2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 07.05.2018 06:31
  • Güncelleme Tarihi :

Üzerinde kul hakkı ile ölen kimse Cennet’e giremez mi?

Kul hakkı kâfirlik değildir. Her Müslüman günahkar da olsa cehenneme girse bile cezasını çektikten sonra Cennet’e girer. Cennet’e yalnız İslam’a inanmayanlar giremez. Ne kadar çok günahkâr olursa olsun, Müslüman, günahlarının cezasını çektikten sonra muhakkak Cennet’e girer. Kul bu dünyada da ahiret gününde de hakkını helal etmese Allah ahiret gününde kul hakkı suçunu işleyenin sevaplarından alır hakkı olana verir. Sevap yoksa hakkı olanın günahlarını alır hak gasp edene yazar.

Nitekim bu hususta sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: Müflis, şu kimsedir ki, kıyamette, amel defterinde pek çok namaz, oruç ve zekat sevabı bulunur. Fakat, bazılarına çeşitli yönden zararı dokunmuştur. Sevapları, bu hak sahiplerine verilir. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilip Cehennem’e atılır.

Kişi bir kul hakkı yemişse kul hakkını hemen ödemeli, hak sahibi ile helalleşmeli. Kul borcu ile ölürse ahiret gününde hak sahibi onu affetmese cezasını çeker. Daha sonra tekrar Cennet’e girer.

Dolayısıyla kul hakkı ağır bir haktır. Kişi hakkını affetmese Cehennem’e gitmeye sebep olabilir. Ama cehenneme gidilse bile günahın cezası çekildikten sonra Müslümansa Cennet’e girecektir. Tabi cehennemin o şiddetli azabını da göz önünde bulundurmak lazım ve ona göre kul hakkına riayet etmemiz gerekir.

Oruç tutacak gücü olduğu halde tutmayan bir kimse, bu orucun fidyesini verse oruç borcundan kurtulmuş olur mu?

Oruç için fidye verilmesi, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlı kimseler ile iyileşme ümidi olmayan hastalar için geçerlidir. Hz. Peygamber ve sahabenin uygulaması, fidyeden bahseden ayetteki “oruç tutmakta zorluk çekenler.” (Bakara, 2/185) ifadenin yalnızca yukarıda sayılan kimseleri kapsadığını göstermektedir. Buna göre, oruç tutmaya gücü yettiği halde tutmayan veya geçici bir sebeple tutamayan kimseler hakkında fidye hükmü yoktur (Müslim, Sıyâm, 149-150).

Ancak sağlığı yerinde ve oruç tutmaya gücü olduğu halde mazeretsiz olarak oruç tutmayanların, tutmadıkları oruçları kaza etmeleri ve mazeretsiz tutmadıkları oruçlar için tövbe istiğfar etmeleri gerekir.

Emlakçılık yapan kimse mülkiyetindeki dairelerin zekâtını vermekle yükümlü müdür?

Ticaret malları zekâta tabidir. Emlakçıların ticari amaçlı olarak alıp sattıkları daireler de ticaret malı kapsamında yer alır. Buna göre, büro, ikamet gibi kullanım amaçlı olmayıp alıp satmak amacı ile Emlakçıların ellerinde bulundurdukları dairelerin, borçları çıktıktan sonra değeri nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir yıl geçmiş ise kırkta bir oranında zekâtının verilmesi gerekir

Günün Ayeti

Şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman tutun. O etrafına toplanan taraftarlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder.

Fıtır 35/ 6.

Günün Hadisi

“Temizlik imanın yarısıdır. el-Hamdü lillâh duası mizanı, sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi zikri ise yer ile göklerin arasını sevap ile doldurur.” Müslim, “Tahâret”, 1.

Günün Sözü

En büyük başarı hiçbir zaman düşmemekte değil, her düşünüzde tekrar ayağa kalkmaktır.

Confucius

Günün Duası

Allah’ım bugün huzurlu ve bereketli bir gün geçirmemizi nasip et.

Bunları biliyor muyuz?

Zevâid Sünnet Nedir?

Hz. Peygamberin ibadet olarak değil de, bir insan olarak devamlı yaptığı şeyler demektir.

Günün Nüktesi

Bildiklerimin maaşı…

Ebu Yusuf’a bir soru sorulur.

-Cevabını bilmiyorum, araştırayım, der.

-Soruyu soran Ebu Yusuf’a:

Hem kadısın, hem de bilmiyorsun. Üstelik maaş da alıyorsun…

Ebu Yusuf gülerek cevap verir:

-Ben maaşı bildiğim şeyler için alıyorum.

Eğer bilmediğim şeyler için de maaş alsaydım, devletin bütçesi yetmezdi.

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık