Sayfa Yükleniyor...
Kadın kocasının adak kurbanının etinden yiyebilir mi?
Adağın kelime manası, herhangi bir şeyi yapmaya söz vermektir. Dinî kavram olarak adak; Allahın rızasını kazanmak ve Ona tazimde bulunmak için, yapılması mecbur olmayan namaz, oruç ve kurban gibi farz ve vacip ibadet cinsinden bir şeyi yapmayı nezretmek suretiyle o ibadeti kişinin kendisine vacip kılmasıdır. Farz veya vacip ibadet cinsinden adanmış olan bir şeyi yerine getirmek vaciptir. Çünkü adak yapan kimse bu hususta Allaha söz vermiş demektir. Bu gibi hükümlerin uygulanmasında ise, kadın ve erkek arasında fark yoktur. Ancak adanan adak kesildiği vakit bu adaktan bazı kimseler yiyemezler. Bunlardan birisi de karı kocadır. Şayet koca adak kurbanı kesecek olursa hanımı bu adağın etinden yiyemez. Aynı şekilde kadı adak kestiğinde bu adağın etinden kocası yiyemez.
Kabirdeki kimse kabirde cennete ya da cehenneme gideceğini bilir mi?
Ölen kişi kabre konduktan sonra, oraya iyi amellerle ve sevaplarla gelebildiyse sevinçli ve mutlu olur. Kötü amellerle gelmişse şüphesiz bunun sıkıntısını yaşar.Kabirde kişiyi sorgulamak için Münker ve Nekir isminde iki sorgu meleği gelir. Şayet sorgulanan kişi mümin ise onların sorularına rahatlıkla cevap verir. Bu sorgu neticesinde takvalı müminin kabri genişler. Cennet bahçelerinden bir bahçe olur. Kabirden cennete bir pencere açılır, oradan kıyamete kadar cennet nimetlerini tadar da tadar.
Ancak ölen kişi mümin değilse yani inanmayan bir kimse ise Münker ve Nekirden korkar ve sorulara doğru cevap veremez. Meleklere doğru cevap veremediği gibi aynı zaman da kabir onun üzerine daraltılır. Azap üzerine azap görür. Bunun da ötesinde cehennemdeki yeri günde iki defa ona gösterilir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bir hadisi Şerifinde bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: Kul kabrine konulup, yakınları da ondan ayrılınca ki, o geri dönenlerin ayak seslerini işitir. Kendisine iki melek (Münker ve Nekir) gelir. Onu oturtup: Muhammed denen kimse hakkında ne diyordun? diye sorarlar. Kişi, Mümin ise bu soruya : Şahadet ederim ki, o Allahın kulu ve elçisidir! diye cevap verir. Ona: Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennette bir mekana tebdil etti denir. (adam bakar) her ikisini de görür. Allah da ona, kabrinden cennette bakan bir pencere açar.
Eğer ölen kafir ve münafık ise sorduğunuz zatı bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyorum! diye cevap verir. Kendisine Anlamadın ve uymadın denir. Sonra kulaklarının arasına demirden bir sopayla vurulur. (sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki onu insan ve cin dışındaki herkes duyar. Buna göre kişi öldükten sonra kabirde kendisine gideceği yer olan cennet ya da cehennem gösterilir.
Oruç ibadeti daha önceki toplumlara farz mıydı?
Oruç, namaz, zina, adam öldürme gibi ibadet ve yasaklar bütün peygamberler döneminde vardır. Oruç ibadeti de Hz. Peygamberin ümmetinden önceki ümmetler döneminde de vardı ve farzdı.Nitekim Kuran-ı Kerimde orucun bizden önceki ümmetlere ve şimdi de bize farz olduğunu ifade eden ayet: Ey iman edenler oruç sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.(Bakara 183) vardır.
Günün Ayeti
Allah Odur ki, sizi güçsüz olarak yaratır, sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından yine güçsüzlüğe ve ihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter.
Rum 54
Günün Hadisi
Kim başkasında gördüğü bir ayıbı kınarsa, o ayıp onun da başına gelmeden ölmez.
Tirmizî, Kıyame, 53
Günün Sözü
Senden aşağı olana acı ki, senden üstün olan da sana acısın.
Mevlana
Günün Duası
Ey günahları affeden Allahım bugüne kadar işlediğim bütün günahlarımı affet.
Bunları biliyor muyuz?
Kavli Sünnet nedir?
Hz. Peygamberin dinî konulardaki sözlerini ifade eden bir kavramdır.
Günün Nüktesi
Yazıklar Olsun
Ebû Hureyre diyor ki: Hz. Peygamberim:
-Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun, buyurdu.
Kendisine:
-Kime yazıklar olsun, ey Allah'ın Resûlü, diye soruldu.
Peygamberimiz:
-Anne-babasından birinin veya her ikisinin ihtiyarlık zamanlarına yetişip de cennete giremeyene (onları razı ederek cennete girmeyi hak edemeyene) buyurdu. (Müslim, Birr, 3)