Sandıkta verilen karar, siyasette değiştirilebilir mi?

Buse Deli
Buse Deli

Demokrasi, yalnızca seçim günü sandığa gidip oy kullanmaktan ibaret değil. Peki vatandaşın oy verdiği siyasi anlayış değişir, seçtiği isim başka bir siyasi partinin saflarına katılırsa ne olur? İşte tam da bu noktada, sandığın anlamı ve seçmenin iradesine duyulan saygı tartışmaya açılıyor.

İzmir’de yaşanan gelişmeler de bu soruları beraberinde getirdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi, kentte farklı tepkilere neden oldu. Kimi vatandaşlar bu değişikliğin İzmir’e daha fazla hizmet getireceğini düşünürken kimi vatandaşlar ise kendi oylarının ne kadar dikkate alındığını sorgulamaya başladı.

Çünkü mesele yalnızca bir belediye başkanının parti değiştirmesi değil. Mesele, vatandaşın sandık başında yaptığı tercihin ne ölçüde korunabildiği.

Bir seçmen sandığa giderken yalnızca bir kişinin adını işaretlemiyor. Aynı zamanda o siyasi partinin vaatlerine, dünya görüşüne ve yönetim anlayışına da oy veriyor. Seçmenin tercihi, kişisel bir destekten çok daha fazlasıdır bana kalırsa. Bu nedenle seçim sonrasında yaşanan siyasi değişimler sonrası yalnızca siyasetçiler değil, seçmenler de bir açıklama bekliyor.

İzmir yıllardır çözüm bekleyen sorunlarıyla gündemde. Köstebek yuvasından hallice yollar, çöp içindeki sokaklar, Körfez ve vatandaşın günlük yaşamını zorlaştıran ulaşım sıkıntıları… İzmirliler, siyasi tartışmaların ötesinde yaşadıkları kentin sorunlarına çözüm bulunmasını istiyor. Bu nedenle bazı vatandaşların siyasi değişimi bir hizmet fırsatı olarak görmesi de oldukça anlaşılabilir.

Ancak hizmet beklentisi ile seçmen iradesi birbirinden ayrılmamalı. Bir kente daha fazla yatırım gelmesi, yollarının yapılması, çevre sorunlarının çözülmesi elbette önemli. Fakat bütün bunlar konuşulurken vatandaşın sandıkta ortaya koyduğu tercih de unutulmamalı.