistem olarak manuel kilit sistemi duruyor. Adam parmak izli kapı kilidi koymuş ama parmak izi olmasına rağmen mutlaka anahtar da var” dedi.

1 DAKİKADA ANAHTARIN KOPYASINI YAPMAK MÜMKÜN

Çok çeşitli anahtarların olduğunu ve bir anahtarı kopyalama süresinin çok kısaldığını belirten Atalay, “Yeni çıkan makinelerle bir anahtarı kopyalama süresi 1 dakikanın altına indi. Eskiden eye ile anahtarı mengeneye bağlayıp yapıyorduk. El makinaları çıkınca süremiz biraz daha azaldı ama onlarda da hassasiyet yoktu. Ama şimdi yeni makinalarda kopyalama süremiz çok kısaldı. Ancak bir anahtarı çok kopyalamak iyi değil. Fotokopiden fotokopi çektiğinizi düşünün. Kopyaladıkça orijinallikten uzaklaşıyorsunuz. Her kopyada anahtar hafif hafif çapak yapmaya başlar ve dişlilerinde düşüklük olur. Bu durumda arttıkça kilide zarar vermeye başlar. Bu sefer kilit değiştirmek zorunda kalınır” ifadelerini kullandı.

USTAM BU İŞİ KENDİ KENDİNE ÖĞRENMİŞ

Kendisinden başka bu işi yapacak kişinin olmadığını ve gençlerin bu işe sıcak bakmadığına değinen Atalay, “Şimdiki gençler sadece bilgisayar ve teknoloji ile ilgileniyorlar. Eli işi yatkın olanlar bu işi çok rahat yapabilirler. Ben ustam da eli işe yatkın olduğu için kendi kendine öğrenmiş. Fabrikaya makina almak için gitmiş, makinayı aldıktan sonra kendi kendine bu işi deneme yanılma yöntemi ile öğrenmiş. Ancak ben mesleği dayımdan öğrendim. Ama daha kimseye bu mesleği öğretmedim. Bir işe gidince dükkanı kapatmak durumunda kalıyorum” dedi.

KAPI AÇARKEN SEN KİMSİN DİYEN YOK

Eskiden çok fazla kapı açma olayının olmadığını günümüzde daha çok arttığının altını çizen Atalay, “Eskiden bu kadar çok kapı açma işimiz olmuyordu. Herkes anahtarını komşusuna bırakıp giderdi. Hırsızlık olayı fazla olmuyordu. Komşunun komşuya güveni vardı. Komşular komşularına gelen kişileri tanır ve bilirdi. Şimdi apartmana giriyorum sen kimsin diyen olmuyor. Apartmanda kapı açarken kapıya vuruyorum ses yapıyorum bir Allah’ın kulu çıkıp bu ses nereden geliyor demiyor. Ondan sonra yarın öbür gün bir hırsızlık olunca ben duymadım deniyor. Apartmanlarda komşuluk olayı bitti. Ben kapıyı açıyorum. Yan komşu çıkıp da bakmıyor. Adamın karşı komşusunun kilidi kırılıyor. Tesadüfen çöpü atmak için dışarı çıkınca eve girmeye çalışanları görüyor. Onun haricinde kimse kimsenin umurunda olmuyor” şeklinde konuştu.

KREDİ KARTI İLE KAPI AÇILMAZ

Kredi kartı gibi kartlarla kapı açmaya çalışan vatandaşların da olduğunu ifade eden Atalay, “Bu bilinçsizce yapılan bir işlem aslında. Bu hırsızlara yol göstermekten başka bir iş değil. Kredi kartı kapının üstünde kırılabilir o zaman bizim kapıyı açma sansımız da azalır. Bunların yanında kapı açma masrafı da artar vatandaşın. Bu tür işlemi en fazla üniversite öğrencileri yapıyor. Böyle durumlarda çilingir ustası çağırmak en mantıklı iş” diye konuştu.

Haber Merkezi