Sayfa Yükleniyor...
Kişi altın borç vermişse borcunu geri aldığında ister altının fiyatı düşsün ister artsın fark etmeksizin ki ne kadar gram altın vermiş ise o kadar gram alabilir. Aradan geçen zamanda altının fiyatında bir değişim olsa da verdiğinden fazla ya da eksik alamaz. Böyle bir durumda fazla bir şey isterse faiz olur. Ancak borç geri ödenirken borcu alan kimse gönlünden fazla vermek geçmişse ve vermişse bunda da bir sakınca yoktur.
Kişinin hakkını helal ettirmek için kılınacak bir namaz var mıdır?
İslam dininde ibadetler Allah ve Resulü tarafından belirlenmiştir. Ne Kur’an’da ne de sünnette “kul hakkı namazı” diye bir namazdan söz edilmemiştir. Kişinin kul hakkından kurtulmasının yolu, hak sahibine hakkını vermesi ve onunla helalleşmesidir. Yaptığı bu haksızlık için de Allah’a tövbe etmelidir. Ancak tövbe etmeden önce iki rekat namaz kılması menduptur. Kul hakkı konusunda sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Kimin üzerinde birinin namusu ya da malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmadığı kıyamet gününden önce onunla helalleşsin. Aksi takdirde kendisinin salih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevabından alınır, hak sahibine verilir. İyilikleri yoksa zulüm yaptığı kardeşinin günahından alınır, onun üzerine yükletilir.” (Buhari, Mezali, 11). Buna göre kul hakkı namazı diye bir namaz yoktur. Ancak kul hakkı varsa sahibine bu hak geri verilip helalleşmeli, bundan sonra da Allah’a tövbe etmelidir. Bu tövbeden önce de iki rekat namaz kılması ise menduptur tavsiye edilir.
Müslüman olmayan kimsenin kestiği hayvanın eti yenir mi?
İslam inancına göre kesilen hayvanın etinden yiyebilmek için hayvanı kesenin belli şartları taşıması gerekir. Bu şartlar yerine getirilmezse kesilen hayvanın eti yenmez. Fıkıhçıların kesen kişi ile ilgili ortaya koydukları şartlar şöyle ifade edilmiştir. Hayvanı kesen kimsenin akıl ve temyiz gücüne sahip, Müslüman veya ehl-i kitap (yahudi veya Hıristiyan) olması, hayvanı Allah adına kesmesi gerekir. Ayrıca hayvanı kesen kimsenin kadın veya erkek olması fark etmediği gibi baliğ olması da gerekmez. Dolayısıyla ehl-i kitabın kızlarıyla evlenmek caiz olduğu gibi bunların kestiği hayvanın da etinden yemek caizdir. Ama ehl-i kitap (Yahudi-Hıristiyan) dışındaki inançtan olanların kestiği hayvanın eti İslam inancına göre yenmez.
Namaz borcu olan kimse her namazın arkasında kaza kılmak zorunda mı?
Hanefi mezhebine göre kazaya kalmış farz ve vacip bütün namazlar kerahet vakitlerinin dışında her zaman kılınabilir. Bunlar için belirli bir vakit yoktur. Ancak, düzenli bir şekilde namaz borçlarını tamamlamak için, kaza namazlarını vakit namazlarının peşinden kılmayı prensip haline getirmek güzel bir davranıştır. Ama illaki hemen her farz namazın arkasında bunu kılma gibi bir zorunluluk yoktur. Şafii mezhebine göre ise kişi istediği zaman kaza namazını kılabilir. Onlar için bir kerahet vakti de söz konusu değildir. Ama aynı şekilde illaki bunu farz namazların arkasına kılmak zorunda değildir.
GÜNÜN AYETİ
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. Embiya, 21/35.
GÜNÜN HADİSİ
Yöneticilerin en kötüsü, idaresi altındaki insanlara karşı katı ve kaba davrananlardır.” Müslim, İmâre 23.
GÜNÜN SÖZÜ
“Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip oluncaya kadar zengin değilsiniz.” Garth Brooks
GÜNÜN DUASI
Allah’ım bugün bizi helalından kazanan ve helalına harcayanlardan eyle.
BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?
Muhadram kimdir?
Hem cahiliye devrinde hem de Hz. Peygamber devrinde yaşayan, ancak Hz. Peygamberi göremeyip sahabe ile görüşen Müslümanlara verilen isimdir.
GÜNÜN NÜKTESİ
Gönül meyvesini mi kopardınız?
Ebû Musa tarafından naklediliyor: “Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine, “Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız” buyurur. Melekler, “Evet” derler. Allah Teâlâ, “Kulumun gönül meyvesini (ciğerparesini) mi kopardınız” buyurur. Melekler, “Evet” derler. Allah Teâlâ, “Peki, kulum ne dedi?” buyurur. Melekler, “Sana hamdetti ve ‘innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn’ diye istircâda bulundu” derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da “hamd evi” koyun!” buyurur.”(Tirmizi, “Cenaiz”, 36.)