Sağlık ve Spor|Fiziksel Aktivite ve Kadın Sağlığı

Doç. Dr. Onur Oral

Kadın sağlığı sadece hastalığın yokluğu olarak değil, yaşam boyu kadınların fiziksel, zihinsel ve psikolojik sağlık koşullarının iyi olması anlaşılmaktadır. Kadın sağlığı, hormonal değişiklikler ve gebelik gibi benzersiz biyolojik faktörlerin yanı sıra sosyal roller ve kültürel beklentiler gibi cinsiyete özgü koşullar tarafından da şekillendirildiği bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında, “kadın sağlığı”, kadınların sadece hastalıklardan uzak bir yaşam sürdürebilmesini değil ama aynı zamanda önleyici stratejiler yoluyla dirençlerini koruyarak, güç, özerklik ve işlevsel kapasiteyle tüm yaşam boyunca sağlıklı olmalarıyla ilgili bir kavram olarak değerlendirilmektedir. Fiziksel egzersizin, sağlıklı yaşam konusunda çok yönlü olumlu fizyolojik etkileri gösterilmiş olduğu için kadın sağlığı açısından vücut sistemlerinin iyileştirmesi psikolojik sağlığın desteklemesi ve sosyal yapılarının güçlendirebilmesi nedeniyle kadın sağlığının korunması ve geliştirilmesinde çok önemli bir faktör olduğu kabul edilmektedir.

Fiziksel aktivite, genellikle iskelet kası hareketinden kaynaklanan enerji harcaması olarak tanımlanır- hem günlük eylemleri (yürüyüş, ev işleri) hem de programlandırılmış egzersizleri (koşu, yüzme, direnç antrenmanı) kapsamaktadır. Fiziksel aktivite sağlıklı yaşamın temel bir bileşeni olarak dayanıklılık, kardiyovasküler (kalp ve damar sistemi) sağlığı ve oksijen iletimini geliştirmekte; esneklik, hareketliliği desteklerken denge bozukluğunun önlenmesine katkıda bulunmakta ve kas, iskelet bütünlüğünü desteklemektedir. Tüm bu fiziksel sağlık bileşenleri, özellikle kadınların yaşlanmasıyla birlikte ortaya çıkması olası hareket kısıtlamasını ve düşmelerden kaynaklanabilecek yaralanmaları önleyebilmekte ve yaşlılık sürecinde yaşanabilecek olan kronik hastalık görülme riskini azaltarak, sağlıklı ve kaliteli yaşam koşullarını sağlayabilmektedir.

Yapılan klinik çalışmalarda, fiziksel aktivite ile kadın sağlığı arasındaki güçlü ilişki çok çeşitli olumlu fizyolojik sağlık katkılarıyla net bir şekilde gösterilmektedir. Kadın sağlığı açısından, fiziksel hareketsizlik, sadece bir yaşam tarzı problemi değil ama aynı zamanda yaşam kalitesi ve sağlıklı yaşlanma süreci için ciddi bir risk faktörü olduğu vurgulanmaktadır. Klinik araştırmalardan elde edilen kanıtlar, düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının enerji dengesini iyileştirerek, ileri yaşlarda görülebilecek başta kardiyovasküler sistem problemleri olmak üzere, daha birçok kronik hastalığın ortaya çıkma riskini azaltabileceğini göstermektedir. Özellikle, fiziksel egzersizin kilo yönetimini destekleyerek, hipertansiyon, dislipidemi (kan yağları düzensizliği) ve uzun vadeli kronik hastalıkların görülme riske katkıda bulunan metabolik sorunların önlenmesine yardımcı olması kadın sağlığı ve yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığı gözden uzak tutulmamalıdır.

Kadın sağlığı açısından bir diğer risk faktörü de, Dünya Sağlık Örgütü tarafından kronik bir hastalık olarak tanımlanan obezitedir. Obezite, enerji metabolizmasında bozulmalara yol açarak sadece fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde olumsuz etkiler göstermektedir. Düzenli fiziksel egzersizin, insülin duyarlılığını artırarak, enerji harcamasını yükselterek ve daha sağlıklı kilo kontrol yöntemlerini güçlendirerek; obezitenin önlenmesine ve tedavisine katkıda bulunduğu vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, fiziksel aktivite, sağlıklı beslenmeyle birleştirildiğinde en güçlü etkiye sahiptir, çünkü diyet ve egzersiz birlikte hayata kazandırıldığında beslenme düzeni, besinlerin verimli kullanımını ve enerji dengesinin de metabolik açıdan belli bir düzene kavuşması mümkün olmaktadır. Bu nedenle, egzersiz ve sağlıklı beslenme gibi alışkanlıklar bir arada hayata kazandırıldığında, kardiyovasküler hastalık, metabolik sendrom ve psikolojik sorunlar gibi obeziteyle ilgili şikâyetlerin ortaya çıkma olasılığını azaltabilir. Başka bir deyişle, egzersiz sadece kilo kontrol yöntemi olarak değil, ama aynı zamanda yaşam kalitesini de destekleyen bir uygulama olarak da dikkat çekmektedir.

Sonuç olarak, kadın sağlığı açısından fiziksel aktivite, bireylerin sadece metabolik sağlıklarını korumak için değil ama aynı zamanda aşırı kilo, obezite ve son yıllarda yaygınlaşan hareketsiz yaşam nedeniyle görülme sıklığı artmakta olan birçok kronik hastalığın önlenmesi ve tedavisi için kritik öneme sahiptir. Sağlıklı bir yaşam için düzenli bir fiziksel aktivite planlamasıyla kadın sağlığının korunması ve geliştirilmesi mümkün olacaktır.