Sayfa Yükleniyor...
Aile ve evlilik ciddi bir müessesedir. Bir kimsenin dünyevi bazı kazançlar elde etmek için nikahı suiistimal etmesi doğru bir davranış değildir. Mesela bir kişinin, yurt dışında çalışabilmek için oturum izni almak maksadıyla bulunduğu yerin vatandaşlarından birisi ile formalite evliliği yapması veya vefat eden babasının emekli maaşından yararlanmak üzere eşinden mahkeme kararıyla boşanması nikahın suiistimal edilmesinin örneklerindendir. Yanlış ve yalan beyanlarla elde edilen kazanç, haksız bir kazançtır. Haksız yollarla elde edilen kazanç ise dinen uygun değildir. Bunun yanında bu tarz işler için kişinin hanımını boşaması dinen de boşaması demektir. Bu boşama da bain talak olmaktadır. Bu karı kocanın evliliği dinen bittiğinden tekrar beraber yaşamak istemeleri halinde yeniden bir nikah kıymaları gerekir.
Gelin kayınpederinin yanında başı açık durabilir mi?
Müslüman bir kadın kendisine dinen yabancı olan erkeklerin yanında başını örtmek durumundadır. Kadınlar arasında veya babasının, erkek kardeşlerinin, amca veya dayısının, kayınpederinin yanında başı açık kalmasında dinen bir sakınca yoktur. Çünkü bunlar ona ebediyen haram olan insanlardır. Ebediyen haram olunca da bu insanların yanında başı açık kalmasında bir sakınca yoktur. Nitekim Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır: “Mümin kadınlara söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, kendiliğinden görünen kısım dışında süslerini göstermesinler; başörtülerini yakalarının üzerini de kapayacak şekilde salsınlar. Babaları, kayınpederleri, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), cariyeler, erkekliği kalmamış tabiler (yani yardıma muhtaç hale gelmiş ve erkekliği kalmamış yoksul ve düşkünler) ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak çağa gelmemiş çocuklardan başkasına süslerini göstermesinler. Gizli güzelliklerinin belli olması için ayaklarını vurmasınlar.” (Nur, 24/31.) Buna göre gelinin kayınbabasının yanında başı açık kalmasında bir sakınca yoktur.
İmam ezanı okuduğunda duyan kimse ezanı tekrar etmek zorunda mı?
Ezan okunurken ezanı duyan Müslüman’ın bu ezanı tekrar etmesi dinen müstehap olan bir davranıştır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde bu hususta şöyle buyurmaktadır: “ Ezanı duyduğunuzda aynısını tekrar edin.” Ancak kişi meşgul ise ya da tekrar etme imkanı ve ortamı yoksa ezanı tekrar etmemesinde bir sakınca yoktur. Buna göre ezana icabet etmek güzel bir davranış olmakla beraber, kişinin bir işi varsa, ya da bir işle iştigal etmesi gerekiyorsa onu da yapmasında dinen bir sakınca yoktur.
Günün Ayeti
Allah’ın nimetini sayalım derseniz sayamazsınız. Nahl, 16/18.
Günün Hadisi
“Konuşamayan hayvanlar hakkında Allah’tan korkun!” Ebû Davûd, “Cihad”, 44.
Günün Sözü
İki kişiye üzülmek gerekir. Her gün vebal yüklenen kimse ile hiçbir hayır işlemeyen kimse. Beydeba
Günün Duası
Ya rabbi bugün beni ve ailemi bela ve musibet ile imtihan etme.
Bunları Biliyor muyuz?
Facir kime denir?
İnkar, şirk, yalan, zina, hırsızlık gibi, Allah ve Peygamber’in haram kıldığı fiilleri işleyen, kafir, münafık, müşrik ve asilere, doğru yoldan sapan ve ahlak dışı davranışlarda bulunan kimselere denir.
Günün Nüktesi
Meleklerin haya ettiği insan…
Hz. Aişe anlatıyor: “Allah’ın Resulü ayakları açık ve uzatılmış halde oturuyorken Hz. Ebû Bekir içeriye girmek için izin istedi. Peygamber aleyhisselam halini değiştirmeden girmesine izin verdi. Kendisi ile konuştu. Sonra Hz. Ömer izin istedi. Ona da, aynı hal üzerine, girmesi için izin verdi ve konuştu. Sonra Hz. Osman girmek için izin istedi. Bu defa Peygamber aleyhisselam kalkıp oturdu. Elbisesini düzeltti. Bundan sonra Hz. Osman’ın girmesi için izin verildi ve kendisi ile konuştu. Sonra Hz. Aişe, Allah’ın Resulüne dedi ki: “Ya Resûlallah, Ebû Bekir geldi, fazla bir davranışta bulunmadın. Hz. Ömer girdi, Ona da aynı şekilde davrandın. Fakat Hz. Osman girince, kalkıp oturdun ve elbiseni düzelttin” dedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdular: “Ey Aişe, Meleklerin bile kendisinden haya ettiği bir kimseden haya etmeyeyim mi?