2

İnsan ve Din


  • Oluşturulma Tarihi : 28.05.2018 08:18
  • Güncelleme Tarihi :

Kişinin evde tek başına kıldığı teravih namazı geçerli olur mu?

Camii ve mescitlerde teravih namazı cemaatle kılındığı halde bir özrü olmaksızın cemaati terk edip bu namazı evinde kılan kimse, günah işlemiş olmaz. Ama cemaat sevabından ve faziletinden mahrum kalır. Aynı şekilde bir kimse evinde cemaatle teravih namazını kılsa cemaat sevabını alır ama mescitteki sevaba erişemez. Çünkü mescitlerin fazileti fazladır. Ayrıca bu namaza gitmek için de yürümek bir sevaptır.

Kimler zekat vermekle mükelleftir?

Zekatın farzıyetinin temelinde her ibadette olduğu gibi iman şartı vardır. Yani zekatı verecek kimsenin Müslüman olması şartı vardır. İmandan sonraki şart kişinin hür, akıllı, tabi ihtiyaçlarından fazla artıcı vasıftaki mala tam bir mülkiyetle sahip olup ve bu mülkiyetinin üzerinden bir sene geçmesi halinde kendisine zekat farz olur. Zekat bir ibadet olduğundan İslam topraklarında yaşayan gayr-i Müslim (zımmiler) vatandaşların yükümlü olması hiç gündeme gelmemiştir. Çünkü kişinin bir ibadetten sorumlu olması için İslam inancına göre öncelikle iman etmesi lazım. Akıllı ve baliğ olma şartları da fıkıhçılar arasında tartışma olmuştur. Bu kimselerin zekat vermeleri gerekir diyen olduğu gibi vermelerine gerek yoktur diyenlerde olmuştur.

Teravihi cemaatle kılan bir kimse namazda hata yaptığında sehiv secdesi yapması gerekir mi?

Cemaatle kılınan namazda cemaatin yaptığı hatadan dolayı sehiv secdesi gerekmez. Sehiv secdesi cemaatle kılınan namazda imamın hatasından dolayı yapılır.

Dolayısıyla cemaatten birinin imama uyarak kıldığı namazda; kendi yaptığı hatadan dolayı ne kendisi ne de İmam için sehiv secdesi gerekmez.

Fıtır sadakası kimlere verilebilir?

Fıtır sadakasının sarf yerleri ile zekatın sarf yerlerinin aynı olduğu hususunda fakirler görüş birliği içindedir. Buna zekat verilmeyen kimselere fıtır sadakası da verilmez. Anne, baba, dede, nine, çocuk, torun gibi akrabalara normal zekat verilemediği için fıtır sadakası da verilemez. Her ne kadar İslam fıkhındaki durum ve fetva bu ise de maalesef halk pek buna uymamaktadır. Fıtır sadakası, zengin olanlara verilemeyeceği halde fetva olmasına rağmen günümüzde sırf borcundan kurtulmak için zengin arkadaşına, komşusuna, akrabasına fıtır sadakasını vermektedir. Bu davranış dinen yanlış ve sakıncalıdır. Böyle bir ödeme fıtır sadakası borcunu düşürmez bilakis normal zekat gibi kişinin boynunda ve vebalinde kalır. Bunun için her Müslüman ister normal zekat ister fıtır sadakası, zekatı olsun yerine getirirken hak eden dost, akraba ve komşularına vermesi gerekir, hak etmiyorsa vermemelidir.

Zekat vermek için zenginlik sınırı (nisab) yıl boyunca devam etmesi gerekir mi?

Hanefi fıkıhçılarına göre bir malda zekatın farz olabilmesi için o malın hem sene başında hem de sene sonunda nisaba ulaşmış olması şarttır. Bir kimse sene başında nisab miktarına ulaşan bir mala sahip olsa, bu mal sene içinde nisabın altına düşse hatta tamamen tüketilirse, fakat sene sonunda yine nisab miktarına ulaşsa, sene sonu hesabıyla zekata tabi olur. Mesela demir ticareti yapan bir tüccarın deposunda sene başında yüz ton demir varken sene içinde bunların bir kısmını satış yolu ile tüketse ve yerine elli ton demir alsa, sene sonundaki bu demir ile kasa mevcudunun zekatını vermekle sorumludur. Şafii fıkıhçılarına göre ise: Nisabın bütün sene boyunca bulunması lazım. Bir mal sene içinde nisabın altına düşerse ona zekat vacip olmaz. Bir kimse sene başında nisab veya nisab miktarını aşan bir mala sahip olsa, sene içinde satış ve hibe gibi yollarla bu mal nisabın altına düşse, o kimse nisab miktarı mala sahip olana kadar zekatla mükellef değildir.

Vakfedilen malların zekatı olur mu?

Fakir, yetim ve kimsesizlerin doyurulması, okutulması, cami, mescid, yol, köprü yapımı gibi amaçlarla hayır kuruluşlarına vakfedilen mallar zekata tabi değildir. Ancak oğluna, ailesine veya falanın oğullarına gibi belirli bir kişi veya kişilere yapılan vakıflar böyle değildir. Böyle vakfedilen mallar zekata tabidir. Çünkü bu durumda vakfedilen malların mülkiyeti vakfedenden vakfedilene geçmekte ve onda sürekli kalmaktadır.

Günün Ayeti

Her kim iyi bir iş yaparsa, kendi lehine yapmış olur. Kim de bir kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Rabbin kullara zulmedecek değildir.

Fussilet, 41/46.

Günün Hadisi

“Her şeyin bir zekâtı (temizlenme vasıtası) vardır, cesedin zekâtı oruçtur”

Günün Sözü

Gülerek isyan eden, ağlayarak Cehennemde yanar.

İbn-i Abbas

Günün Duası

Allah’ım ahiret gününde hesabını veremeyeceğimiz bir malı bize nasip etme.

Bunları biliyor muyuz?

Seyr-u Sülük nedir?

Seyr-u sülük tasavvufi bir terimdir. Seyr; tarikat kurallarının tatbiki neticesi manevî yükselme demektir. Sülük ise, yola gitmek, salik de yolcu demektir.

Seyr-i Sülük; Manevi anlamda Allah’a ulaşmaya kabiliyet kazanmak için güzel ahlak sahibi olmaya çalışmak demektir.

Günün Nüktesi

Oruç Benim İçindir...

Ebu Hüreyre Resulullah’ın hadis-i kutside şöyle dediğini rivayet etti: Allah buyurdu ki:“Ademoğlunun her ameli kendisi içindir. Yalnız oruç hariç. Çünkü o benim içindir. Onun mükâfatını da ben vereceğim. Oruç bir kalkandır. Sizden biri oruçlu olduğu günde edebe aykırı kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Şayet biri ona kötü söyler veya kendisiyle dövüşürse ‘ben oruçluyum, ben oruçluyum’ desin. (ona uymasın) Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağzının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha iyidir. Oruçlu için ferahlanacağı iki sevinç vardır: 1. İftar ettiği zaman (açlıktan kurtulduğu için) sevinir. 2. Rabbine kavuştuğu zaman orucunun sevabıyla (alacağı mükâfattan dolayı) sevinir.”

İnsan ve Din
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık