Sayfa Yükleniyor...
Ne var ne yok nişanlın ne yapıyor? diye sordum karşımda oturan arkadaşıma. Uzun zamandır görüşmemiştik ve Yerindeysen bir çayını içmeye geliyorum deyip birden karşıma çıkmıştı.
İyi valla. Kendi elimle evlendirdim, çoluk çocuğa karıştı dedi yüzünde zoraki bir gülümseme ile.
Nasıl yani? dedim şaşırarak. Yanisi şu ki doktorcum evlendi dedi.
Konuşmasına devam etmesini bekledim ama o Bu kadar işte diye gülümsemesine devam etti.
Evlenmiş olma kısmını anladım ama kendi elinle bunu yapmış olma kısmını açıklar mısın? dedim.
Off be doktorcum, bu konulara girmesek? Bana bak sen bir konu aramıyorsun değil mi? Yoksa beni konu mu yapacaksın yazılarına? diye göz kırptı.
Yok canım Allahını seversen. Sanki başka konu kalmadı da seni mi yazacağım? Hem o konular kimsenin ilgisini çekmez dedim. Yalandı. İnsanların en çok ilgilendiği şeylerin bu konular olduğunu biliyordum. Ama o anda okuyucudan çok kendim merak ettiğim için onun anlatmasını istiyordum.
Şimdi biz aynı bölümde okuyorduk biliyorsun. Bizim birde Tayfun diye bir kankamız vardı. Üçümüz beraber takılıyorduk dedi.
Sakın Tayfunla evlendiler deme! Şok üstüne şok olur dedim.
Yok canım. Benimki tamamen normaldi. Ama keşke Tayfunla evlenselerdi bu kadar üzülmezdim dedi. Sonra ne oldu? dedim.
Şimdi bu Tayfunun bir kuzeni de birgün oturduğumuz mekana geldi. Kız yurtdışında okuyormuş, yeni dönmüş, bizimle oturdu. Hiç arkadaşım yok burada, yalnızlıktan kafayı yedim dedi. Benimde ablalık yapasım tuttu Bizimle gelebilirsin, sana arkadaşlık ederiz dedim. Sonra beraber takılmaya başladık. Şimdi sen Yılanla yatağa giren ısırılmayı göze almalı diyebilirsin ama... dedi.
Dur şu sözü bir yere not edeyim. Çok iyiymiş, belki kullanırım diye araya girdim.
Devam edeyim mi? diye suratını astı.
Lütfen, sustum ben dedim.
Nişanlıma çok güveniyordum. Dile kolay altı yıllık bir ilişkimiz vardı ve bu süre zarfında hiçbir şeyini yakalamamıştım. Sonra bizimki sudan sebeplerle tartışmalar çıkarmaya başladı. Mesela bir yıl önce nişanda annemin söylediği bir sözü durup dururken ortaya getirip kavga çıkartmaya başladı. Sonra Galiba biz evlenmek için acele ediyoruz, ben okuldan sonra bir dönem yurtdışına da gitmek istiyorum, aklım sende kalır falan demeye başladı. Bende safım ya Sorun etme bunu sen gidersin, dönünce evleniriz falan diyorum. Söylediği her bahaneye karşı bir çözüm üretiyorum. Ama o başka her seferinde bir şeyle bana geliyor dedi.
Altı yıl çok uzun bir zaman gerçekten. Bu süre zarfında hiç mesajını ya da yaptığı bir şeyi yakalamadın mı? diye sordum.
Ben öyle erkek arkadaşımın telefonunu karıştıranlardan, gittiği yerleri kontrol edenlerden, kiminle gittiğini bulmaya çalışanlardan değilim. Çünkü aldatmak isterse her türlü bunu yapacağını biliyorum dedi.
Yani ben yine de bu kadar özgür bırakılması taraftarı değilim. Hani köpek sahiplerinin bazıları tasma kullanıyorlar. Tasma bir yere kadar uzanıyor sonra bitiyor ya. Bence özgürlük de sınırsız olmamalı. Karşıdaki senin kontrolünü biraz hissetmeli dedim.
Allah aşkına bunu sen söyleme bari. Siz erkekleri anlamak ne kadar zor. Sıkıya gelemiyorsunuz ama bir taraftan da Üstünde o kontrolü hissetmeli diyorsunuz. Ben anlamakta güçlük çekiyorum dedi.
Yani sınırsız özgürlük olmamalı diyorum ben. Ama tabi bunu yaparken de boğmamalı insanı. Kıvamında olmalı dedim
Zaten ben bundan sonra ne yapacağımı çok iyi öğrendim dedi.
Devamı yarına