2

Kaybedenin hesabı ödediği oyun kumar sayılır mı?


  • Oluşturulma Tarihi : 08.02.2019 06:44
  • Güncelleme Tarihi :

Kâğıt ve benzeri haram olan bir oyunu oynamak kumardır ve haramdır. Bu ister ödetmesine oynansın isterse zevkine her ikisi de haramdır. Tabi bu oyun ödetmesine oynandığı zaman günah daha da büyük olur. Ancak dama, futbol ve benzeri helal olan oyunları oynamakta bir sakınca yoktur. Fakat caiz olan bu oyunların kumara alet edilmemesi, kazananın, kazanma sonucunda oyundan bir menfaat elde etmemesi gerekir. Kaybeden de maddi bir zarara girmemesi gerekir. Bu bağlamda oynanan oyun neticesinde bir taraf maddi bir zarara uğruyorsa bu oyun kumar sayılır dinen de caiz değildir.
Sıkıntılara sabredildiğinde Allah kulun günahlarını affeder mi?
İnsanın başına gelen sıkıntı ve hastalıklar onun günahlarına kefaret olur. Yani başa gelen ölümlere, sıkıntılara, acılara, elemlere, hastalıklara sabredip Allahtan gelenin baş üstünde yeri var deyip metaneti ve vakarı korumak kişinin günahlarına kefarettir. Yani kişinin günahlarını affettirme vesilesidir. Nitekim sevgili peygamberimiz bir hadisi şerifinde bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır: “Mü’mine musibet nevinden her ne ulaşır ise günahlarına bir kefaret olur. Musibet, beklenmedik bir hâdise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş fark etmez.” (Müslim, “Birr,” 49) Yine sevgili Peygamberimiz bir başka hadisinde bu hususta şöyle buyurmaktadır; “Allah hayrını dilediği kimseyi günahlarını bağışlamak ve derecesini yükseltmek için sıkıntıya sokar.” Ancak kefaretin olabilmesi için başa gelen bu musibet ve hastalıklara sabretmek gerekir.
Namaz kılarken önümüzden çocuk geçtiğinde namazı bozmak gerekir mi?
Çocuklar namaz kılanın önünden geçtikleri vakit namaza zarar gelmez. Namaza zarar gelemediği için de namazı bozmaya gerek yoktur. Nitekim sevgili Peygamberimiz namaz kıldığı vakit bazen torunları Hasan ve Hüseyin önünden geçer boynuna sarılır, sırtına çıkardı ama hiçbir zaman Hz. Peygamber bundan dolayı namazını bozmamıştır. Durum bu olmakla beraber tabiî ki önünden kimse geçmemesi için namaz kılan kimse gerekli tedbirleri de alması gerekir.
Nafile oruca niyet eden yolculuğa çıksa bu orucunu bozabilir mi?
Dinimiz, yolculuk hali genellikle sıkıntılı ve meşakkatli olduğu için yolcu olanlara birçok konuda kolaylıklar tanımıştır. Yolcu olanlar için namazın terkine değil kısaltılmasına veya ileri vakti bir arada kılma ruhsatı verildiği halde, namaza göre daha yorucu ve yıpratıcı olduğu için orucun da tutulmayıp sonraya bırakılması ruhsatı verilmiştir. Bunun için geceden niyetlendiği orucu tutarken gündüz yola çıkmak durumunda kalan kimse Hanefilere göre bu orucunu tamamlasa daha iyi olur, fakat bozması durumunda sonradan bunu kaza etmesi gerekir ancak ayrıca kefaret gerekmez. Şafii mezhebine göre ise Ramazan ayında geceden niyet edilmiş orucun bile sefer durumunda bozulabileceğini söylemişlerdir. Tabi yolcu dilemesi halinde orucunu da tutabilir. Hatta tutması daha hayırlıdır. Ancak nafile orucu bozması halinde kaza etmesi gerekmez.
Günün Ayeti
“Ey akıl sahipleri ibret alınız.” Haşr, 59/2
Günün Hadisi
“Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse o duraktan kurtulursa, sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulmazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.” Tirmizi, “Zühd”, 5.
Günün Sözü
Ahlâk, cemiyetin temelidir.
Günün Duası
Allah’ım bugün beni hep güzel ve hayırlı haber alan ve güzel ve hayırlı haber veren kullarından eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Rahimehullah ne demek?
Daha çok sahabeden başka İslâm büyüklerinden birisinin ismi anıldığı veya yazıldığında, söylenen ve yazılan, Allah ona rahmet eylesin manasına gelen dua, hürmet ve saygı ifade eden kavramdır.
Günün Nüktesi
Misafire İkramın Değeri
Eskilerden biri akşam yemeğini sarayda yemek üzere halifenin davetlisiydi. Hızlı hızlı saraya doğru giderken önüne biri çıktı. Önüne çıkan adama kim olduğunu sordu. Adam, “Ben yolcuyum. Buranın yabancısıyım. Aç ve yorgunum” dedi. O da, “Ben halifenin davetlisiyim. Gel beraber gidelim” dediyse de misafir, “Benim halife ile ne işim olacak. Senin bana vereceğin bir tas çorban varsa ver, yoksa bırak” deyince fazla ilgilenmeyip saraya doğru yöneldi. Davetten sonra dönüşte baktı ki, adam bir kenara kıvrılmış uyuyor. Uyandırmak istemedi ve “Sabah uyanacağı vakitte gelir ve karnını doyururum” diye düşündü, evine gitti, yattı ve uyudu. O gece bir rüya gördü. Kendisi bir çöldeydi. Yüzünden ışıklar saçılan büyük bir kalabalık ve o kalabalığın önünde de daha nurlu bir zat bulunuyordu. Bunların kimler olduğunu sordu. Kendisine, “Bunlar 124 bin peygamberdir. En önde olan da son Peygamber Hazreti Muhammed Mustafa’dır” dediler. Hemen Peygamberimiz’in elini öpmek istediyse de, Peygamberimiz elini vermedi. Ve buyurdu ki; “Biz, sevdiklerimizden bir tas çorbayı esirgeyenlere elimizi vermeyiz.” Uyanır uyanmaz hemen akşamki yabancıyı bulmak için koştu. O, henüz kalkmış ve yola koyulmuştu. Geri çevirmeye uğraştı ve “Ne olur bir tas çorbamı iç” diye yalvardı. Yabancı adam ısrarlara rağmen kabul etmedi ve şöyle dedi; Senin bir tas çorba vermen için illâ da 124 bin Peygamberi seferber mi etmek lâzım? O güçte olmayanlar ne yapacaklar?”
 

Kaybedenin hesabı ödediği oyun kumar sayılır mı?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık