2

ELALEM NE DER?


  • Oluşturulma Tarihi : 04.10.2015 06:36
  • Güncelleme Tarihi :

Boş sayfa bana, ben boş sayfaya bakıyorum.

‘Bu gün ne yazsam ki?’ neyden bahsetsem diye düşünüyorum.

Her düşündüğünü de yazamazsın ki. ‘Elalem ne der sonra?’

Türkiye de ‘elalem’ denen kimsenin görmediği ve hiçbir resmiyeti olmayan bir kurum var. Her bir şeye karışır bu kurum.

Misal kız arkadaşın var. Evlenmeden önce de tanımak istiyorsun. Bazı büyük şehirleri bu kategorinin dışında tutarak söylüyorum, birçok yerde aileler ‘elalem ne der?’ diyerek müsaade etmezler. Uzaktan görürsen, ya da yanınızda biri varken sorun yok. Ama öyle yan yana uzun sohbetler, evlenince ne istediğinden bahsetmeler, olayların karşısında nasıl refleks verdiğini görmeler mümkün olmaz. Sonuçta çoğu çift birbirini çok iyi tanımadan torbadan Şampiyonlar Ligi ön eleme kurasını torbadan çeker gibi, birazda şansına ‘hadi bismillah’ diyerek evlenir.

Bahtına  ne çıkarsa artık.. Zorlu Barselona da, zayıf Astana da çıkabilir.  Misal Astana çıktı, sahaya %100 galip geleceğini bilip mutlulukla da çıkabilirsin. Ama ya Barselona çıkarsa? Çetin ceviz. Sana sahayı dar eder sana. Perişan olursun.  

Haa şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Her anlamda iyice tanısan da mutlu olacağının bir garantisi var mı?  Yok.

Öyle olsa ‘elalem’ kurumunun olmadığı Müslüman olmayan diğer ülkelerde tüm çiftler mutlu olurdu. Kimse boşanmazdı. Peki öyle mi? Değil tabii ki.

Diyelim ki evlendin ve mutsuzsun. Bunun bir sürü sebebi olabilir, sevgi, saygı bitebilir, hiçbir konuda anlaşamıyorsundur, karşındaki ‘psikolojik’ hasta çıkabilir, bağımlı çıkabilir vs… Ya da hiçbir sebep de olmayabilir. Artık hayatını yalnız geçirmeye karar vermişsindir. Ya da karşındakinin bir sürü davranışı sana batmaya başlamıştır, artık yapmak istemediğin şeyleri yapmak zorunda kalmak istememişsindir.

Boşanmak istersin.

Türkiye de sadece kişiler değil, aileler de evlenmiş olduğundan hemen elbirliği ile bu ‘mutsuzluk’ halinin devam etmesini sağlamaya yönelik çalışmalar yaparlar. Herkes aslında kendisinin de mutsuz olduğunu, ama çocuklar için, çevre için bu oyuna devam ettiğini söyleyip ‘boşanırsan elalem ne der?’ diye bitirir.

‘Abi kim bu elalem? Niye benim hayatıma karışıyor ki?’ Diye sormak istersin bazen ama sende bilirsin ki aslında ‘elalem’ sen, ben ve O’dur. Biziz yani ‘elalem.’

Elimizde akıllı telefonlarla ya da klavyelerle oturduğumuz yerden yaptığımız yorumlar, paylaşımlar, beğenmeler ya da beğenmemeler ile ‘biziz’ elalem.

 Yeni atanan Aile ve Sosyal Politikalar bakanı bir bayan var mesela. Bazıları daha önceden yaptığı bir açıklamadan dolayı kendisine ‘Börekten sorumlu Devlet bakanı’ diyorlar. Bu hanımefendi eşinde ayrılmış biliyorsunuz. Birçok ‘klavye efendisi ‘Boşanmış bir Aile bakanı mı olur? Aileden sorumlu boşanmış bakan’ diye oturdukları yerden dalga geçerek yazdılar.

Çok kızıyorum.

Mensup olduğu partinin politikasına katılmayabilirsiniz, onlara oy vermiyor, onlara muhalif de olabilirsiniz. Eleştirin, hanımefendinin geçmişte yaptığı çalışmalarla yargılayın ama özel hayatına girip, onun özel hayatını iş yeri hayatına taşımak hakkaniyetli bir şey mi? Yani o zaman sende özel hayatını işyerine taşıyorsun demektir.

Acaba evlilik hayatında neler yaşadığını biliyor musunuz? Yani ‘İlerde belki Aileden Sorumlu Devlet Bakanı felan olurum. Neme lazım ben bu adamın dayağına, hakaretini, beni aşağılamasına katlanayım. Boşanırsam ‘elalem’ ne der?’  mi deseydi.

Size göre eğer boşanmamış olsa iyi bir aile bakanı mı olacaktı?

Üstelik de bunu yapan insanlar yaptıkları paylaşımlarda son derece ‘özgürlükçü’ bir profil çizen kişiler. Demek ki sadece kendimiz için özgürlük istiyoruz. Sadece bizim düşüncemize göre yapılan şeyler ‘iyi’, diğerleri ‘kötü’.

Kendimizi o insanların yerine koyduğumuzda, kendimiz çin istediğimizi başkaları için de istediğimizde, oturduğumuz yerde insanları yargılamadığımızda ‘elalem’likten çıkıp  güzel bir toplumun ‘birey’i olma yolunda adım atmış oluruz.

Amaan ‘Elale’ ne derse desin. Başlarım ama…

Yazmaya…

ELALEM NE DER?
Dr. Deniz Arslan
Yazarımız Kim ?

Dr. Deniz Arslan