Kaderimde var diyerek suç işlemek caiz mi?

Doç. Dr. Zeki Uyanık

Kader ve kazaya inanmak iman altı esasından birisidir. Hayatta başımıza gelen her şey amma iyi amma kötü amma hayır amma şer her şey bir kader içerisinde tecelli etmektedir. Ancak kişi başına gelen herhangi bir olayda kaderi bahane ederek, kendisini sorumluluktan kurtarmaya çalışmamalıdır. Kişi, “Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir edilmiş, ben ne yapayım?” diyerek, günah işledikten sonra ya da yanlış yapıp suç işledikten sonra da kendisini suçsuz gösteremez, kaderi mazeret olarak ileri süremez. Çünkü bu fiiller, insanlar böyle tercih ettikleri için, bu seçime uygun olarak Allah tarafından yaratılmışlardır. Burada dileyen, tercih eden, isteyen kuldur; yaratan da Allah’tır. Kul sorumluluk doğuran fiilleri irade edendir ama yaratan değildir; zira yaratmak Allah’a mahsustur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Allah her şeyin yaratıcısıdır.” (En’am, 6/102) buyrulmaktadır. Her şeyin yaratıcısının Allah olması bizim kötü ve yanlış işleri, sorumluluktan kaçarak Allah’a havale etmemize yol açmamalıdır. Bu kaderi istismar etmek olur. Ayrıca kader ve kazaya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak, İslâm’ın kader anlayışı ile bağdaşmaz. Allah her şeyi birtakım sebeplere bağlamıştır. İnsan bu sebepleri yerine getirirse Allah da o sebeplerin sonucunu yaratacaktır. Bu da bir ilâhî kanundur ve bir kaderdir. Dolayısıyla kişinin “Ben ne yapayım, kaderim böyle.” Diyerek günah ya da suç işlemesi ya da işledikten sonra kaderi suçlaması doğru değildir.

Kadın kazancını kocasına vermek zorunda mı? 

İslam’da mal hürriyeti vardır. Yani erkeğin kazandığı malı kendisine, kadının kazandığı mal kendinedir. İslam’a göre herkes kendi malının sahibi ve tasarruf yetkilisi olduğundan ne kocanın ne de bir başkasının kadının malını nereye, nasıl ve ne kadar harcaması gerektiği gibi konularda karışma hakkı yoktur. Kadın dilerse malı yiyer, dilerse dağıtır, dilerse kocasına veya bir başkasına verir. Kimse bu konuda onu zorlayamaz. Kocanın o mal üzerinde bir yetkisi yoktur. Nitekim Allah’u Teâlâ bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır: “Müminler! Kendilerinden hoşlanmadığınız halde kadınlara mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Onlara verdiğinizden geri almak için baskı da yapmayın; ispatlanabilir bir fuhuş yapmış olurlarsa o başka. Onlarla marufa uygun geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız bakarsınız ki, siz bir şeyden hoşlanmıyorsunuz ama Allah onda birçok hayırlar yaratacak olabilir.” (Nisa 4/19) Dolayısıyla koca hanımının kazancına el koyamaz. Ama kadın kazandığını hayat müşterektir deyip çocuklarının eğitimi, evin geçimi ya da bir başka iş için dilerse kazancını kocasına verebilir.

Fala bakmak ya da baktırmak caiz mi?

Fala bakarak gelecek hakkında kehanette bulunmak ve haber vermek dinen caiz değildir. Bu fala bakmak caiz olmadığı gibi aynı şekilde buna inanmak da doğru değildir. Çünkü gelecek hakkında haber vermek gayıptan haber vermek demektir. Gaybı da Allah dışında kimse bilemeyeceğine göre buna bakmak ve baktırmak caiz değildir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz gelecek hakkında kehanette bulunmanın büyük günahlardan olduğunu belirtmektedir.
Günün Ayeti 
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? 
Muhammed, 47/15. 
Günün Hadisi 
Kim bana çeneleri ile bacakları arasındaki organları hususunda garanti verirse ben de ona Cennet hususunda garanti veririm. 
Buhari, “Rikâk”, 23 
Günün Sözü 
“Allah’tan çok kork, ama rahmetinden ümit kesme.” 
Hz. Lokman 
Günün Duası 
Allah’ım bizi sana isyandan ve kullarına zulüm etmekten koru 
Bunları biliyor muyuz? 
Yemin-i Gâmûs 
Bir konuda bile bile yalan söyleyerek yemin etmek demektir. 
Günün Nüktesi 
İyilik ve Kötülük... 
Abdullah İbn Mes’uddan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu: 
“Bir söz ve işte doğruluk varsa hayra ve üstün iyiliğe götürür. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah indinde sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. 
Yalan söylemek yoldan çıkmaya (fucûr) sürükler. Fucûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah indinde yalancı (kezzâb) diye yazılır.” 
Buhari, “Edeb,” 69.