Sayfa Yükleniyor...
İslama göre herkes kendi malının sahibi ve tasarruf yetkilisi olduğundan ne kocanın ne de bir başkasının kadının malını nereye, nasıl ve ne kadar harcaması gerektiği gibi konularda karışma hakkı yoktur. Kadın dilerse malı yer, dilerse dağıtır, dilerse kocasına veya bir başkasına verir. Kimse bu konuda onu zorlayamaz. Kocanın o mal üzerinde bir yetkisi yoktur. Nitekim Allahu Teala bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır:
Müminler! Kendilerinden hoşlanmadığınız halde kadınlara mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Onlara verdiğinizden geri almak için baskı da yapmayın; ispatlanabilir bir fuhuş yapmış olurlarsa o başka. Onlarla marufa uygun geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız bakarsınız ki, siz bir şeyden hoşlanmıyorsunuz ama Allah onda birçok hayırlar yaratacak olabilir. (Nisa 4/19)
Dolayısıyla koca hanımının kazancına el koyamaz. Ama kadın kazandığını hayat müşterektir deyip çocuklarının eğitimi, evin geçimi ya da bir başka iş için dilerse kazancını kocasına verebilir.
Suç veya günah işleminin alın yazısı ile bir ilgisi var mı?
Kader ve kazaya inanmak iman altı esasından birisidir. Hayatta başımıza gelen her şey amma iyi amma kötü amma hayır amma şer her şey bir kader içerisinde tecelli etmektedir. Ancak kişi başına gelen herhangi bir olayda kaderi bahane ederek, kendisini sorumluluktan kurtarmaya çalışmamalıdır.
Kişi, Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir edilmiş, ben ne yapayım? diyerek, günah işledikten sonra ya da yanlış yapıp suç işledikten sonra da kendisini suçsuz gösteremez, kaderi mazeret olarak ileri süremez. Çünkü bu fiiller, insanlar böyle tercih ettikleri için, bu seçime uygun olarak Allah tarafından yaratılmışlardır.
Burada dileyen, tercih eden, isteyen kuldur; yaratan da Allahtır. Kul sorumluluk doğuran fiilleri irade edendir ama yaratan değildir; zira yaratmak Allaha mahsustur. Nitekim Kuran-ı Kerimde: Allah her şeyin yaratıcısıdır. (Enam, 6/102) buyrulmaktadır.
Her şeyin yaratıcısının Allah olması bizim kötü ve yanlış işleri, sorumluluktan kaçarak Allaha havale etmemize yol açmamalıdır. Bu kaderi istismar etmek olur. Ayrıca kader ve kazaya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak, İslamın kader anlayışı ile bağdaşmaz. Allah her şeyi birtakım sebeplere bağlamıştır. İnsan bu sebepleri yerine getirirse Allah da o sebeplerin sonucunu yaratacaktır. Bu da bir ilahî kanundur ve bir kaderdir.
Dolayısıyla kişinin Ben ne yapayım, kaderim böyle. Diyerek günah ya da suç işlemesi ya da işledikten sonra kaderi suçlaması doğru değildir.
Mahşer günü Müslüman kimse ilk önce hangi ibadetin hesabını verecek?
Müslüman kimse ahiret gününde ilk önce namazlar ibadetinden hesaba çekilecektir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: Kıyamet günü ameller arasında önce namazın hesabı verilecek. Bu hesap güzel olursa kul kurtuluşa erdi demektir. Bu hesap bozuk olursa kul hüsrana düştü demektir. Eğer farzında eksiklik çıkarsa Allah: Bakın kulumun defterine yazılmış nafilesi var mı? buyurur. Böylece farzın eksiklikleri nafile (namazları) ile tamamlanır. Sonra bu tarzda olmak üzere diğer amelleri hesaptan geçirilir.
Buna göre kulun ahiret gününde ilk hesabını vereceği ibadet namaz ibadetidir.
Günün Ayeti
Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alel-acele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi.
Yunus 11.
Günün Hadisi
Sizden biri içiyle dışıyla Müslüman olursa, yaptığı herbir hayır en az on mislinden, yedi yüz misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal, Allaha kavuşuncaya kadar böyle devam eder.
Buharî, İman 31
Günün Sözü
Senin gönlün değişirse dünya değişir.
Şemsi Tebrizi
Günün Duası
Allahım bugün gönlümüzden geçirdiğimizi ve dua da senden dilediğimizi hakkımızda hayırlı ise nasip eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Darut-Teklif Nedir?
Kulların Allahın emirlerini yerine getirmekle mükellef, sorumlu tutulduğu yer demektir ki bu da dünyadır.
Günün Nüktesi
Ümidim var
Hz. Peygamber, ölmek üzere olan bir gencin yanına girmişti.
Hemen sordu: Kendini nasıl buluyorsun?
Ey Allahın Resulü, Allahtan ümidim var, ancak günahlarımdan korkuyorum diye cevap verdi.
Hz. Peygamber, ona şöyle cevap verdi: Bu durumda olan bir kulun kalbinde (ümit ve korku) birleşti mi Allah o kulun Ümit ettiği şeyi mutlaka verir ve korktuğu şeyden de onu emin kılar.
(Tirmizi, Cenaiz 11)