Güneş Enerjisinden Koyuna

Ahmet Toprak

Hani derler ya “aklın yolu bir” diye... Tam da öyle bir haber takıldı radarıma. Güneş enerjisi santrallerini (GES) bilirsiniz. Dönüm dönüm arazilere kurulan o devasa paneller, pırıl pırıl güneşten elektrik üretir. Ama o panellerin altında, sağında solunda bir ot biter ki sormayın! Otlar uzayıp panelleri gölgeledi mi verim düşer, yazın kuruyunca da yangın riski doğar.

Peki, eskiden ne yapılıyordu? Motorlu tırpanları takıp benzin yakarak biçiyorlar ya da kimyasal zehir döküp otları kurutuyorlardı. Hem havaya egzoz dumanı, hem toprağa zehir... Çanakkale’deki Saros santralinde Borusan EnBW Enerji müthiş bir işe imza atmış: “Bırakın otları koyunlar yesin!” demişler. Santralin kapılarını bölgedeki köylünün sürücülerine açmışlar. Koyunlar, kuzular panellerin gölgesinde bayram ediyor; otları çıtır çıtır yiyip sahanın bakımını bedavadan yapıyor. Köylünün yem masrafı sıfırlanmış, hatta hayvan sayıları 5 katına çıkmış! Şirket benzin yakmaktan ve zehir kullanmaktan kurtulmuş, 8 tonluk karbon emisyonunun önüne geçmiş. Toprak temiz kalmış, yangın riski düşmüş. İşte “döngüsel ekonomi”, “sürdürülebilirlik” dedikleri süslü kelimelerin halk dilindeki karşılığı tam olarak bu: Kazan-kazan!

Ne doğa küstürülmüş ne köylü. Teknoloji ile kadim hayvancılık el ele verince hem cebimiz hem geleceğimiz nefes alıyor. Tarımla, hayvancılıkla sanayiyi kavga ettirmek yerine böyle akılcı buluşturmak şart. Umarım bu model Türkiye’nin dört bir yanındaki santrallere örnek olur. Demek ki neymiş? Bazen en yüksek teknolojili sorunun cevabı, bin yıllık bir koyun çıngırağında saklıymış.