Milyonlarca çocuk yeniden okul yoluna düşüyor. Kimi heyecanla çantasını hazırlayacak, kimi yeni arkadaşlarını düşünecek, kimi de yaz tatilinin bitmesine biraz üzülecek. Evlerde sabahın erken saatlerinden itibaren ayrı bir telaş başlayacak. Anneler babalar çocuklarını uğurlarken bir yandan da aynı şeyi düşünecek: “Çocuğum bugün okuluna güvenle gidip evine sağ salim dönecek mi?” İşte eğitim öğretim yılının en önemli sorularından biri budur. Çünkü eğitim sadece sınıfta öğretmen ile öğrencinin arasında yaşanan bir süreç değildir. Çocuğun evden çıktığı andan yeniden evine döndüğü ana kadar geçen her dakika eğitimin ve güvenliğin bir parçasıdır. Okulun kapısı, bahçesi, servisi, okulun çevresindeki sokaklar, yaya geçitleri, kantinler, büfeler ve hatta internet kafeler bile çocuklarımızın güvenliği açısından önem taşıyor. Bu nedenle okulların açılmasıyla birlikte güvenlik tedbirlerinin artırılması elbette sevindirici. Ancak burada önemli olan sadece görevlilerin okul kapısında beklemesi değil.
Asıl mesele, güvenliği bir kültür haline getirebilmek. Çocuğumuzun okuluna giden yolda araçların hızını düşürmesi, yaya geçidinde yayaya öncelik vermesi, servis şoförünün kurallara uyması, okul çevresinde çocuklara kötü örnek olacak veya zarar verebilecek davranışların önlenmesi hepimizin sorumluluğu. Bir okulun önünde trafik kurallarına uymayan tek bir sürücü bile büyük bir tehlike oluşturabilir. Bir servis aracının bakımsız olması, bir şoförün dikkatsizliği, okul çevresinde çocuklara yönelik kötü niyetli kişilerin bulunması veya uyuşturucu gibi büyük bir tehlikenin çocukların çevresine yaklaşması, ailelerin bütün huzurunu bozabilir. Bu yüzden denetim şart. Hem de göstermelik değil, sürekli denetim.
Okulların ilk haftasında herkesin dikkat kesilip birkaç hafta sonra eski alışkanlıklara dönmesi çözüm değildir. Çocuklarımız okula devam ettiği sürece güvenlik tedbirleri de devam etmelidir. Burada velilere de büyük görev düşüyor. Çocuğumuzu okula bırakıp kapının önünden ayrılmakla sorumluluğumuz bitmiyor. Çocuğumuzun kimlerle arkadaşlık ettiğini, okul çevresinde neler yaşandığını, internet ortamında kimlerle iletişim kurduğunu da takip etmek gerekiyor. Ama bunu yaparken çocuklarımızı korkutmadan, onları baskı altına almadan yapmak önemli. Çocuklarımızın güvenliğini sağlamak, onların özgürlüğünü tamamen kısıtlamak anlamına gelmemeli.
Öğretmenlerimize de büyük görev düşüyor. Çünkü öğretmen, çocuğun okulda gördüğü en önemli yetişkinlerden biri. Çocuğun davranışındaki değişikliği, içine kapanmasını, korkularını veya yaşadığı bir problemi çoğu zaman ilk fark eden kişi öğretmen olabilir. Okul yönetimleri, öğretmenler, veliler, güvenlik birimleri ve yerel yönetimler birbirinden kopuk hareket ederse güvenlik zincirinin bir halkası eksik kalır. Bir başka önemli konu da okul çevresi. Çocuklarımızın okul çıkışında uğradığı yerler, alışveriş yaptığı büfeler, vakit geçirdiği alanlar da denetlenmeli. “Okulun bahçesi benim sorumluluğum, dışarısı beni ilgilendirmez” anlayışı artık geride kalmalı. Çünkü çocuk okul kapısından çıktığında tehlikeler ortadan kalkmıyor. Tam tersine, bazen asıl risk okulun birkaç metre dışında başlıyor. Uyuşturucu, kötü alışkanlıklar, şiddet, akran zorbalığı, trafik ve internet ortamındaki tehditler çocuklarımızın karşısına farklı şekillerde çıkabiliyor. Bunların her biriyle mücadele etmek için yalnızca güvenlik güçlerinin çabası yetmez.
Bir mahalle, bir okulun güvenlik çemberidir. Mahallede yaşayan vatandaşın da gözü açık olmalı. Şüpheli bir durum görüldüğünde “Bana ne?” demek yerine ilgili mercilere haber vermek gerekiyor. Çünkü bugün komşumuzun çocuğunu koruyan duyarlılık, yarın bizim çocuğumuzu da korur.
Çocuklarımız sabah evlerinden çıkacak. Ellerinde çantaları, akıllarında dersleri, kalplerinde arkadaşları olacak. Biz büyüklerin görevi ise onların önüne korku değil, güven koymak. Güvenli okul sadece kapısında görevli bulunan okul değildir. Güvenli okul; çevresinde trafik kurallarının uygulandığı, servislerinin denetlendiği, kötü alışkanlıklardan uzak tutulduğu, öğretmeninin öğrencisini tanıdığı, velisinin çocuğuyla konuştuğu ve mahallelinin duyarlı olduğu okuldur. Kısacası çocuklarımızı korumak hepimizin görevidir.