Tarhana Baba’dan içleri ısıtan lezzet

Baba mesleğini sürdürmekten büyük keyif aldığını ve 3 kuşak önceden tarhana yapmaya başladıklarını söyleyen Tarhana Baba Mustafa Yeldanlı kendi mesleğini bugün oğlunun sürdürüyor olmasından dolayı da gurur duyduğunu söyledi


  • Oluşturulma Tarihi : 03.10.2016 07:45
  • Güncelleme Tarihi : 03.10.2016 07:45
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Tarhana Baba’dan içleri ısıtan lezzet

NİLGÜN TAZE/ÖZEL HABER

Baba mesleği olan tarhanayı tanıtmak için uzun yıllar çaba sarf eden Tarhana Baba Mustafa Yeldanlı, bugün yıllık 25 ton tarhana üretimine ulaşarak tanınan bir marka haline gelmeyi başarır. Tarhana üretimini bir sektör haline getiren Yeldanlı, İtalyanların makarnalarını tüm dünyaya tanıttıkları gibi kendilerinin de tarhanayı tüm dünyaya tanıtabilmeyi hedefliyor.

Çok beğenilen bir lezzet olan tarhana çorbasını bir dünya markası haline getirmeyi hedefleyen Mustafa Yeldanlı, “Birçok kişinin iyi yaptığını iddia ettiği tarhanayı kimsenin tanıtmadığını fark ettiğimde kendimi bu işe adadım. Bu işten para kazanılmayacağı birçok yakınım kulağıma fısıldasa da bu söylemleri dikkate almayarak yoluma devam ettim. İlk yıllarda 25-30 kilo üretim yapabilirken bu kilo oranı her geçen yıl daha da arttı. Dükkanımın önünden her geçen bana ‘Tarhana Baba’ diye seslenmeye başladığı için adım zamanla Tarhana Baba olarak kendiliğinden oluştu. Bunun yanında bir de ‘Tarhana Usta’ diye başka bir markamız daha var. Ama bunu daha düşük fiyat isteyenlere veriyoruz. Bugün 25 tona ulaşan bir üretim kapasitemiz var ve her bitkinin en doğal halini tarhanalarımızda kullanıyoruz” dedi.

DÜNYAYA DUYURMAYI HEDEFLİYORUM

Devlet yetkililerinden tarhanayı tıpkı İtalyanların makarnalarında yaptığı gibi tarhanayı dünyaya tanıtabilmek için yardım istediğini ifade eden Yeldanlı şu ifadeleri kullandı: “Bunu desteği istemekte kendimi haklı buluyorum çünkü tarhana desteklenirse domates, soğan, biber, nane, yoğurt satan köylü ayrı ayrı kazanacak ve ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlanacak. Aynı zamanda birçok kişide işsiz gezmekten kurtarılmış olacak. Bence bu ülke ekonomisine katkı sağlayacak oldukça iyi fikir. Bu nedenle devlet yetkililerinden destek istiyorum. Tabii bunu söylerken ciddiye alınmayarak arkamdan konuşulduğu da oldu. Ama ben tüm arkamdan konuşulanlara rağmen tarhanayı Türkiye’de marka haline getirebilmeyi başardım ve şayet destek verilirse dünya markası haline getirmeyi de başarabilirim.”

EV YAPIMI TARHANA TARİFİ

Yarım kg süzme yoğurt, 2 adet büyük soğan, 5 adet yeşil sivri biber, 4 adet kırmızı kapya biber, 3 adet domates, 1 çorba kaşığı biber salçası, 2 çorba kaşığı kuru nane, 1 demet dereotu, yarım demet maydanoz, tuz, aldığı kadar un, zeytinyağı.

Biberlerin çekirdeklerini çıkaralım ve ince ince doğrayalım. Maydanozu, dereotunu ince ince doğrayalım. Domatesleri küp şeklinde doğrayalım. Soğanı ince ince doğrayalım ve çok az zeytinyağı ile kavuralım. Üzerine biberleri ilave edelim ve kavuralım. Sonra domatesleri, salçayı ilave edelim ve hiç suyu kalmayacak şekilde kavurup, soğumaya bırakalım. Daha sonra maydanozu, dereotunu, tuzu, naneyi ilave edelim ve karıştıralım. Yoğurdu ekleyelim ve karıştıralım. Azar azar unu ilave edelim ve poğaça hamuru kıvamında bir hamur yoğuralım. Üzerini kapatalım ve mayalanması için bekletelim. Her gün 2 -3 defa tahta kaşık ile karıştıralım. Bir hafta sonunda temiz bir sofra bezine ve ya örtüye tarhana hamurundan küçük parçalar kopararak serelim. Tarhanamız kuruyana kadar her gün tarhana parçalarını çevirelim. Kuruyan tarhanamızı robottan geçirebilir veya elimizle ufalayabiliriz. Hazır olan ev yapımı tarhanamızı bez keselerde kilerde veya cam kavanozlarda buzdolabında saklayabilirsiniz.

TARHANANIN HİKAYESİ

Osmanlı'nın saltanat döneminde Ramazan aylarında padişah tekmili kıyafet ile şehrin arka sokaklarında halkın sosyal durumunu gözleriyle görmek için dolaşırmış. İftar topu atıldığında hangi evin önünde ise o eve iftar yemeğine misafir olurmuş. Yine bir ramazan akşamı padişah yine sokaklarda dolaşırken eski ve viran bir evin önünden geçerken iftar topu atılır. Padişah eski evin kapısını çalar ve tanrı misafiri olduğunu söyler. Evin hanımı buyur eder padişahı ama onun padişah olduğunu bilmemektedir. Ev sahibinin yemek yapacak kadar malzemesi olmadığından iftar yemeğinde bir kuru ekmek ile iftar edecektir ama misafir gelmiş ne yapsın. Hanım girer mutfağa acele acele yemek hazırlamaya başlar. Yemek yapacak malzemesi olmadığı için biraz un, biraz kuru salça, biraz yoğurt ve evde bulunan çok az malzemelerden bir çorba yapar ve misafirin önüne koyar. Padişah çorbaya bayılmıştır. Çorbanın ne çorbası olduğunu sorar hanıma, hanım da darhane çorbası der. Padişah kendisini tanıtır ve bu çorbayı çok sevdiğini söyleyerek çorbayı saray mutfağına aldım. Gel her gün bu çorbayı yap der. Böylece darhane çorbasının adı zaman içerisinde değişerek tarhana olur.

 

Haber Merkezi