Sayfa Yükleniyor...
Yeni kitabı Seçimlerde, acılar, kazanmak-kaybetmek ve İzmir temaları dahilinde kısa hikayelerin yer aldığını açıklayan Yazar Özgün Kabacaoğlu, bu hikayelerin hem bir biri ile bağlantılı, hem de bir o kadar farklı olduğunu söyledi
NİLGÜN TAZE - ÖZEL HABER
Yeni kitabı Seçimlerde, acılar, kazanmak-kaybetmek ve İzmir temaları gibi kısa hikayelere yer veren Yazar Özgün Kabacaoğlu, hikayelerini bir biri ile bağlantılı hale getirerek aynı zamanda bir o kadar farklı hale getiriyor. Hepsi, ayrı ayrı bir dünya, bir olay ve bir karakter vaat eden Seçimlerde, özellikle İzmir temasında Evliya Çelebi tasvirciliği yer alıyor. Acılar teması içinde zaman zaman iç acıtabilecek ancak sonunda durup düşündürecek hikayeler yer aldığı gibi, kazanmak ve kaybetmekte ise, bu iki bir biri ile iç içe geçmiş olgunun arasındaki dansa şahitlik ediliyor.
İçinde var olan yazma arzusunun kendisi için çok önemli olduğunu, yazmayı kendisini kalıcı olarak ifade etme ve sesini duyurma olarak tanımlayan Yazar Özgün Kabacaoğlu, Derler ya, meramını anlatma Elbette, Ahmet Ümitin bir seminerde söylediği sebebi de paylaşıyorum. Biz bir kişiyiz, ben örneğin Özgün olarak varım, yaşıyorum ve bir gün toprağa karışacağım. Fakat özellikle roman-hikaye yazmak, böylesi eserleri vücuda getirmek, farklı benlikleri, farklı yaşamları da içinizde hissetmeye, tatmaya yarıyor. İlk deneme-köşe yazımı, on altı yaşında yazmıştım. Çok iyi hatırlıyorum, Çeşmede yaz tatili yapıyorduk. 2004 Avrupa Kupası vardı hatırladığım kadarıyla ve Türkiye fırtına gibiydi. Yazar büyüklerimizden Yaşar Aksoy komşumuzdu. Bir gün içimden büyük istek geldi. Bir şeyler yazmalı ve ciddi anlamda değerlendirilmesini sağlamalıydım. Elime kalemi aldım ve yazmaya başladım dedi.
İLK OKUR İLE BULUŞMA
Yaklaşık dört yıl önce başladığı roman-hikaye çalışmaları sonucunda İzmirde ve Kazanamayanlar isimli iki e-kitabının okuyucu ile buluştuğu bilgisini veren Kabacaoğlu, iki hikaye derlemesinin de, adı üstünde temalara sahip olduğunu belirtti. Aykırı Kuş adlı edebiyat gurubu içerisinde yer alarak, Ortak Kitap Projesinde yer aldığını söyleyen Kabacaoğlu, Anılar, Düşler, Önemsiz Şeyler temalı hikaye derlemesinde, üç adet öyküm yer aldı. Kayıt, Dervişbağları, Kalem & Kravat adlı hikayelerimin her birisi ilk okur ile buluşan hikayelerim olarak benim için büyük kıymetini korumaktadır. Ayrıca, belirtmem gerekir ki, tarihi kurgusu olan roman serisi çalışmam devam ediyor. Bir sonraki hedefim ise bu seriyi okur ile buluşturmak açıklamasını yaptı.
HIZLI VE AKICI ESERLER
Mehmet Bilal Dedenin Bela isimli Osmanlı-Vampir romanından çok etkilendiğini ve bu eserin hazırladığı roman serisinde etkisinin büyük olduğunu açıklayan Kabacaoğlu, Edebiyat, özelinde Türk edebiyatı, benim ciddi anlamda beslendiğim bir kurum elbette. Yazılarımda, özellikle topluma ulaşmaya, bu anlamda okunabilir, hızlı, akıcı eserler vermeye odaklanıyorum. Zira, topluma dokunma, meramımı anlatma, benim için önemli bir gaye. Bu sebeplerle bu tür eserler, özelinde yazara bakmaksızın, hep incelediğim eserler. Divan Edebiyatından Taşlıcalı Yahya Efendi, yazım tekniği ve dokunuşu açısından bence önemli. Evliya Çelebinin tasvirciliği ise benim için bir o kadar ufuk açıcı. Son olarak Mehmet Bilal Dedenin Bela isimli Osmanlı-Vampir romanı Özellikle bu romanının hazırladığım roman serisinde etkisi büyük oldu. Hikayelerimde de etkisi gözükebilir şeklinde konuştu.
SEÇİMLER
Yeni kitabı Seçimlerde, acılar, kazanmak-kaybetmek ve İzmir temaları dahilinde kısa hikayelerin yer aldığını açıklayan Kabacaoğlu, bu hikayelerin hem bir biri ile bağlantılı, hem de bir o kadar farklı olduğunu söyleyerek, Hepsi bir dünya, bir olay ve bir karakter vaat ediyor diyebilirim. Seçimleri yazmamda çeşitli yerlerde belirttiğim gibi, iki yayımlanmış e-kitabım ciddi anlamda ilham ve yol gösterici oldular. Özellikle İzmir temasında Evliya Çelebi tasvirciliği benim için çok önemli bir ol gösterici oldu. Acılar teması içinde, zaman zaman içinizi acıtabilecek ama nihayetinde durup düşündürecek hikayeler yer alıyor. Kazanmak ve Kaybetmekte ise, bu iki bir biri ile iç içe geçmiş olgunun arasındaki dansa şahitlik edebiliriz. Seçimler için söylenecek son sözü de şu paragraf ile bitirelim dedi.
PARA İLE ÖLÇÜM
Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında Türkiyede okuma yazmaya kesinlikle yeterli önem ve teşvik verilmediğini söyleyen Kabacaoğlu şu ifadeleri kullandı: Türkiye, tabi ki geçmişe göre daha fazla kitap okunan bir yer, ama yeterli toplumsal değeri görüyor mu tartışılır. Bir kitap yazmak, bu eserler ile haşır neşir olan iyi bir bol okur olmak, gerçek anlamda tartılıyor mu, bence hayır. Zaten her şeyin hemen hemen duygulardan yoksun para ile ölçüldüğü bir dönem yaşıyoruz. Ve bu, ülkemiz gibi, üretimi kıt, ranta dayalı bir ekonomide çok kötü bir hal alıyor. Sonuçta, tüm normların para ile ölçüldüğü bir ortamda, bilim yapmakta, okumakta, gerçek anlamda değerini bulmuyor kanısındayım. Okumaz yazarlar hakkında ise öyle beylik laflar edenlerden değilim. Yani, bir gurme örneğin obur olmak zorunda değildir diye düşünüyorum. Ama elbette, yemeklerden gereğince ve kıvamında tatmalıdır. Hele ki bir aşçı, gurme olamaz belki de. Bu metaforlarla da ifade etmeye çalıştığım gibi, iyi bir yazar illa ki çok okuyan birisi olmak zorunda değildir ama gerekli yemek tadını alabilecek bir damak tadına, yani, eseri kavrama gücüne ve pratiğine de sahip olmalıdır.
ÖZGÜR OKUMA
Kabacaoğlu, çocuklara okuma yazma alışkanlığı kazandırabilmek için onların özgür bırakılması gerektiğini vurgulayarak, Bize yapılanlar yapılmasın yeterli. Açmak gerekirse, bizler ilkokullarda, belirlenmiş tip kitaplara, bu anlamda da monoton bir kitaplığa sıkıştırılmıştık. Örneğin ben, verilen birçoğu kitaptaki hikayeyi hiç beğenmediğimden, lise son sınıflara kadar kitap okumaya başlamamıştım. Fakat sonradan, farklı eserlerle tanıştım, örneğin bilim kitaplarını keşfettim, tarih, sosyoloji, kitapları ile haşır neşir oldum. Kişisel bir kitaplığın nüvesi olacak kadar kitabım oldu. Kısacası, çocuklara ne istiyorlarsa onu okumaları için fırsat tanısınlar. İsteyen dünya klasikleri okusun, isteyen dinazorları, isteyen coğrafyayı vs. Böylece kişi içindeki yolculuğa çıkar ve bilim kültür genel geçer akçe olur ifadelerini kullandı.
YAZMAK ZOR BİR SÜREÇ
Yazar olmak isteyen gençlere tavsiyelerde bulunan Kabacaoğlu, Yazsınlar, yazsınlar, yazsınlar ve kaliteli okusunlar. Bu iş meşakkatli ve zor bir süreç bunu da bilsinler. Ülkemizde, bir taraftan korsan kitapçılık, bir taraftan henüz yeteri büyüklüğe ulaşmamış kitap basın-yayın endüstrisi sebebiyle yazarlar için piyasaya çıkmak kolay değil. Hele ki eserlerin dağıtımı ve yayımı için mücadele çetin. Özellikle gelişmiş ülke standartlarından uzak olmamız, işleri çoğu zaman çok yorucu hale getiriyor. Fakat, ben doğru çalışma, azim ve kararlılık ile birlikte, etkileyici ve donanımlı eserler veren bir yazarın, öyle veya böyle, edebiyat dünyasında tutunacağını ve eserleri ile var olacağını bilenlerdenim.
STRATEJİK EĞİTİM
Eğitimi gerçek anlamda planlı uzun vadeli bir strateji dahilinde şekillendirmek gerektiğini söyleyen Kabacaoğlu, toplumda bilimsel uğraşların tekrar geçer akçe haline gelmesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: Ülkemiz, gelecek yüzyılda var olacak mı, olacaksa nasıl var olacak sorusunu hepimizin sorması gerekiyor. Edebiyat da sonuçta ülkeyi yaratan dilin varlığı ile birlikte var. Edebiyat, yazılı kültür, bununla bağlantılı sosyal bilimler, ancak onu var eden somut dünya ile birlikte var olabilir. Bu dünyada, robot teknolojilerin geliştiği, yapay zekanın, mars kolonilerinin tartışıldığı bir ortamda ülkemiz özelinde tehlikede. Zira, tüm endüstri değişiyor, tekrar şekilleniyor. Önemli dönüşümleri benim neslimin göreceği kesin. Bu ortamda, bilim, bilim, bilim diyorum. Bir an evvel gerekli dönüşümü başlatmalıyız.
KEYİFLİ OKUMALAR
Bir mesaj geldi. Deniz, cesaret etmiş ve beraber kahve içmek istemişti. Telefonu elinde, çöktü koltuğun ortasına. Ne yapacaktı, bilmiyordu. Kızına baktı, boşanmak mı çözümdü? Bir çözüm var mıydı? Ya aşk? Aşka koşmalı mıydı? Her bir hali, ses tonu Neyi seçmeliydi, bilemeden Neyi seçmeliydi? Yeni bir çağı eskisinin üstüne devirdiğini düşünse de insan, kontrol edemediği öyküler içinde sürüp gider tutsaklığı. Zaman zaman gelecek olur geçmiş, geleceğin geçmiş olduğu gibi Çoğunlukla geçmişten, bazen de gelecekten bugüne uzanır insan öyküleri. Smyrnadan İzmire gizemli bir yolculuktu belki de insanın en tutkulu özlemi Keyifli okumalar, bol eğlenceler
ÖZGÜN KABACAOĞLU KİMDİR?
29 Ekimde İzmirde doğdu. İlköğrenimine Salih İşgören İlkokulunda başladı. İlk ve orta eğitimine İzmir Türk Koleji, Yaşar Neng Koleji ve ardından İzmir Namık Kemal Lisesi ile devam etti. Pamukkale Üniversitesi İktisat ve Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümlerinden lisans dereceleri aldı.
Ege Üniversitesi Uluslararası İktisat Öğrencileri Kongresinde üst üste iki yıl bildiri sundu ve iki bildirisi de ödüle layık görüldü. Üniversite yıllarında hobi olarak başladığı yazım hayatını tutkuyla devam ettirirken, Kalemsiz Dergi röportaj yönetmenliği görevini üstlendi ve kısa zamanda edebiyat, sivil toplum, basın ve sanat camiasından kıymetli isimler ile röportajları yayınlandı. E-kitapları okuyucu ile buluştu. Ayrıca Aykırı Kuş adlı edebiyat ekibinin ikinci ortak öykü derleme kitabı olan Anılar, Düşler, Önemsiz Şeyler temalı derlemede, Kayıt, Dervişbağları, Kalem & Kravat adlı kısa öyküleri ile yer aldı. Tarih alanında denemelerine devam etmekte ve özellikle tarihi sosyal yapılar alanında ki çalışmalarını sürdürmektedir. Son olarak Seçimler adlı hikaye derlemesi basılı haliyle okuyucu ile buluşmuştur. Tarih ve edebiyat öncelikli tutkuları arasındadır. Lisede satranç birinciliği ve İMDBye akredite uluslararası bir sinema ödülü sahibidir. Kişisel tarih kitaplığı oluşturmaktadır.
Haber Merkezi