Tek korkusu çocukları

Evsiz kalan Derya Bulut, zihinsel engelli eşi ve 4 çocuğuyla birlikte Konak Meydanı’nda yaşam savaşı veriyordu. Berrin Güner’in desteğiyle bir eve yerleştirilen ailenin şimdiki korkusu ise çocuklarının ellerinden alınması


  • Oluşturulma Tarihi : 25.11.2017 08:12
  • Güncelleme Tarihi : 25.11.2017 08:12
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Tek korkusu çocukları

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER

Babanın adı Ecevit, çocuklarının adları Devrim, Deniz, Yusuf ve Mahir. Kiralarını ödeyemedikleri için evden çıkarılan bu aile, İzmir’in göbeğinde sokakta yaşıyordu. Anne Derya Bulut’un feryadını duyan yardımsever Berrin Güner, bin bir türlü destekle aileyi bir eve yerleştirdi, halısından sobasına kadar birçok ihtiyacını karşıladı. Kaldıkları harabe evin ardından temiz bir yerde yaşamanın mutluluğunu taşıyan aile şimdi ise çocuklarının ellerinden alınma ihtimaliyle karşı karşıya.

“BENİM KURTARICI MELEĞİM”

Derya Bulut ve Ecevit Bulut çifti, Karabağlar’ın Bozyaka Mahallesi’nde oturdukları evden kirayı ödeyemedikleri için çıkarıldı. Eşinin yüzde 43 engelinden dolayı çalışamadığını belirten 37 yaşındaki Derya Bulut, çocukları 15 yaşındaki Devrim, 6 yaşındaki Deniz, 4 yaşındaki Yusuf ve 3 yaşındaki Mahir ile 40 gün boyunca Konak Meydanı’nda yaşam mücadelesi verdi. Ailenin yardım feryadını duyan ve anne Bulut’un “Benim kurtarıcı meleğim” diyerek tanıttığı yardımsever Berrin Güner’in özellikle de sosyal medya hesabından yaptığı çağrılar üzerine aile gün yüzüne çıktı ve birçok yerden yardım gelmeye başladı. İkiçeşmelik’te iki katlı bir eve yerleştirilen aile, Güner’in devam eden yardımlarıyla düzenini kurmaya başladı. Önceki gün ailenin soba ve şofben ihtiyacını da karşılayan Güner, özellikle de çocuklar için her şeye rağmen yardımı sürdürdüğünü belirtti. İlkses Gazetesi olarak yardımsever Berrin Güner ile birlikte ailenin yaşadığı eve misafir olduk. 3 çocuğu ve eşiyle birlikte bizleri karşılayan anne Derya Bulut, 1 hafta önce yerleştikleri yeni evlerinin mutluluğunu yaşıyordu.

SOKAKTA 40 GÜN!

Gözyaşları içerisinde başta Berrin Güner olmak üzere yardım eden birçok insana seslenerek teşekkür eden Bulut, başından geçenleri şöyle anlatı: “Aslen Çorumluyum. 17 senedir eşimle evliyiz ve İzmir’de yaşıyoruz. 4 tane oğlum var. Biz Bozyaka semtinde kalıyorduk. 400 TL kira veriyorduk. 2 sene orada yaşadık. Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle kirayı vermekte zorluk çekiyorduk ve bazı gecikmeler oldu. Ev sahibi bize 1 ay mühlet verdi. O zaman zarfında da parayı bulamayınca bizi evden çıkardı. 4 çocukla birlikte hemen de ev bulamıyorsun. Kimisi çocuğun çok diyordu kimisi eşin engelli diyordu. Bir türlü ev bulamadık. Eşyalarımı da dışarıya attıkları için ve götürecek yerim olmadığı için Suriyeliler ya da ihtiyacı olan diğer insanlar gelip götürdü. Bize dair hiçbir eşyamız kalmadı ortada. 40 gün Konak Parkı’nda kaldık. Allah’tan yaz mevsimiydi. Çocuklarım üşüyüp hastalanmadı. Kimse gelip gitmiyordu. En sonunda belediye temizlikçisi bir kadın vardı, o birkaç yere söylemiş. Dernekten arayanlar oldu, televizyondan gelenler oldu. Allah razı olsun kaymakamlık, valilik de geldi. Bizi bir eve yerleştirdiler. Ancak eşimin rahatsızlığından dolayı ev sahipleri onunla tartışmaya giriyordu. Ertesi gün o evden de çıktık.”

“PİSLİKTEN ÖLECEKLER DİYE KORKUYORDUM”

“Çocuklarını da bırak gel” diyen ailesinin yardımda bulunmadığını ve kaldıkları harabe evdeki mücadeleyi de anlatan Bulut, “Dayanamayıp babamı aradım yardım için. Hatta onların yanına gitmek için yol parasını da ayarladık. Ancak ailem, ‘Çocuklarını da bırak gel’ dedi. Çocuklarım benim bu hayattaki her şeyim. Onca sıkıntıyı ben çocuklarım için çektim. Onları bırakıp asla gidemezdim. 6 gün boyunca Bayramyeri Parkı’nın orada kaldık. Daha sonra virane, kırık dökük, harabe bir yer vardı oraya girdik. Nasıl anlatsam, pislik içerisindeydi. Berrin Hanım gelip gördü zaten. Tuvalet yoktu, çocuklarım uyudukları odada tuvalet ihtiyaçlarını gideriyordu. Kokudan, mikroptan ölecekler diye korkuyordum. Ben nefes almakta zorluk çekiyordum. Onları düşünemiyorum. Orada nefes almak dahi mümkün değilken ben çocuklarımla orada uyudum. Sağ olsun oradayken bakkallar, çevredekiler yardım da bulunuyordu ama bir evin olmadığı sürece insan huzur bulamıyor ki” dedi.

Sosyal hizmetler tarafından çocuklarının alınacağını duyan ve ev bulma arayışına giren Bulut, “Sosyal hizmetler gelip çocuklarımı alacaklarını söyledi. Küçük oğlum Mustafa dedi ki o gün, ‘Anne beni yurda sakın verme’. Akşama kadar birlikte ağladık. Evim olursa benden almazlar diye. O gün sanki Berrin Hanım sesimi duydu ve akşamına beni aradı. Yaşadığım yere köpek girse kalamazdı. Şükürler olsun Berrin Hanım bizi oradan kurtardı ve buraya getirdi. Burayı her gün temizliyorum. Çünkü diğer ev de pislik içerisindeydik. Çocuklarımın artık temiz yerlerde uyumasını istiyorum. Burası benim için saray. Ben de misafir kabul ediyorum ya artık bu mutluluğu hiçbir şeye değişmem. Sosyal hizmetler bu evime de geldi yerleştikten hemen sonra. Evi böyle temiz, düzenli, yaşanılabilir görünce çocuklarımı almadılar. Sokaklarda da kaldığımız için kir içerisindeydik. Berrin Hanım hamama da götürdü bizi” diye konuştu.

“İZİN VERMEYECEĞİZ”

Baba Ecevit Bulut’un önceden madde kullandığı ve bu sebepten çocuklara da zarar vereceği söylentileri nedeniyle sosyal hizmetlerin tekrar gelme ihtimali, aileyi endişeye düşürdü. Çocukların kendilerinden koparılacağından korkan anne Bulut, “Ben ağlarken eşimde ağlar. Eşimi nasıl olur da o konularda suçlarlar. Çocuklarına el kaldırıyor demişler. Bunu nasıl söylerler. Eşim yemin ederim ki öyle gaddar bir insan değil. Bana ve evlatlarıma hiçbir zararı yok. Ben bazen çocuklara şımardıkları zaman kızarım falan ama eşim asla yapmaz. Benden korkar çünkü. Evet, çok önceden madde kullanıyordu. Ama şu an kesinlikle kullanmıyor. İnsanlar çok önyargılı. Biz şu an eşimle birbirimize daha fazla destek oluyoruz. Biz böyleyken insanların bizi çocuklarımızdan ayırmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

En büyük arzusunun çocuklarını okul bahçesinde beklemek olduğunu söyleyen Bulut, “Bana bu kadar insan destek verdi ya artık daha fazla mücadele vereceğim. Ailemi tekrardan sokaklara atmayacağım. Düşürürsem eğer ve çocuklarımdan kopmak zorunda kalırsam benim öldüğüm gündür. Okula giden çocukları görüyorum, benimkiler yaşları gelmesine rağmen gidemiyorlar o kadar içim eziliyor ki. Ama onları da seneye göndermek için elimden geleni yapacağım. Onları okul bahçesinde beklemek en büyük arzum. Bazen başımı yastığa koyup düşünüyorum, o harabe evdeki günler aklıma geliyor, istemsizce ağlıyorum. Ne annem varmış ne babam. Allah’tan ve çocuklarımdan başka kimsem yokmuş” dedi.

Haber Merkezi