Sayfa Yükleniyor...
Şeker hastası olan kimseye ramazan orucunu tutmak farz mı?
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış her Müslümanın Ramazan orucunu tutması farzdır. Bu şartlara haiz olmayanlara ramazan orucu farz değildir.
Zira islâm dini, kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler getirmiştir.
Buna göre oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimsenin Ramazan ayında oruç tutmayıp, iyileştikten sonra bunu kaza etmesine izin verilmiştir.
Fakat dinimiz, tıbbi rahatsızlığı olan kimselerin tutamadıkları her gün için bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermelerini emretmiştir. İyileşme ümidi bulunmayan hastalar bu hükümdedir.
Ancak Ramazanda oruç tutma gücüne sahip olmayıp da daha sonra kaza edebilecek durumda olanlar fidye vermeyip tutamadıkları oruçları kaza ederler.
Buna göre şeker hastası olan kimseye doktor oruç tutamazsın ya da oruç tutman halinde sağlığın bozulacak diyorsa bu kimse orucunu tutmaz. İlerde iyileşme durumu varsa fidyesini vermez iyileştiğinde sadece kaza eder. Ancak iyileşme durumu yoksa yani rahatsızlığı kalıcı bir hastalıksa bunu kaza edemeyeceğinden bunun yerine fidye verir.
Bu fidyeyi günü gününe verebileceği gibi peyder pey ya da ayın sonunda hepsini birden de verebilir.
Bayanların ramazanda adet geciktirici ilaç kullanmaları caiz midir?
Ay hali oruç tutmaya manidir. Yani ay halinde olan bir bayanı oruç tutması caiz değildir. Dolayısıyla bu halde iken tutulan oruç geçerli olmaz.
Ancak bayanların adetlerini geciktirmek için ilaç kullanmalarında bir sakınca yoktur. İlaç vesilesiyle adet gecikmesi olduğunda bayanların oruç tutmasında da bir sakınca yoktur.
Buna göre ilaç sebebiyle de olsa, akıntı olmadıkça ay hali vuku bulmadığından tutulan oruç sahihtir.
Oruç tutacak gücü olduğu halde tutmayan bir kimse, bu orucun fidyesini verse oruç borcundan kurtulmuş olur mu?
Oruç için fidye verilmesi, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlı kimseler ile iyileşme ümidi olmayan hastalar için geçerlidir. Hz. Peygamber ve sahabenin uygulaması, fidyeden bahseden ayetteki oruç tutmakta zorluk çekenler. (Bakara, 2/185) ifadenin yalnızca yukarıda sayılan kimseleri kapsadığını göstermektedir. Buna göre, oruç tutmaya gücü yettiği halde tutmayan veya geçici bir sebeple tutamayan kimseler hakkında fidye hükmü yoktur (Müslim, Sıyâm, 149-150).
Ancak sağlığı yerinde ve oruç tutmaya gücü olduğu halde mazeretsiz olarak oruç tutmayanların, tutmadıkları oruçları kaza etmeleri ve mazeretsiz tutmadıkları oruçlar için tövbe istiğfar etmeleri gerekir.
Günün Ayeti
Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.
Nahl, 97.
Günün Hadisi
El-Hamdü lillâh duası mizanı, sübhânallahi vel-hamdü lillâhi zikri ise yer ile göklerin arasını sevap ile doldurur.
Müslim, Tahâret, 1.
Günün Sözü
Dünya pazarı sizi ahret pazarından alıkoymasın
Gazzali
Günün Duası
Allahım sana ibadet etmeme vesile olacak bir sağlık ve sana şükrettirecek bir mal nasip eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Tadîl-i Erkân nedir?
Namazın rükünlerinin düzgün ve kıvamında yerine getirilmesini ifade etmekte olup, namazın vaciplerindendir.
Günün Nüktesi
Ey İnsanlar
Resul-i Ekrem irat ettiği bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:
Ey insanlar, mübarek ve büyük bir ayın gölgesi üzerinize düşmüştür (çok yaklaşmıştır). O ay içinde öyle bir gece vardır ki, (o gecede ibadet) bin aydan hayırlıdır.
O ayda Allahu Teala oruç tutmayı farz kılmıştır. Gece ibadeti (Teravih namazı) ise sünnettir. Bu ay içinde herhangi bir hayırlı işle Allahu Tealaya yaklaşan kimse, diğer aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı eda eden, diğer aylardaki yetmiş farzın sevabını alır. Bu ay sabır ayıdır. Sabrın mükâfatı ise cennettir. Bu ay, yardımlaşma ve iyilik yapma ayıdır. Bu ay, müminin rızkının çoğaldığı bir aydır.
Bu ayda bir oruçluyu iftarda doyuran kimsenin günahı bağışlanır, ateşten azad olur. Doyurduğu kimsenin sevabından bir şey eksilmeksizin, kendisine oruçlunun sevabı gibi sevap yazılır»buyurdu.
Sahabe-i Kiram :
- Bizim hepimizde iftar verecek yemek bulunmaz, demeleri üzerine
Resul-i Ekrem:
Yemek veremeyen de bir içim su veya süt veya bir hurma ile oruçluyu iftar ettirdiğinde aynı sevabı kazanır ve (sözlerine) devamla:
Bu ayın evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu ateşten kurtuluş ayıdır. Kim ki, bu ayda eli altında bulunanları esirgerse, Allahu Teala da onu mağfiret eder ve Cehennemden azad eder.
Bu ayda dört hasleti çoğaltın. Bunların ikisi ile Rabbinizin rızasını kazanmış olursunuz. Diğer ikisinden ise, bir vakit müstağni değilsiniz. Rabbinizin rızasını kazanacağınız iki haslet: Şehadet getirmek ve çok çok istiğfar etmektir. Hiç müstağni kalamayacağınız hasletler de: Allahu Tealadan Cenneti istemek ve Cehennemden Ona sığınmaktır.
Oruçluya su veren kimseyi Allahu Teala kendi havzından içirir de Cennete girinceye kadar daha susamaz.