Sayfa Yükleniyor...
İddia oynamak da kumar oynamak gibi haram mı?
İddiadan kazanılan para diğer iştirakçilerin kaybettiği bir para olduğuna göre yani bir çeşit kumar olduğuna göre helal olduğunu söylememiz mümkün değildir. Zira iddia kumarın unsurlarını bünyesinde taşımaktadır. Her kumarda olduğu gibi taraflardan biri veya birkaçı karlı çıkmakta, diğerleri ise zarara uğramaktadır. Bu da İslami açıdan caiz değildir. Buna göre iddia oynamak diğer kumar çeşitleri gibi haramdır. Bundan kazanılan para da haram para olur.
Cennete giren kimse cennette yaşlanacak mı?
Cennete girenler ölümsüz hayatın zevkini ve sevincini yaşarlar. Orada hastalık, ihtiyarlık, keder, sıkıntı ve buna benzer şeyler yoktur. Sayısız nimetler ve gençlik vardır. Yaşlanmak, ölmek, kederlenmek yoktur. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır: Cennetlikler cennete girince bir kimse şöyle seslenir: Siz cennette ebediyen kalacak hiç ölmeyeceksiniz; hep sağlıklı olacak hiç hastalanmayacaksınız, hep genç kalacak, hiç yaşlanmayacaksınız; hep nimet ve mutluluk içinde yaşayacak hiç keder ve sıkıntı çekmeyeceksiniz
Tövbe edildiği halde affedilmeyen günah var mı?
İslam dini, inanç, ibadet ve muamelat olmak üzere üç kısımdan oluşur. İnanç kısmını inkar etmek yani imanının altı esasından birini Allahı, Peygamberi inkar etmek küfürdür dinden çıkmadır. Diğer konularda haddi aşmak ise günahtır. İçki içmek, namaz kılmamak, yalan söylemek gibi.
Kişi kafir olmadıkça günah işlemekle dinden çıkmaz. Küfür dışında günah işleyen kişi, ne kafir ne de münafık olur, imandan çıkmaz. Ama günahkar olur. İşlediği günahın büyüğüne göre de asi olur. Bu anlamda ibadet ve muamelat kısmında işlenen günah insanı kafir yapmaz günah işlendiğinde tövbe etmek gerekir. Tövbe edildiğinde de günahın işlenmemiş gibi affedileceğine inanırız. Çünkü Allah, Kuran-ı Kerimde günah işleyenleri Ey iman edenler, samimi bir tövbe ile Allaha dönün (Tahrim, 66/8) hitabı ile tövbeye ve halis bir pişmanlığa çağırmaktadır.
İmanlı olmak kaydı ile işlenen günah tövbe edilmekle silinir ama dinden çıkmayı gerektiren bir fiil işlenmişse yani Allah, Peygamber, Ahiret, Kader inkar edilmişse bunun tövbesi öncelikle tekrar imana ve İslam dönmek için iki şahadeti getirmektir. Ondan sonra tövbe ve istiğfar etmektir.
Var olan kul hakkını affettirmek için de tövbe etmek yetmez. Çünkü tövbe etmekle kul hakkının sorumluluğundan kurtulmaz. Bunun için de hak sahibinin hakkını ödemek ve helalleşmek gerekir.
Günün Ayeti
Allahtan korkun ve yarın için önünüzden ne göndereceğinize bakın.
Günün Hadisi
İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de kamil iman sahibi olamazsınız.
Müslim, İman,93
Günün Sözü
Eli dar olanın gönlü de dar olur.
Günün Duası
Ya rabbi bugün bana bir insanın duasını almayı nasip et.
Bunları Biliyor muyuz?
Mubah Nedir?
Dinen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir.
Günün Nüktesi
Bizi niye tanıştırmadınız?
Kanuni, bir gün kayıkla Boğazda gezmeye çıkmıştı. Ortaköy hizasına gelince kıyıya yanaşıp, bir adam göndererek Yahya Efendiyi çağırttı. O da yanında bir ahbabı ile gelip kayığa bindiler.
Birlikte giderlerken, Yahya Efendinin ahbabı, devamlı olarak Kanuninin parmağında bulunan çok kıymetli bir yüzüğe bakıyor ve bu bakış dikkati çekiyordu. Kanuni bu hali fark edince, parmağındaki o kıymetli yüzüğü çıkarıp;
-Siz galiba, bunu merak ettiniz, alıp daha yakından, bakıp inceleyiniz, dedi.
O zat yüzüğü aldı. Evirip çevirdikten sonra, denize atıverdi. Yahya Efendi hariç, kayıkta bulunanlar çok hayret ettiler. Biraz sonra o kişi inmeği arzu etti
Bir müddet gittikten sonra, o zat inmek istediğini bildirince,
Padişah kayıkçıya;
-Kıyıya yanaş, dedi.
Kayık kıyıya yanaştı. O zat, ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultana uzattı. Avucunda biraz önce denize attığı yüzük vardı. Yahya Efendi hariç, kayıkta bulunan herkes, yine çok hayret ettiler. Kanuni, elini uzatıp yüzüğü alınca, o zat birdenbire gözden kayboluverdi.
Kanuni, Yahya Efendiye dönüp;
-Ağabey, ne oluyor, bu olanlar nedir ki? dedi.
O da;
-Efendim gördüğünüz, Hızır aleyhisselam idi, dedi.
Bunun üzerine Kanuni;
-O halde, bunu ne için, daha önce demediniz, bizi niye tanıştırmadınız? deyince,
Yahya Efendi;
-O kendini, tanıttı hükümdarım, lakin siz tanımakta, geç kaldınız hünkarım, buyurdu.