2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 18.12.2017 06:03
  • Güncelleme Tarihi :

Çocukların üzerine edilen yemin dinen geçerli olur mu?

Allah’tan başkası adına yemin edilmesi doğru değildir. Yemin ancak vallahi, billahi, tallahi, lafızları ile olur. “Çocuklarımın ölüsünü öpeyim lafzı” ise yemin lafızları ile söylenmediği için yemin yerine geçmez.

Böyle bir söz yemin sayılmadı gibi aynı zamanda doğru ve güzel bir söz de değildir. Böyle sözler ve yeminler Allah Resulü tarafından yasaklanmıştır. Nitekim buna benzer bir yemin etme olayında peygamberimiz sahabeleri uyarmış ve şöyle buyurmuştur:  “Allah Teâlâ, babanızı zikrederek yemin etmenizi yasaklamıştır. Öyleyse kim yemin edecekse ya Allah’a yemin etsin veya sussun.” (Buhârî, Eymân 4).

Bu sözler yemin sayılmadığı için herhangi bir keffaret vermek de gerekmez.    

Dinen çocukların namaza başlama yaşı var mıdır?

Namaz sevgili Peygamberimizin ifade ettiği gibi “Dinin direği, kıyamet gününde sorulacak ibadetlerin başında geldiği, müminin miracı, şükrün bütün çeşitlerini kendinde barındırdığı... için” üzerinde durulması ve her zaman ve her şartta yerine getirilmesi gereken bir ibadettir.

Namaz ibadetinin bu öneminden ve özelliğinden dolayı namaz çocuklara küçük yaştan itibaren emredilmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz veciz bir sözün de namazın çocuklara emredilmesi hakkında şöyle buyurmaktadır: “Çocuklarınıza 7 yaşında namazı emredin 10 yaşına geldiklerinde şayet namazı kılmıyorlarsa onları tedip anlamında hafifçe bir dövün.”

Her ne kadar namaz ibadeti diğer ibadetler gibi kişiye buluğ çağına varana kadar farz değilse de dinin temel direklerinden bir direk olduğu için çocuklara daha küçük yaşta iken, ki bu da 7’den başlar, aşılamak gerekir. 10 yaşına gelindiğinde artık yavaş yavaş erginlik çağına yaklaşıldığından terk edilmesi halinde terk edenin uyarılması gerekir.

Netice-i kelam namaz ibadeti çocuklara 7 yaşında emredilir. 10 yaşında terk edilmesi halinde terk eden cezalandırılır. Erginlik dönemi başladıktan sonra namaz her farz ibadet gibi kişiye farz olmaktadır.

Diş kanaması abdesti bozar mı?

Hanefi mezhebine göre vücuttan çıkan kan abdesti bozar. Dolayısıyla ister dilden çıksın, ister burundan aksın, isterse el yaralanmış ya da sivilce patlamış olsun vücuttan çıkan kan fark etmeksizin ki abdesti bozar.

Ancak Şafii mezhebine göre vücuttan çıkan kan abdesti bozmadığından diş kanaması abdesti bozmaz.

Günün Ayeti

Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez.

Günün Hadisi

Mü’min, halkın can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir.”

Günün Sözü

Başkalarından sana söz getiren, senden de ona götürür.

Hasan Basri

Günün Duası

Allah’ım bizi yolundan ve rızandan ayırma

Bunları biliyor muyuz?

Lukata Nedir?

Yolda veya başka bir yerde bulunup da, sâhibi bilinmeyen mal.

Günün nüktesi

Sizi haksız olarak cezalandırmışım…

Zevzen Sultanının çok kıymetli bir veziri vardı. Ahlâkı güzel, fenalığı sevmez, herkes hakkında iyilikte bulunurdu.

Bir gün nasılsa, padişahı gücendirecek bir davranışta bulundu. Öfkelenen hükümdar vezirin mallarına el koydu ve işkence yapılmasını emretti.

Cezalandırılan vezir, türlü işkencelere mâruz kaldıktan sonra, cezasının geri kalanını zindanda geçirmesi için gönderildi. Bunu haber alan komşu hükümdarlardan biri ona gizli bir mektup yollayarak, “Sizin gibi kıymetli bir kişinin değerini takdir edemeyerek hürmetsizlikte bulundular. Eğer aziz hatırınız bizim tarafımıza rağbet gösterirse, lâyık olduğunuz hürmet ve saygıda kusur edilmez ve memleketimin ileri gelenleri, sizin gibi yüksek bir şahsiyetin, aralarında bulunmasıyla övünç duyarlar. Bu konuda olumlu cevabınızı bekliyoruz” yazdı.

Vezir, mektubu okuyunca endişeye düştü ve bunda gizli bir maksat olduğunu anladı, hemen kâğıdın arkasına kısa bir cevap yazarak gelen adamla gönderdi.

Bunu haber alan hükümdarın adamlarından biri padişaha koştu. “Mahpus veziriniz, yabancı hükümdarlarla mektuplaşıyor” dedi. Padişah son derece hiddetlenerek işin araştırılmasını emretti.

Neticede ihbarın doğru olduğu anlaşıldı. Mektupçuyu yakaladılar, padişahın huzuruna getirdiler ve mektubu, gizlediği yerden bulup çıkardılar. Mektupta şöyle yazıyordu: “Büyüklerin, hakkımda gösterdikleri teveccüh ve sevgi, değerimin çok üstündedir, teşekkür ederim.” Bununla beraber emrinizin kabulü bence imkânsızdır. Çünkü eskiden beri bu hanedanın nimetleriyle beslendim, hakkımda ortaya çıkan küçük bir şikâyetten dolayı efendime vefasızlık etmek elimden gelmez, mazeretimin kabulüyle affınızı rica ederim.”

Padişah, bu yüksek ve temiz duygudan çok memnun oldu. Mahkûmu derhal zindandan çıkartarak çok güzel ağırladı, çeşitli ikramlarda bulunup memuriyetine iade etti ve, “Sizi haksız olarak cezalandırmışım” diyerek özür diledi.

Vezir dedi ki: “Efendim! kaderimde böyle bir musibet yazılıymış. Bunun sizin elinizle gelmesi, benim için bir nimet teşkil eder ki üzerimde ödenmez haklarınız vardır.”

Halktan sana bir zarar gelse sen onu Haktan bil. İnsanların dostluğu da düşmanlığı da kendilerinden değil hep Allah’tandır. Gerçi ok yaydan çıkar, lâkin onu atan ok değil, yay tutandır.

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık