Sayfa Yükleniyor...
İmkanlar dahilinde kişinin ihtiyacını görmek, yardımcı olmak, borç vermek dinen hoş ve güzel olan bir davranıştır. Ancak bu yardımı yapar ya da borç verirken bir menfaat karşılığında yapmamak lazım. Hatta bir menfaat elde etmek karşılığında yapmak dinen caiz değildir. Nitekim sevgili Peygamberimiz: menfaat celbeden her borç faizdir. Buyurarak bu tarz bir borç anlayışını yasaklamıştır.
Fakat bir şart olmadan veya borç alırken bir fazlalık şartı koşulmadan ya da başka bir menfaat şart koşmadan ödemede verilen fazlalığın veya bir hediyenin bir sakıncası yoktur. Hatta Şafiî mezhebine göre böyle bir davranış sünnettir. Zira kişi bir iyilik yapmıştır siz de pazarlık ve şart olmadığı halde gönlünüzden gelmiş ve borç verene bir jest yapmış olduğunuzdan caizdir.
Ancak borcu verirken başta böyle bir fazlalığı şart koşmak caiz değildir. Çünkü böyle bir fazlalık faiz olur, faiz ise İslamın yasakladığı ve haram kabul ettiği büyük günahlardan bir günahtır.
Kalbe doğan kötü düşüncelerden dolayı insan günahkar olur mu?
Vesvese: şeytanın, kötü bir işin yapılmasını veya iyi bir işin terk edilmesini ya da eksik yapılması için kişiyi kışkırtıp aklını çelmesi ve nefsin kötü arzularına uymasını teşvik etmesidir.
Vesvese kelimesi Kuran-ı Kerimde dört yerde geçmektedir. Kuran-ı Kerimde Vesvese verenin şerrinden Allaha sığınılması emredilmiştir.
Kuran, aynı zamanda Şeytanın Hz. Adem ile eşini vesvese yoluyla cennetten indirilmelerine neden olduğunu bildirerek müminlerin bu konuda duyarlı olmalarını istemiştir.
Hz. Peygamber de müminlere vesvese ile hareket etmemelerini tavsiye etmiş, vesvesenin dini ve hukuki bir hüküm doğurmayacağını bildirmiştir.
Dolayısıyla kişi kalbine doğan düşüncelerinden, eyleme dönüştürmedikçe sorumlu değildir. Buna göre kalbe doğan vesvese sebebiyle kişinin dinine zarar gelmez. Kişi vesveseden etkilenmemeli, kendisine iyi şeyler telkin etmeli bundan korunmak için de Felak, Nas İhlas, Ayetel Kürsi gibi ayet ve sureleri okumalıdır.
Dövme yaptırmak niçin haramdır?
Allah, insanı çevreleyen varlıkları hayranlıkla seyredilmeye değer bir ahenk ve güzellik içinde yaratmış, insanı da estetik duygusuyla donatarak onu güzel görünmeye, güzele ve güzelliğe meftun kılmıştır.
Allah, insanları en güzel şekilde yaratmış, yaratmakla kalmamış, insanlara makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmelerine, güzelliklerini korumalarına güzel görünmelerine de izin vermiş, hatta bunu teşvik etmiştir.
Buna karşılık insanın yaratılışından gelen özellik ve şeklini değiştirmeyi, fıtrat bozmayı hedef alan tasarruf ve müdahaleleri yasaklamış, yaratılışı değiştirmenin şeytanın emrine uyma olacağı bildirilmiştir. Dövme de bu yanlış müdahalelerden bir tanesidir. Dövme yaptırma Hz. Peygamberin hadislerinde şiddetle lanetlenerek yasaklanmıştır.
İslam fıkıhçıları dövme yaptırmayı Allahın yarattığı şekil ve surette kalıcı değişiklik meydana getirdiği için caiz görmemişlerdir. Aynı zamanda dövme yaptırma insanın vücuduna da eziyet verdiğinden İslam fıkıhçıları dövmeyi caiz görmemişlerdir.
Günün Ayeti
Yerde ve gökte Allahın orduları vardır...
Fetih, 48/4,7.
Günün Hadisi
Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz.
Buharî, Tevhîd, 2.
Günün Sözü
Her haram içki gibi sarhoşluk verseydi, hiç kimseyi ayık göremezdin.
Hz. Mevlana.
Günün Duası
Allahım bizi ve aile efradımızı her daim senin yolunda ve rızanda olanlardan eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Celse-i Hafife Nedir?
İkinci secdeyi yapıp kıyama kalkmadan önce olan kısa oturma demektir.
Günün Nüktesi
Düşmanın silahına aynı silahla karşılık verin gayru
Mısırın fethinden sonra esir Memluk kumandanlarından Kayıtbay Yavuz Sultan Selimin huzuruna getirilmişti.
Aralarında şöyle bir konuşma geçti:
- Söyle bakalım Kayıtbay, cesaret ve kahramanlığın ne işe yaradı?
- Cesaret ve kahramanlığım hala var ey Sultan! Yalnız, bize ne yaptıysa ordunuzdaki toplar yaptı!
-Anlamadım!..
- Berberilerden biri, Venedikten top getirerek bize satmak istemişti de, Peygamberimizin, ok ve kılıç kullanın şeklindeki emrine aykırıdır diye satın almamıştık. O satıcı bize, Yaşayan görecektir ki, memleketiniz top yüzünden elinizden çıkacaktır demişti. Meğer doğruyu söylemiş!
- Din kaidelerine böylesine bağlı idiniz de, Allahın, Düşmanın silahına aynı silahla karşılık veriniz emrine neden uymadınız? Bilmez misiniz ki, Ok ve kılıç kullanın demek Başka silah kullanmayın demek değildir. O zaman o silahlar varmış, şimdi de bu silahlar var!
Kayıtbay başını önüne eğdi ve sustu.