Sayfa Yükleniyor...
Kul hakkı kafirlik değildir. Her Müslüman günahkar da olsa cehenneme girse bile cezasını çektikten sonra cennete girer. Cennete yalnız İslama inanmayanlar giremez. Ne kadar çok günahkar olursa olsun, Müslüman, günahlarının cezasını çektikten sonra muhakkak Cennete girer. Kul bu dünyada da ahiret gününde de hakkını helal etmese Allah ahiret gününde kul hakkı suçunu işleyenin sevaplarından alır hakkı olana verir. Sevap yoksa hakkı olanın günahlarını alır hak gasp edene yazar. Ancak Allah, kul hakkını kul affetmedikçe affetmez.
Nitekim bu hususta sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: Müflis, şu kimsedir ki, kıyamette, amel defterinde pek çok namaz, oruç ve zekat sevabı bulunur. Fakat, bazılarına çeşitli yönden zararı dokunmuştur. Sevapları, bu hak sahiplerine verilir. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilip Cehenneme atılır.
Kişi bir kul hakkı yemişse kul hakkını hemen ödemeli, hak sahibi ile helalleşmeli. Kul borcu ile ölürse ahiret gününde hak sahibi onu affetmese cezasını çeker. Daha sonra tekrar cennete girer. Dolayısıyla kul hakkı ağır bir haktır. Kişi hakkını affetmese cehenneme gitmeye sebep olabilir. Ama cehenneme gidilse bile günahın cezası çekildikten sonra Müslümansa cennete girecektir. Tabi cehennemin o şiddetli azabını da göz önünde bulundurmak lazım ve ona göre kul hakkına riayet etmemiz gerekir.
İddia oynamak da kumar oynamak gibi haram mı?
İddiadan kazanılan para diğer iştirakçilerin kaybettiği bir para olduğuna göre yani bir çeşit kumar olduğuna göre helal olduğunu söylememiz mümkün değildir. Zira iddia kumarın unsurlarını bünyesinde taşımaktadır.
Her kumarda olduğu gibi taraflardan biri veya birkaçı karlı çıkmakta, diğerleri ise zarara uğramaktadır. Bu da İslami açıdan caiz değildir.
Buna göre iddia oynamak diğer kumar çeşitleri gibi haramdır. Bundan kazanılan para da haram para olur.
Akika kurbanını kesmenin bir yaş sınırı var mı?
Yeni doğan bebeğin başındaki ilk saçlarına akîka; bu çocuğun doğumundan yedi gün sonra başındaki tüyleri kısmen veya tamamen tıraş edip adını koyduktan sonra Allahu Tealaya şükür için kesilen kurbana akika kurbanı denir.
Doğumun yedinci gününde çocuğa güzel isim vermek, aynı günde akikasını kesmek, sonra saçını tıraş edip, ağırlığı kadar, altın, altına güç yetirilmezse gümüş sadaka olarak vermek, sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet getirmek sünnettir. Akika kurbanı, Hanefi mezhebine göre mubah. Şafii mezhebine göre ise sünneti müekkededir.
Bu kurban çocuğun doğduğu günden baliğ olacağı güne kadar kesilebilir. Ancak doğumun yedinci gününde kesilmesi daha çok sevap kazanmaya sebeptir. Kesilen kurbanın kemikleri çocuğun sıhhatli olmasına sebep olsun niyetiyle kırılmayıp eklem yerlerinden sıyrılır. Akika kurbanının etinden bunu kesen kimsenin yiyebileceği gibi ev halkı da bu etten yiye bilir.
Akika, canlı doğana kesilir. Yani canlı doğan kimseler için kesilir. Ölü doğan bir kimse için akika kesilmez. Ancak ölü doğan kimse için kesilmek istense de bunun dinen bir sakıncası yoktur.
Günün Ayeti
Allah iman edenlerin dostudur. Onları karanlıktan aydınlığa çıkarır.
Günün Hadisi
Pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Pehlivan ancak öfke zamanında kendini tutan kimsedir.
Günün Sözü
Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnızca zamanında Bernard Shaw
Günün Duası
Ya rabbi bizi görünür, görünmez kaza ve belalardan muhafaza et.
Bunları biliyor muyuz?
Haset Nedir?
Kişinin, başkalarının sahip bulunduğu maddî ve manevi imkanlarının elinden çıkmasını veya o imkanların kendisine geçmesini istemesi demektir.
Günün Nüktesi
Hz. Peygamberin Mirası
Günün birinde Ebu Hureyye sokakta gördüğü insanlara: Burada boşu boşuna ne dolaşıp duruyorsunuz? Mescide koşun; orada Resül-i Ekremin mirası bölüşülüyor. Siz de alın der.
Bunu işiten kişiler hemen mescide giderler. Ama orada herhangi bir mal varlığının paylaşıldığını göremeyince de geri gelip, Ebu Hureyreye : Biz senin söylediğin gibi bir taksim görmedik derler. Ebu Hureyre:
Peki ne gördünüz? diye sorar. Onlar da:
Mescidde kimi Kuran okuyor, kimi zikir yapıyor, kimi ilim öğreniyor, derler.
Bunun üzerine Ebu Hureyre şöyle der: İşte Resül-i Ekremin mirası odur...