2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 11.11.2017 07:02
  • Güncelleme Tarihi :

İnsanın yüzüne vurmak caiz mi?

Küçük, büyük, erkek, kız, suçlu suçsuz insan fark etmeksizin yüzüne vurmak dinen caiz değildir. Çünkü insan şerefli bir mahluk olarak yaratılmıştır. İnsan onurunun ve hasiyetinin simgesi yüzüdür. Şerefli olan bu yüze vurulduğunda insanın onuru kırılmakta, gururuna dokunmaktadır.

Dolayısıyla buna sebebiyet verdiği için yüze vurmak dinen caiz değildir. Nitekim Hz. Peygamber efendimiz bir hadisi Şeriflerinde “Yüze vurmayı yasaklamıştır.”

Buna göre ister baba, ister anne, ister öğretmen olalım çocuğun yüzüne vurmamız caiz değildir. Aynı şekilde büyük bir insanın da yüzüne vurmak caiz değildir.

Müslüman olmadan önce yapılan hayırlara sevap var mı?

Kişi, Allah’a ve onun gönderdiği dine ve imanın esaslarına inanmadıkça Müslüman sayılmaz. İman olmadığından da yaptığı ibadetlerin ve hayırlı hizmetlerin sevabına erişemez. Ahirette sevap almamakla beraber. Yaptığı bir takım iyi hizmetlerden ve davranışlardan dolayı bu dünyada bir takım mükafatlar görebilir. Zengin olmak evlat sahibi sağlıklı bir yaşam gibi.

Anne baba çocuklarına her istediklerini dinen yaptırabilirler mi?

İslam, ana-baba hakkını çok önemser ve kutsal kabul eder. Öyle ki İslam’da cennetin bir yolu da anne babanın rızasından geçtiği kabul edilmektedir.

İslam, evlada anne ve babasına karşı hürmetkar ve aynı zamanda hizmetkar olmasını emretmektedir. Nitekim yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de mealen bu konuda: “Anne ve babana of bile demeyeceksin” buyrulmaktadır. Onun için evlat daima anne ve babasının emrinde ve hizmetinde olması gerekir. Şu kadar var ki, anne ve babasına yaptığı hürmet ve hizmet, İslami durumuna zarar vermeyecek şekilde olmalıdır. Yani ihtiyaçlarını dini esasları ihlal etmeden karşılayacak.

Nitekim Hz. Peygamber döneminde birçok sahabenin ana-babaları ilk günlerde İslam’ı kabul etmemiş, hatta İslam’ın zıddı bir putperestlikte kalmışlardı. Bunlar da evlatlarına baskı yapıyor, İslam’ı terk etmelerini istiyorlardı. Gelen vahiyle, ana-babanın İslam’a aykırı isteklerine uymamak gerektiği emredildi, ama anne ve babaları bütünüyle de terk etmemek gerektiği bildirildi. İslam dini, bizden mümkün olduğu kadarıyla anne babanın hizmetlerinde bulunmayı, dini ölçülere zıt düşen isteklerine uymadan gönüllerini almaya gayret etmeyi istemektedir.

Buna göre her çocuk anne ve babasına bakmak, emir ve isteklerini yerine getirmek zorundadır. Ama istekleri İslam dininin esas ve emirleri ile çatıştığı anda onların bu isteğini yerine getirmeyecektir. Faraza anne ve baba İslam’dan ayrıl veya namaz kılma diyorsa evlat bu isteklere boyun eğmeyecektir. Eğmek zorunda da değildir. Eğmesi durumunda ise günahkar olur.

Adağın geçerli olması için, adakta bulunan kişide aranan şartlar nelerdir?

Adağın geçerli olabilmesi için adakta bulunan kimsenin Müslüman, akıllı ve ergenlik çağına ermiş bir kimse olması gerekir. Çünkü adakta bulunma, sonucu itibariyle ibadet grubunda yer aldığından, tam eda ehliyeti gerekir. Dini bir hükümle yükümlü olmadıkları için çocuğun ve delinin adakları muteber değildir.

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık