Sayfa Yükleniyor...
Ege İhracatçı Birliklerinin 12.sini gerçekleştirdiği Re-FORM temalı moda tasarım yarışmasında Harakiri isimli koleksiyonuyla birinciliğe uzanan genç tasarımcı Emre Pakel ile bir araya geldik
EMİRCAN IŞILDAK ÖZEL HABER
İzmirde ve giderek Türkiyede modaya yön veren bir gelenek haline gelen, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen Ege İhracatçı Birlikleri moda tasarım yarışmalarının son galibi genç tasarımcı Emre Pakel ile moda üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 5 Mayısta görkemli bir organizasyonla 12.si gerçekleştirilen yarışmada birbirinden başarılı genç tasarımcıları geride bırakarak Harakiri isimli koleksiyonuyla jürinin oylarını alan Pakel, modaya adım atışını, giderek başarıya doğru ulaşan çizgisini ve herkesin dikkatini çeken koleksiyonunu anlattı. Japon kültürünün esintileriyle dolu Harakiri ile moda severlerin de beğenisini kazanan Pakel, hatırı sayılır bir modacı olmak için daha çok çalışmanın ve başarının hayallerini kuruyor.
MODA İÇİN OKUL DEĞİŞTİRDİM
Söyleşiye kendisiyle ilgili bilgi vererek başlayan Pakel, Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünü okurken moda ile tercihinin değiştiğini dile getirdi. Tuvana Büyükçınar gibi ünlü isimlerin yanında gördüğü staj ve eğitimlerin kendisine çok büyük deneyim kazandırdığını belirten Pakel, 1992 İstanbul doğumluyum. Ortaokul ve lise eğitimimi Doğa Koleji ve Woodinville High Schoolda tamamladım. Ankara Üniversitesinde Alman Dili ve Edebiyatı okumaya başladım. Daha sonra ise okulum devam ederken modaya olan ilgim artmaya başladı. Modaya olan merakım ağır basınca istediğim mesleği yapmak ve diplomalı bir tasarımcı olmak istediğim için okulumu değiştirdim ve Başkent Üniversitesini burslu olarak kazanarak bu yönde eğitim almaya başladım. Modaya da ilk adımı bu şekilde attım diyebilirim. Bu sene okuldan da mezun oldum. Öğrenim hayatım boyunca çok önemli isimlerle çalıştım. Bu yönde oldukça güzel bir deneyim elde ettiğimi düşünüyorum. Modacı Tuvana Büyükçınarın yanında couture stajı, Beymen Academia markasında tasarım stajı ve Nihan Buruk markasının tasarım asistanlığını gerçekleştirdim. Bunların yanı sıra çeşitli bienaller için tasarımlar gerçekleştirdim. Birçok projede faal olarak yer almaya özen gösterdim dedi.
BÜYÜKÇINAR ÇİZİMLERİNİ BEĞENDİ
Çizimlerinin ilk kez İstanbul Moda Haftasında hayata geçtiğini söyleyen Pakel, Modaya ilgim aslında her zaman vardı ve kıyafetleri de çok seviyordum. Ama üniversiteye gelene kadar bu yönde bir atılımım yoktu. Yani tasarımcı olmak gibi bir düşünce kafamda belirmemişti. Bu konuda arkadaşlarım ve çevremden bana çok fazla destek geldi. İlk stajımı yaparken Tuvana Büyükçınar çizimlerimi görmek istedi. Kendisi İstanbul Moda Haftasındaki defilesinde kullanmak üzere benim çizimlerimi istedi. Açıkçası çizimlerimi ve çalışmalarımı podyumda görmek beni cesaretlendirdi. Üzerinde uğraştığım ve emek verdiğim çalışmaları canlı canlı podyumda modellerin üzerinde görmek beni heyecanlandırdı. Dolayısıyla bu yolda ilerlemem gerektiğini düşündüm ve çok geçmeden de bu yola koyuldum diye konuştu.
KADIN BEDENİ YENİDEN ŞEKİLLENDİ
Harakiri ismini verdiği koleksiyonu hakkında da bilgiler veren Pakel, koleksiyonda Japon kültüründen esintiler olduğuna dikkat çekerek, EİBnin Re-FORM yarışmasında bana birinciliği getiren koleksiyonumun adı Harakiriydi. Harakiri, Japonlara özgü bir ritüeldir. İnsan onurunu korumak ya da sevilen birinin ölümü ardından başvurulan karnını keserek kendini öldürme biçimidir. Bu aslında diğer toplumlar için oldukça farklı bir davranış şeklidir. Bir nevi çılgınlık anıdır. Bu ritüel beni çok etkiledi diyebilirim. Ben de koleksiyonumda harakiriyi kurgulamaya karar verdim. Onuru için harakiri yapmadan önce hayatını film şeridi gibi gözünün önünden geçiren kişinin Japon olguları ile süslü bakış açısını koleksiyona yansıtmaya çalıştım. İnsanlara aktarabileceğim Japon olguları ise ukiyo-e sanatı (fani dünya resimleri) geyşalar ve Hokusai dalgalarıydı. Ben de kadın bedenine yeniden şekil verdim ve bu biçime harakiri adını verdim. Japon kültürünü bize aktarıyor ve moda ile dünya trendlerini birlikte sunuyordu aslında koleksiyonum. Bu yüzden de bir farklılık taşıyor dedi.
BİG IN JAPAN İLHAM OLDU
Pakel yarışma anına kadar büyük bir heyecanla koleksiyonunu hazırladığını ifade ederek, Koleksiyonu ortaya çıkarmak ve yarışmaya hazırlanmak çok ciddi emek istiyor. Benim de fazlasıyla vaktimi aldı dersem yanlış olmaz. Açıkçası dosya aşamasında çok özenle hazırlık yaptım. Her bir kıyafet için ayrı desen çalışması yaptım. Sunum kısmında da Japonca yazılar kullanarak koleksiyonumu anlatmaya çalıştım. Her zaman şuna inanırım; Yaptığınız işin bir ruhu olmalı. Bende bu aşamada ruhumu işimle birleştirdim. Koleksiyonumu hazırlanırken hepimizin bildiği adeta bir kült haline gelmiş olan Alphavillein Big in Japan adlı şarkısını her zaman dinliyordum. Daha sonra Japonca yazmayı öğrenmeye çalıştım, Japon kültürünü araştırdım. Bu doğrultuda filmler izledim ve birçok kitap okudum hazırlanırken. Yarışma anı için de son ana kadar bir derece alacağım fikri vardı. Ancak her şeye rağmen birinci olmak çok ayrı bir mutluluk. O bakımdan şaşkınlık da oluşturdu benim için şeklinde konuştu.
MODADA HIZLILIK VAR
Tüm dünyada moda dünyasında Fast Fashion adı verilen bir rüzgar olduğuna da dikkat çeken Pakel, Türkiyede ve dünyada aslında şuan her şey trend sayılıyor. Daha önceki senelerde trendler daha belirliydi. Ancak artık böyle bir şeyin mümkün olmadığını da görüyoruz. Fast Fashion denilen kavram ortaya çıktığından beri her şey çok hızlı bir şekilde değişkenlik gösteriyor ve ilerlemeye devam ediyor. Bu hızlılığı takip etmek de çok güç. Olabildiğince takip etmek ya da ayak uydurmak durumunda kalıyoruz. Dünya modasında de beni cesaretlendiren, örnek aldığım insanlar var. Ben genelde tarzı ve tavrı olan isimleri, bu yönde çalışmaları olan kişileri seviyorum ve takip ediyorum. Yohji Yamamato, Issey Miyake, Jean Paul Gaultier gibi devrimci tasarımcılar her zaman saygımı kazanmıştır. Tabi ki ilham aldığım kişiler kadar ilham aldığım noktalar da var. Kıyafetlerimi tasarlarken en çok hayal gücümden ilham alıyorum aslında. Birçok parçayı bir araya getirip datalaştıran bir beynim var. Bazen benim de anlam veremediğim şekilde bana oyunlar oynuyor diyebilmem mümkün. Editöryel çekimler de bana ilham kaynağı olabiliyor. Kimi zaman da geleneksel giyimler ya da kafamdan uydurduğum bir hikayenin peşinden giderken yaşadığım serüvenin beraberinde getirdikleri ilham toplamama yardımcı oluyor ve tüm bunlar koleksiyonlara yansıyor vurgusunu yaptı.
SEKTÖRDE PİŞMEK İSTİYORUM
Genç tasarımcı Pakel, sözlerini şu şekilde tamamladı: Daha her şeyin başında olduğum için sektörde pişmeyi istiyorum. Aslında ayaklarım yere sağlam basmadan da bir marka oluşturmayı düşünmüyorum. Fakat 5-10 parçalık kapsüller hazırlayarak satış yapmak istiyorum. Bu anlamda müşteriyi tanıyabilmek ve ne satar ne satmaz tecrübesini elde etmek yolumu çizmemde yardımcı olacaktır. Bir sene sonra yurtdışında master eğitimi alacağım. Dünyaca ünlü markalarda çalışma imkanı bulmak istiyorum. Bana göre farklı vizyonları da tanımak önemlidir. Moda aslında bir sanat dalıdır, kuramlarda da böyle bahsederler. Moda bir fikirle yükselir ve ardından çok kişi ile iletişime geçip bizlere ulaşır. Ben de bu konunun üst noktasını baz almayı seviyorum. Moda alanında bence ülkemizde yapılan en büyük hata tasarımcıların bir tarzı veya tavrı olmamasıdır. Dünya devlerinin altında ezilmelerinin sebebi körü körüne trendlere uymaları ve dünyaca ünlü markaların satış rekorları kıran ürünlerinin replikaları dediğimiz benzerlerini gerçekleştirmeleridir. Diğer yandan da kendi kültürümüze sahip çıkan ve bunu kendi tarzları ile yorumlayan ve bizleri dünya standartlarına taşıyan iki isim vermek isterim Zeynep Tosun ve Gül Ağış. Bu isimlere saygı duyuyorum ve başarılı olduklarını düşünüyorum.
BİRİNCİLİĞİ GÖĞÜSLEDİ
Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen Ege İhracatçı Birlikleri 12. Moda Tasarım Yarışmasının final defilesinde birinciliğe ulaşan Emre Pakele genç tasarımcılar Berrin Özer, Dilara Karaca, Ece Metiner, Ece Dörtköşe, Elif Uysal, Harun Çifçi, İpek Çetinoyar, Özgün İnceoğlu ve Yağmur Aysan ile beraber yarışmıştı. Yarışmacıların Re-FORM temasına göre hazırladıkları tasarımları ise ünlü isimler oylamıştı. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve EİB Moda Tasarım Yarışması Komite Başkanı Burak Sertbaşın başkanlık yaptığı jüride, ünlü moda tasarımcıları Gül Ağış, Dilek Hanif, Özlem Kaya, Ertan Kayıtken, Ayşe Deniz Yeğin, Hatice Gökçe, Gökçe Güner, Sakıp Sabancı Müzesi Ürün Tasarımcısı Bige Ökten, Kreatif Direktör Ceyda Balaban, Stil Danışmanı Ece Sükan, İzmir Moda Tasarımcılar Derneği Başkanı Dilek Süslüer ve Üniteks Tekstilden Gamze Ünsal yer almıştı.
Muhteşem bir atmosferde gerçekleştirilen final defilesine İzmir Valisi Erol Ayyıldızın eşi Dilek Didem Ayyıldız, Bornova Belediye Başkanı Olgun Atilla, TİM Başkan Vekili Süleyman Kocasert, EİB Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Kızılgüneşler ile İzmirin iş, sanat, cemiyet ve basın hayatından birçok isim katılmış, Pakel ödülünü İzmir Valisi Erol Ayyıldızın eşi Dilek Didem Ayyıldız, Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila ve TİM Başkan Vekili Süleyman Kocasertin elinden almıştı.
Haber Merkezi