Yavaş yaşa, dünyayı tüketme

Son model cep telefonu, daha hızlı araba, son moda giysiler, daha büyük evlere sahip olmak için durmadan tüketiyoruz. Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği, "Hayatı, zamanı, dünyaya tüketme" diyerek tüketim kültürüne karşı bir duruş sergiliyor


  • Oluşturulma Tarihi : 03.10.2016 07:46
  • Güncelleme Tarihi : 03.10.2016 07:46
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Yavaş yaşa, dünyayı tüketme

E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği, 2010 yılında Seferihisar'da kuruldu. Dernek üyelerinin dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirmek gibi büyük bir hayali var; bunun için proje üretiyorlar. 

Son olarak hayata geçirilen "Yavaş Yaşa" kampanyası da sürekli olarak daha iyi ve daha güzel olduğu için satın alınan ürünlerin aslında insan hayatını değiştirmediğini, sadece daha fazla borca soktuğunu anlatıyor. Bu borcu ödemek için de insanların sürekli olarak daha fazla çalışması gerektiğini ve böylece yaşanan hayatın keyfine varılamadığını hatırlatıyor. İnternet sitesinde yer alan metinler, tüm sosyal yaşamı ve alışkanlıkları sorgulamaya iterken hazırlanan görseller de tüketim düzeninin tuzaklarını gözler önüne seriyor. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Köstem ile dernek faaliyetlerini, "Yavaş Yaşa" kampanyası kapsamında yürütülen çalışmaları ve daha iyi bir dünya için neler yapılabileceğini konuştuk.

NEDEN YAVAŞ YAŞAM?

Durmadan artan tüketim çılgınlığına karşı insanlarda farkındalık yaratmayı hedefleyen "Yavaş Yaşa" kampanyası insanlara şöyle sesleniyor: "Gelin biraz yavaşlayalım. Yavaş yaşayalım. Satın almadan önce 'Buna gerçekten ihtiyacım var mı? Bunu alınca daha mutlu mu olacağım? Hayatımda ne değişecek?' diye soralım. Mutluluğu satın almaya çalışmak yerine bizi mutlu yapacak şeyler yapalım. Sevdiklerimizle, arkadaşlarımızla daha çok vakit geçirelim. Yerel ürünler tüketelim, küçük esnafa destek olalım, sokaklarımıza sahip çıkalım. Köylülerimize çiftçilerimize sahip çıkalım. Sadece doğayı koruyalım diye tweet atmak yerine doğayı yaşam tarzımızla, gerçek hayatta koruyalım. Bozulunca atmak yerine tamir edelim, geri dönüştürelim. Giymediğimiz kıyafetleri bir kenara ayıralım ihtiyacı olanlara verelim. Hem kendimiz hem başkaları için daha iyi bir yaşam kuralım. Durup bir soluklanalım, hayatın tadına varalım."

FARKLI BİR HAYAT MÜMKÜN

Köstem, ne kadar tükettiğimizin değil ne kadar ürettiğimizin önemli olduğu bir hayatın mümkün olduğunun altını çizerek, "Yaşam tarzımızla dünyayı yok etmediğimiz, geleneklerimizi, yerel yemeklerimizi, doğayı koruduğumuz bir yaşam mümkün. Biz buna inandığımız için 2011 yılında Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni kurduk. Daha iyi bir dünyanın, daha bir yavaş dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Hız ve tüketim üzerine kurulu olmayan, insana ve diğer canlılara zarar vermeyen, geleneklerin, tarihin, doğanın, yerel üretimin korunduğu ve desteklendiği bir yaşamın mümkün olduğunu anlatıyoruz. Derneğimizin hedefleri arasında doğal, kültürel ve tarihi çevrenin korunması, geliştirilmesi, kırsal ve kentsel sürdürülebilir kalkınma, kültür, sanat, turizm, çevre, kentsel doku kalitesinin artırılması, yerel tarihi dokunun, sanat eserlerinin ve yapıların bakımı korunması gelişimi ve yeniden kullanımının desteklenmesi yer almakta. Demokrasinin güçlendirilmesi, dezavantajlı kesimlerin desteklenmesi ve insan haklarının hakim kılınması diğer hedeflerimiz arasında" dedi.

TÜRKİYE'NİN CİTTASLOW BAŞKENTİ: SEFERİHİSAR

Tüketim odaklı hayatın insanlara mutluluk ve huzur getirmediği, insanların farklı bir yaşam biçimi aramaları kentsel boyutta Cittaslow hareketini ortaya çıkardığını kaydeden Köstem, "Cittaslow felsefesi yaşamın, yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını savunmaktadır. Cittaslow hareketi, insanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri, sosyalleşebilecekleri, kendine yeten, sürdürülebilir, el sanatlarına, doğasına, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan ama aynı zamanda alt yapı sorunları olmayan, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan, teknolojinin kolaylıklarından yararlanan kentlerin gerçekçi bir alternatif olacağı hedefiyle yola çıkmıştır. Cittaslow'a üye olmak için şu an 70 tane kriter bulunuyor. Üye olabilmeniz için sürdürülebilir, kendi kimliğine sahip çıkan, kendi tarihine geleneklerine göreneklerine sahip çıkan bir kent olmanız lazım. Değilseniz de bu konuda projeler üretip sunmanız gerekiyor. 2009 yılının Aralık ayında Seferihisar, Türkiye'nin ilk Cittaslow şehri oldu" dedi.

DAHA ÇOK SATIN ALABİLMEK İÇİN HAYATIMIZI TÜKETİYORUZ

Her şeyi çok hızlı ve çok miktarda tüketirken yerelleşmenin zor olduğuna dikkat çeken Köstem, "İnsanlar domatesi büyük bir AVM'ye gidip almayı tercih ediyorsa, köylünün desteklenmesi imkansız. Çünkü köylü malını pazarda ya da kendi köyünde satıyor. Kendi kültürümüze sahip çıkalım diyoruz ama bir yandan da buna aykırı hareket ediyoruz. Tüketim ve para her şeyi kontrol eden şey. Seferihisar'da üretici pazarı açıldı, tek kuralı orada üretilen ürünlerin satılmasıydı. Köylüler, ürünlerini satabildikleri için boş bıraktıkları arazilere yeniden ekmeye ve daha çok üretmeye başladılar. Mandalina bahçelerini satıp ev yapacaklardı, bundan vazgeçtiler" şeklinde konuştu.Köstem, tüketim düzeninin insanları nasıl esir aldığını dair şunları söyledi: "Daha fazla tüketebilmek için zamanımızı, hayatımızı da tüketiyoruz. Cep telefonumuzdan memnunuz ama yenisi çıkınca kendimizi almak zorunda hissediyoruz. Arabamız bizi istediğimiz yere ulaştırıyor ama daha hızlısını, daha güçlüsünü almak istiyoruz. Evimizde mutluyuz popüler bir sitede rezidans almak için on yıllarca ödeyeceğimiz borcun altına giriyoruz. Satın aldıkça daha popüler, daha güçlü, daha güzel, daha cesur, daha mutlu olacağımızı sanıyoruz."

GERÇEKTEN İHTİYACINIZ VAR MI DİYE DÜŞÜNÜN

Tüketim toplumunun önüne geçilebilmesi için en büyük sorumluluğun insanın kendisinde olduğuna işaret eden Köstem, "Bu öyle bir sistem ki herkes cebinizdeki parayı almaya çalışıyor. Bütün firmalar, kurumlar... Mallarını satmak için her şeyi yapıyorlar. Onlara gidip bunu yapmayın diyemezsiniz. İnsanlarda olması gereken bir bilinç bu. İnsanları bilinçlendirmek için biz bu yolu bulduk çünkü insanımız okumuyor. Dünyada en az kitap okunan ülkeler arasındayız. Bu tip vurucu, kısa, insanlarda fikir uyandırabilecek reklamlarla afişlerle sloganlarla belki biraz üşünmelerini sağlayabiliriz. Biz cep telefonu almayın, arabaya binmeyin demiyoruz. Sadece bir şeyi satın alırken ne aldığınızın bilincinde olun; ona gerçekten ihtiyacınız var mı diye düşünün. Bunun için ne harcadığınızı fark edin. Çünkü yalnızca para değil, mesainizi, hayatınızı harcıyorsunuz. 5 yıl önce sahip olduğun cep telefonunun ne olduğunu hatırlamıyorsun. Ama 5 yıl önce Kaş'a gittiysen orada yediğin makarnayı unutmuyorsun. Hayat aslında deneyim kazanmak. Sahip olduğun değil yaşadığın şeyler seni mutlu ediyor. İnsanlar mutlu olmadan dünya daha iyi bir yer haline gelmeyecek" şeklinde konuştu.

BUGÜN ALMA SENEYE DE ÖDEME

Karşıyaka Belediyesi, hazırlanan afişlerin çeşitli billboardlarda sergilenebilmesi için kampanyaya destek olduğunu belirten Köstem, "Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar'a afişleri gösterdik, hepsini tek tek okudu ve bize destek vereceğini söyledi. Karşıyaka Belediyesi'nin destekleriyle afişlerimiz billboardlarda. Sokakta olmak daha iyi oluyor. Karşıyaka Çarşı'nın girişinde 'Bugün alma seneye de ödeme' afişi var. Arkasında ise iki banka var. O aslında orada çok sert bir mesaj veriyor; dramatik bir duruşu var. MaviBahçe'ye giden yoldaki billboardlarda da afişlerimiz var. Bunları görüp etkilenen çok insan oluyor. Diğer belediyelerle de görüşüp afişlerimizi kentin her yerine asacağız. Sayenizde böyle düşünmeye başladım veya böyle düşünüyordum sizi bulmam iyi oldu size destek veya gönüllü olmak istiyorum şeklinde çok mail geldi. Facebook'taki bir paylaşımımız reklam vermeden 250 bin kişiye ulaştı. Bu kadarını hayal etmiyorduk. İnsanlar üzerinde farkındalık yaratabildiysek ne mutlu bize" dedi.

TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR EKOSİSTEM

Derneğin çevre projesi olan, Teos Sulak Alanı ve Kumullarını Koruma Projesi hakkında bilgi veren Köstem, "Seferihisar’ın antik Teos kenti sınırları içinde yer alan sulak alan ve kumul ekosistemi Ege Bölgesi ve tüm Türkiye için önem arz eden bir ekosistem. Önemli doğaların korunması için BM'in çevre fonu var. Oraya başvurarak fon aldık. Bölgenin koruması için Teos Sulak Alanı ve Kumullarını Koruma Proje'ni hayata geçirdik. Türkiye’deki 305 Önemli Doğa Alanı’ndan biri olan Sığacık-Doğanbey sahilinde yer alan delta, balıklar, deniz kuşları ve bitkiler için küresel ölçekte önemli bir yaşam alanı. Delta, arkeolojik kalıntılarla biyolojik zenginliğin iç içe yaşaması nedeniyle benzersiz. Proje alanı olarak belirlenen sulak alan ve kumulun insanlar tarafından tahribi tehlikeli boyutlara ulaştı. Doğal açıdan önemi henüz bilinmeyen ve yeterince korunmayan bu ekosistemin yaşatılması Türkiye biyolojik çeşitliliğini korumak için büyük önem arz ediyor. Projemiz ile Teos sulak alanının korunması ve kumulun rehabilitasyonu amaçladık. Kumul ve sulak alanın mevcut durum analizinin yapılması, ziyaretçilerin bölgeyi gezerken alanda yaşayan canlılar hakkında bilgi alabilmesi için tanıtım elemanlarının oluşturulmasını hedefledik" diye konuştu.

SEFERİHİSAR'IN YAVAŞ MUTFAĞI

Dernek çevre projesinin dışında Seferihisar'da yerel kültürü, yemekleri korumak ve kadınların gelirini artırmak için Kadın Kooperatifi ile Seferihisar'ın Yavaş Mutfağı adında bir proje hayata geçirdi. Proje kapsamında kooperatif üyesi kadınlar, İzmir Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü’nde güvenlik, hijyen, gıda kimyası, beslenme, eğitimcilik üzerine eğitimler aldı. Mutfak, Türkiye’deki Cittaslow kentlerinden kadın üreticilerin katılımıyla açıldı. Seferihisar’ın Yavaş Mutfağı projesinin insanlara yemek yapmanın kültürel ve sosyal bir yanı olduğunu, markette paketli yiyecekler başlayıp ayakta atıştırmakla biten bir süreç olmadığını hatırlatmayı amaçladığını söyleyen Köstem, "Yöresel yemekler yüzlerce belki binlerce yıldır çeşitli uygarlıkların süzgecinden geçerek, değişerek, o yemeği yapan yüzlerce neslin emeklerini ve bilgilerini taşıyarak günümüze ulaştığını insanlara tekrar hatırlatmayı amaçladık. Seferihisar’ın Tepecik Mahallesi’nde kurulan mutfakta Seferihisarlı kadınlar ziyaretçilere yerel yemek kursları verdi, eğitim gördü ve sosyalleştiler. Şimdi Seferihisar'ın tarhanası, ekmek dolması gibi yemekleri ziyaretçilere kurs olarak verip para kazanabiliyorlar hem de ürettiklerini kooperatifte veya pazarda satabiliyorlar" ifadelerini kullandı.

 

Haber Merkezi