2

Yazsam mı Yazmasam mı?


  • Oluşturulma Tarihi : 08.01.2016 08:35
  • Güncelleme Tarihi :

‘Padişahlar neden Ruslarla evlendi?’ başlıklı yazımı gazeteye gönderdikten sonra genel yayın önetmenim aradı. ‘Hocam çok zor durumda bırakıyorsunuz bizi’ dedi.

‘Hayrola ne oldu ki?’ dedim.

‘Hocam gazetemizin çalışanları ağrılıklı olarak kadın. Siz de böyle Ruslar, Ukraynalılar, Taylandlılar ile ilgili yazıları yazınca gazetede bir tartışma başlıyor. Onlar çok daha fazla olduğu için de biz burada zor durumda kalıyoruz’ dedi.

‘İyi madem. Kadınlar kızıyorsa o konuda bir daha yazı yazmam bende’ dedim.

Mesele öylece kapandı.

Yazıyı Facebook’ta sayfamda her gün yayınlarım. Yayınlarken de yazı ilgi çeksin diye başlık olarak bir şeyler yazarım. Gazeteciler bunu çok yapar. Misal manşette ‘Fenerbahçe’de şok! Ünlü oyuncu ayrılık sinyali verdi’ diye bir başlık atıyorlar. Bunu okur okumaz aklımıza bir sürü senaryo geliyor. ‘Ulan Van Persie zaten antrenörle anlaşamıyordu. Kesin gitti’ ya da ‘Fernandao formayı yere atmıştı geçen hafta demek ayrılmaya karar verdi’ diye düşünüyorsunuz. Hangisi? Kim gitti acaba? Sorunları ile resmi tıklıyorsunuz.

İşte o anda haberi yapan kişi amacına ulaşmış oldu. Haber tıklandı.

Önce reklam çıkıyor.

Ardından haber.

Fenerbahçe kürek takımının ünlü oyuncusu (ki kürek sporu ile ilgilenenler dışında kimsenin bilmediği biridir. Kimsenin onu bilmemesi değil. Ülkemizde spor deyince sadece futbol anlayan gazetecilerden kaynaklanır. Haberlerin tümü futbolcular ile ilgilidir) Fatih Suyabatmaz Twitter hesabından ‘Artık demir almak günü geldiyse buradan, meçhule giden bir adam gider takımdan’ diye bir paylaşım yaptı. Ayrılık sinyali olarak değerlendirilen bu mesaja gelen ısrarlı sorulara ‘Kim bilir?’ diye cevap veren ünlü kürekçi kafaları karıştırdı’  demektedir.

Haberi ‘Ünlü Kürekçi ayrılık sinyali verdi’ diye verse inşaat işçileri ya da kürek sporu ile ilgilenenler dışında kimse okumaz. Haberci de ‘Kardeşim okunmayan haber yapmayın’ diye fırçayı yer.

Bizde ‘Yazı çok okunsun’ diye ilginç başlıklarla yazımızı paylaşıyoruz. Bu yazımızı da öyle paylaştık. Başlıkları merak eden Facebook sayfamıza baksın lütfen.

Ünlü bir voleybol antrenörü olan ve arkadaşım olmasından gurur duyduğum değerli bir hocam yazıyı görmüş, beğenmiş, paylaşmış. Teşekkür etmek için mesaj attım.

‘Çok doğru bir tespit ve yazı olmuş’ dedi.

‘Hocam yazıyı paylaşmanız beni çok mutlu etti’ dedim.

‘Rica ederim. Halkımızın daha fazla bilinçlenmeye ihtiyacı var. Sarp Sınır Kapısı’nın açılması ile Karadeniz kadını rekabet dolayısıyla kendini düzeltti’  diye cevap verdi.

‘Hocam kadınlar bu konuları yazmamızdan çok hoşlanmıyorlar ama’ dedim.

‘Denizciğim doğru acı olsa da doğrudur. Basının görevi de doğruları dile getirmektir. Ne yazık ki artık cesaretli gazeteci sayısı fazla değil. Ancak bu konularda yazı yazarken bir şeyi de gözden kaçırmamak lazım’ dedi.

Mesajın devamı biraz sonra geldi.

‘Sovyetler Birliği’nin 1993 yılında dağılması Türkiye için çok önemli bir sosyolojik olaydır. Sosyal, ekonomik, sportif, politik birçok sonuç doğurmuştur. Ancak bu durumu Türkiye’nin çok da akıllıca ve verimli kullandığını düşünmüyorum’ dedi.

‘Nasıl yani hocam?’ dedim.

‘Yani dibimizdeki komşumuzla ilişkilerimiz soğuk savaş döneminde neredeyse sıfırdı. Tam da bir ivme kazandı, her şey rayına giriyor gibiydi, neden olduğu, nasıl olduğu aydınlatılmamış bir olaydan sonra yine sıfıra yaklaştı’ dedi.

‘Hocam diyecek bir şey yok haklısınız’ dedim.

‘Sen yaz yine de bu konularda bence’ dedi.

Konuşmamız öylece bitti.

Genel yayın yönetmenimize ‘yazmayacağım’ demiştim.

Hoca da ‘Yaz iyi olur’ diyor. İki arada bir derede kaldım.

Yazsam mı yazmasam mı?

Yazsam mı Yazmasam mı?
Dr. Deniz Arslan
Yazarımız Kim ?

Dr. Deniz Arslan