Sayfa Yükleniyor...
Kâbe-i Muazzama’yı çepeçevre kuşatan, etrafı kubbeli, ortası açık büyük câmiye Harem-i Şerif diyoruz. Ortasındaki küçük meydan üzerinde bulunan Kâbe, Zemzem ve Makam-ı İbrahim, bu câminin birer parçasını teşkil eder. Dilimizde daha çok Haremi Şerif olarak bilinen bu mescide, Mescid-i Haram da denilir. Kur’an-ı Kerîm’de 16 ayette “Mescidü’l-Harâm” geçmektedir. Bu ayetlerden iki tanesinin anlamı şöyledir: “Ey iman edenler, müşrikler murdarın murdarıdırlar bu yıldan sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Yoksulluktan korkarsanız bilin ki, Allah dilerse, yakında sizi büyük lütuf ve ihsanı ile zenginliğe kavuşturacaktır. Şüphesiz Allah bilendir, hikmet sahibidir” (Tevbe 28). “Muhakkak ki, o inkar edenler, Allah’ın yolundan ve bir de kendisinde yerli ve yabancının eşit hakka sahip olduğu ve bütün insanlar için meydana getirdiğimiz Mescid-i Haram’dan alıkoymaya çalışanlar, bilmelidirler ki, kim zor kullanarak orada zulme yeltenirse, ona acı azabı tattıracağız” (Hac 25). Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi, “haram” olarak isimlendirilmesi, hürmet duyulan yer olduğundandır. Harem dahilinde kan dökmek, ağaç kesmek ve avlanmak haram kılınmıştır.
Ölmüş birisi için kurban kesilir mi?
Ölü kurbanı diye bir kurban çeşidi yoktur. Ancak, ölü adına veya sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir. Vasiyeti yoksa ölen kimseler için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez.
Ancak bir kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlanmak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi, kurban da kesebilir. Ölenin kendisi için kurban kesilmesine dair vasiyeti yoksa kesen kimse, bu kurban etini fakirlere yedirebileceği gibi, kendisi ve zenginler de yiyebilir. Ölen kimsenin vasiyeti olmaksızın, sevabı onun ruhuna bağışlanmak üzere kesilen kurbanın her hangi bir zamanda kesilmesi caiz ise de, kurban bayramı günlerinde kesilmesi daha faziletli ve daha sevaplıdır. Ölenin vasiyeti kurban bayramında kesilmesi ise, ancak kurban bayramı günlerinde kesilir.
Buluğ çağına ermeyen bir çocuğun yaptığı ibadetlerin sevabı anne ve babasına mı gider yoksa kendisine mi?
Çocuğuna iyi bir dini eğitim ve terbiye veren kimse çocuklarının yaptığı ibadetlerden (yetişkin olsalar da) hissedardır. Ayrıca buluğ çağına girmeden ibadet etmeye başlayan çocuk bunun mükafatını ahirette alacaktır. Bu şekilde ölen bir çocuk cennette yetişkin gibi muamele görüp cennetin nimetlerinden istifade edecektir. Buluğa girmeden vefat eden çocuk ibadet etmiyorsa cennete girmekle beraber cennette çocuk olarak kalacaktır.
Borç ile alış veriş yapmanın dinen bir sakıncası var mı?
Bir malı peşin fiyatına satmak nasıl caiz ve makul ise veresiye fiyatına zamlı satmak da öyle câiz ve makuldür. Zira veresiye satışta malın karşılığı olan bedel bir kaç ay geciktirilmektedir. Diğer bir ifade ile uzatılmaktadır. Dolayısıyla vade uzayınca malı satanın bir zararı söz konusu olmaktadır. Bu zararını telafi etmek için malın fiyatını bir miktar yükseltmesinde dinen bir sakınca yoktur.
Ama bunu yaparken iki tarafta peşin fiyata mı yoksa vadeli fiyata mı anlaştıklarını alış veriş esnasında söylemeleri ve bunun üzerinde anlaşmaları gerekir. Şayet böyle olmazsa o zaman bu alış- veriş geçersiz olur.
Günün Ayeti
“Muhakkak Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır. Onlar orada ebediyen kalıcıdırlar. Hiçbir veli (dost) ve yardımcı da bulamayacaklar.” (el-Ahzab, 33/64-65)
Günün Hadisi
“Kim bir kul hakkı yemişse derhal o kardeşi ile helalleşsin Çünkü (kıyamet günü) dirhem de geçmez dinar da Böyle olunca o (hak yiyen) kişinin sevapları alınır o adama yüklenir Eğer sevapları yoksa o hakkını yediği adamın günahları buna yüklenir.” (Buhârî, “Rikak”, 48)
Günün Sözü
Dün iptal edilmiş bir çektir, yarın emre hazır bir senettir, bugün ise peşin paradır. Bugünden yararlanınız. (Kay Lydns)
Günün Duası
“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, anamı, babamı ve inananları bağışla.”
Bunları biliyor muyuz?
Hill Bölgesi Neresidir?
Dışarıdan Mekke’ye gelen kişilerin ihrama girmek zorunda oldukları sınırlar içinde (mîkat) olduğu halde, harem bölgesi dışında kalan yerlere verilen isimdir.
Günün Nüktesi
Ne için güldüğümü niye sormuyorsunuz?
Bir gün Hz. Osman abdest alıyor. Abdest bitiyor, kurulanıyor, gülmeye başlıyor. Yanındakiler, hayırdır inşallah diyorlar. Hz. Osman onlara soruyor: “Ne için güldüğümü niye sormuyorsunuz?”
Yanındakiler de soruyorlar: “Efendim affedersiniz, niye gülüyorsunuz?” Hazreti Osman anlatıyor:
“Bir gün, benim şu abdest aldığım yerde Rasulullah efendimiz abdest alıyordu. Biz de oradaydık. Rasulullah abdestini aldı, gülmeye başladı. Sonra, ‘Neden güldüğümü, niye sormuyorsunuz?’ buyurduğu hatırıma geldi. Peki efendim, ne oldu? Biz de, Ya Resulallah niye güldünüz? diye sorduk. Cevaben buyurdu ki: “Bir müminin abdestte, yüzünü yıkarken, bütün (küçük) günahlarının, suyla beraber aktığını görüyorum. Elini yıkarken, başına mesh ederken, ayaklarını yıkarken, bütün günahlarının döküldüğünü görüyorum. Ümmetim kurtuluyor diye sevinip, ben gülmeyeyim de, kim gülsün?”