Sayfa Yükleniyor...
1999 yılında Tiyatro Arkadaş ekibini kurarak kendi yazdığı, oynadığı ve yönettiği oyunları seyirciyle buluşturan Halil Kırkayak, sahnenin kendi için bir özgürlük alanı olduğunu söylüyor
E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER
Aslen Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Halil Kırkayak, 18 yıl önce tesadüfen tiyatroyla tanıştı. Balçovada bir Gençlik Tiyatrosu kurarak yaklaşık 20 bin insana ulaştı.
Kendi grubuna ek olarak Karabağlar Belediyesi Çocuk ve Yetişkin Tiyatrosu ile İzmir SMMO Tiyatro Grubunu çalıştırmaya başladı. Bu süreçte 20 yetişkin, 18 çocuk oyunu yazdı ve hepsini İzmir seyircisiyle buluşturdu. 1999da kurduğu Tiyatro Arkadaş (Tİ-AR) Topluluğunun sahnelediği oyunların neredeyse tamamını kendi yazıyor, oynuyor ve yönetiyor. Kırkayak, kuruluşlarının üzerinden geçen 17 yılda izleyici karşısına yepyeni oyunlarla çıktıklarını, her sezon seyircinin karşısına ilk kez çıkarcasına heyecan duyduklarını söyledi. İzmir seyircisinden de büyük destek aldıklarını dile getiren Kırkayak, İzmirde tiyatro sevdalısı herkese kapıları açık olan Tİ-ARın sanatı sevmeye devam edeceğini belirtti.
TİYATRO BİR EKİP ÇALIŞMASIDIR
Kırkayak, tiyatronun birçok alanında faaliyet gösteriyor. Oynuyor, yazıyor, yönetiyor... Hatta bazen oyunların kostümünü, dekorunu ve müziğini bile kendi yapıyor: Tiyatro bir ekip çalışmasıdır. Görev bölümü olsa çok daha iyi tabi ama biz de o çok olamıyor. Çünkü bizimki gönüllülük esasına dayalı bir iş olduğu için herkes her işi birlikte yapıyor. Tiyatroyu bana sevdiren kendini ifade etme güzelliği. Bir sürü yerde söyleyemediğin şeyleri sahnede o kadar rahat söyleyebiliyorsun ki... İstediğin her karakter olabilirsin. Doktoru mu oynamak istiyorsun oynarsın. Katil mi hırsız mı olacaksın olursun. Sahneye hangi kostümle çıkarsan çık seyirci seni yadırgamaz. Bir şeyi anlatabilmek düşüncesi benim için önemliydi. O yüzden tiyatroyu sevdim. Zaten yazmayı da seven birisiydim. Öykü, şiir yazardım. Ama bir gün tiyatro metni yazacağım hiç aklıma gelmemişti. 65 oyun yazdım ve hepsini sahneledim. Şimdi senaryo yazmaya başladım. Sinemada çalışmak istiyorum artık çünkü tiyatrodan biraz yoruldum.
İZMİRDE ÇOK AZ SALON VAR
Tiyatroya yeterince destek verilmediğini belirten Kırkayak, bunun yanı sıra bilet satabilme, salon ve oyuncu bulabilme gibi birçok zorluğun olduğunu da ekliyor: Tiyatroya yeterince destek verilmiyor. Kendi başınıza bir şeyler yapabiliyorsanız yapıyorsunuz. Özellikle İzmirde birilerinden destek görme şansınız yok. Ama İstanbulda olduğunuz zaman belki kurumlarla çalışma şansınız olabilir. Siyasi olarak eğer kendi ideolojilerinizden vazgeçerseniz bazı kapılar size açılır. O da bizim çok yapabileceğimiz bir şey değil. Bu işe giren herkes bir anda ukalalaşıyor. Bu da bu işin devamlılığını çok sağlayamıyor. Hafta sonları seyirciye ulaşamıyorsunuz. Salonlar çok pahalı. İzmirde şehir tiyatrosu yok, kurulmasına izin vermiyorlar. Çünkü birkaç kurum bunu engelliyor.
PERDE HİÇ KAPANMADI
1999 yılında Halil Kırkayak tarafından kurulan Tiyatro Arkadaş, o zamandan perdeyi hiç kapatmadı. Sahnelenen oyunlarla İzmir seyircisinden büyük destek aldıklarını söyleyen Kırkayak, Her sene mutlaka oyun oynadık. Ben ağırlıklı olarak kendi oyunlarımı yazdım ve yönettim. Seyirci de keyifle izledi, beğendi ve alkışladı. İyi tepkiler aldık bazen eleştiriler de aldık. Çünkü herkesi memnun etmek gibi bir şansınız yok. Anlattığınız hikayede biri kendine ait bir şey bulurken, diğeri kendisiyle yüzleşmekten rahatsız oluyor. Biri çok beğenirken diğeri tepki gösteriyor. Bu bazen siyasi bir söylem olabiliyor, bazen cinsellik içeren bir söz veya davranış olabiliyor. Şimdiye kadar 70 bin kişiye oyun sahnelemişsek içinde 100 kişi eleştirmiştir. Çok argo, siyasi demiştir; belki sahneyi beğenmemiştir diyor.
TİYATRO MUHALİF İNSAN YETİŞTİRİR
Günümüzde tiyatronun en büyük sorununun maddiyat olduğunu vurgulayan Kırkayak, insanların alım gücü düşük olduğu için tiyatroya gitmek yerine evde televizyon izlemeyi tercih ettiklerini söylüyor. Kırkayak, tiyatronun muhalif insan yetiştirdiğini, televizyonun ise insanları uyuşturduğunu vurguluyor: Tiyatro pahalı bir iş. Dekoru, kostümü, ışığı, müziği O yüzden 10-15 liraya bilet satıp bir oyunun tüm giderlerini karşılayıp üstüne para kazanma şansınız yok. İnsanların karşısına 50 lira bilet parasıyla çıkma şansınız da yok. Çünkü insanların zaten alım güçleri belli. Tiyatro insanlar için lüks şu an. Onun yerine insanlar evde oturup televizyon izlemeyi tercih ediyorlar. Çok sayıda kanal ve diziler var diye tiyatroya gelmeyi pek tercih etmiyorlar. Sistem de bunu destekliyor aslında. Çünkü tiyatro muhalif insan yetiştirir. Televizyon insanları sürekli uyuşturur. 10 dakikalık hikayeyi size 4 saatte anlatır. Kamera bir oraya bir buraya döner. Herkes birbirine bakar. İnsanlar da kitlenir karşısında. Güzel bir uyutma yöntemidir. Sistemin işine gelir. Ama tiyatro öyle değildir; insanları uyarır. Bir şey anlatır ve muhalif insan yetiştirir. O yüzden güçler tarafından çok sevilmez ve desteklenmez. Çünkü muhalefetten hiçbir güç hoşlanmaz.
YALNIZCA TİYATRO YAPARAK GEÇİNMEK ÇOK ZOR
Türkiyedeki tiyatro potansiyelini hem seyirci hem oyuncu açısından değerlendiren Kırkayak, Çok iyi oyuncular var ama ne yazık ki bu işten iyi para kazanamadıkları için birçoğu televizyona yöneldi. İzlemekten keyif aldığım çok iyi oyuncular var. Ama onların sektörle buluşması, kendilerini ifade edebilmeleri ve tiyatroyu ayakta tutabilmeleri çok zor. Çünkü paranın geldiği ve yatırımın yöneldiği bir yer değil tiyatro. O yüzden insanların kendi istediği, özgün şeyler çıkarma şansları yok. Çünkü büyük projeler büyük paralar istiyor. Kişilerin sadece tiyatro ile hayatlarını idame ettirmeleri çok zor. Para kazanmak istiyorsa işe sanat değil de biraz tüccar zihniyetiyle yaklaşması lazım. Sanatı çok umursamayıp fast-food işler yapayım kafasında ilerlerse para kazanır. Ama ben sanat yapayım kafamdakileri insanlara anlatayım derse Türkiyede çok karşılığını bulabileceğini sanmıyorum diyor.
SAHNEDE KENDİMİ ÖZGÜR HİSSEDİYORUM
Sahnenin özgürlük ve kendini ifade edebilme alanı olduğunu söyleyen Kırkayak, Büyülü bir alan. Sahneye çıktığım zaman kendimi çok özgür hissediyorum. Dünyadaki hiçbir meslekte olmayan bir reaksiyon vardır bu işte. Yaptığınız şeyin karşılığını anında aldığınız meslektir tiyatro. O alkış sizi besleyen, büyüten biraz da korkutan bir şeydir aslında. Çünkü alıştığınız zaman hep onun olmasını istersiniz. Sahnedeyken alkışları ve seyircinin reaksiyonlarını duymam. Çünkü ben tamamen soyutlarım kendimi orada. Oyun bittikten sonra sorarım. Sahnedeyken hep ordaymış gibi yaşarım. Keşke sahnedeyken her şeyi özgürce anlatabilseydik. Kendimize bile uyguladığımız otosansür hiç olmasaydı. Her şeyi sahnede konuşabilseydik. Dini, siyaseti eleştirebilseydik. Cinsel kimlikleri gösterebilseydik. Ama ne yazık ki böyle bir şansımız yok. Seyircimiz parasını verdiği her şeye karşı korkunç tehditkar, saldırgan ve anlayışsız. Parasını verdiyse sana her şeyi söyleme hakkını kendinde buluyor. Keşke daha özgür olsa tiyatro ve insanlar dünyanın en eski sanatlarından biri olan ve hiç ölmeyecek bir sanat dalının değerini bilip keşke buna yatırım yapabilseler. Ama ne yazık ki bu yok diye belirtiyor.
SENARYO YAZMAK İLGİMİ ÇEKİYOR
Şimdiye kadar 4 televizyon dizisinde rol alan Kırkayak, aynı zamanda sinema için film senaryoları yazıyor: "Kırık Kanatlarda 8 bölüm, Kavak Yellerinde 18 bölüm, Yol Arkadaşımda 2 bölüm, İzmir Çetesinde de 1 bölüm oynadım. Şimdi Rengarenke başladık; 13 bölüm şeklinde anlaştım. Onun dışında İzmirde kendi arkadaşlarımızla beraber bir sinema filmi çekeceğiz. Onun hazırlıkları sürüyor. Aynı anda oyuncu, yönetmen, yazar hepsini birden sürdürmeye çalışıyorum. Şimdi yavaş yavaş sinemaya yönelmeye başladım. Yazmaya çok fazla ağırlık verdim son zamanlarda. Üç tane film senaryosu yazdım; biri romantik komedi diğeri absürd komedi. Senaryo yazmak biraz daha ilgimi çekiyor. Hikayeleri kendiniz yaratıyorsunuz. Yaratıcısınız aslında yazarken bu çok hoşuma gidiyor."
Haber Merkezi