Sabah namazını ezandan önce kılmak caiz midir?

Doç. Dr. Zeki Uyanık
Doç. Dr. Zeki Uyanık

Namaz kılmada esas olan ezanın okunması değil namaz vaktinin girmiş olmasıdır. Yani bir namaz vakti girmişse ezan okunmamış olsa dahi o namaz kılınabilir. Aynı şekilde bir namaz vakti girmemişse ezan okunsa dahi kılınmaz. Mesela hoca yanlışlıkla sabah namazı vakti girdi diye ezan okursa ve vakit girmemişse velev ki ezan okunmuş olsa dahi namaz kılınmaz kılınsa da geçersizdir. Çünkü vakit girmemiştir. Aynı şekilde namaz vakti girmişse ama gerek elektrik olmayışından, gerekse imamın uyumasından veya bir başka sebepten dolayı ezan okunmamışsa bile namaz vakti girmiştir. Kişi namazını kılabilir. Sabah namazının durumu da böyledir. İmsak vakti girdikten sonra sabah namazının vakti girmiş demektir. Ezan okunmamışsa da namaz kılınır.

Özürlü günlerinde bayanın kabir ziyareti yapmasında dini bir sakınca var mı?

Hayız halindeki kadının yapamayacağı dini ibadetler bellidir. Namaz kılmak, Kur’an okumak, taşımak ve dokunmaktır. Aynı zaman da bu durumdaki bayanın Kâbe’yi tavaf etmesi camiye girip oturması da uygun değildir. Ancak özür günlerinde bayanın kabir ziyaretinde bulunmasında dini bir sakınca yoktur.

Telkin nedir ve ne için yapılmaktadır?

Ölmek üzere olan kişinin yanında kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdet okunmasına; cenâze defnedildikten sonra, kabirde sorulması muhtemel soruları ve cevapları ölüye hatırlatma konuşmasına telkîn denir. Ölmek üzere olan kişinin, sağ tarafına çevrilerek yüzünü kıbleye gelecek şekilde yatırmak müstehaptır. Bu durumda olan kişinin yanında, hatırlatmak amacıyla kelime-i tevhîd ve kelime-i şehâdet okunur. Hz. Peygamber, “ölülerinize (ölüme yaklaşanlara) lâ ilâhe illallah demeyi telkin ediniz” buyurmuştur (Müslim, Cenâiz 1, 2). Aynı şekilde Hanefi mezhebine göre cenâze kabre konduktan ve başında Kur’an okuma tamamlandıktan sonra, kalabalık dağılınca, orada kalan bir kimsenin kabrin başında yüksek sesle ve ölüye hitaben iman esaslarını hatırlatmasına da telkîn denir. Bu telkin yani imanın esaslarını ölüye hatırlatma kabirde sual melekleri olan Münker ve Nekire cevap vermede ölüye bir kolaylık sağlar temenni edilmektedir.

Hz. Peygamberin ismi her anıldığında ona salât ve selam getirmek gerekir mi?

Sevgili Peygamberimin adı her anıldığında ona salat ve selam getirmek gerekir. Efendimiz ismi anıldığı halde kendisine salat ve selam getirmeyen kimseyi en cimri insan olarak haber vermektedir. Nitekim bu hususta şöyle buyurmaktadır: “En cimri insan benim adım anıldığında bana Salât-ü Selam getirmeyendir” (Tirmizi, “Daavât,” 110.) Sevgili peygamberimiz, kendisine salât ve selam getiren kimsenin ahiret gününde kendine en yakın olacak kişi olduğunu müjdeler. Nitekim bu hususta da şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salâvat okuyandır.” (Tirmizi, “Salât,” 357.)

Buna göre, resul-i ekrem efendimizin ismi zikredilince, işitilince, ya da okunur, yazılırken efendimize salâvat getirmek gerekir. Bazı âlimlere göre bunu ömürde bir defa yapmak her Müslüman üzerine farzdır.

Günün Ayeti

Şüphesiz ki kötülükten sakınanlar güvenli bir makamdadırlar.

Duhan, 44/51.

Günün Hadisi

“İnsanlar iyilik yaparsa biz de iyilik yaparız, şayet zulmederlerse biz de zulmederiz, diyerek her hususta başkalarını taklit eden şahsiyetsiz kişiler olmayınız. Lâkin kendinizi, insanlar iyilik yaparsa iyilik yapmaya, kötülük yaparlarsa zulmetmemeye alıştırınız.”

(Tirmizî, Birr, 63)

Günün Sözü

Camiler manevi şifahanelerdir.

Günün Duası

Allah’ım bugün yaptığım duaları kabul eyle.

Bunları biliyor muyuz?

Darül-Ceza Nedir?

Dünyada iken yapılan işlerin karşılığının görüldüğü ahiret demektir.

Günün Nüktesi

Cennet...

Muğîre İbni Şu’be’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

“Hz. Mûsâ Rabbine:

– Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir? diye sordu.

Allah Teâlâ da ona cevaben şöyle buyurdu:

– O, cennetlikler cennete girdikten sonra çıkagelen bir adamın derecesi olup kendisine:

– Cennete gir! denir.

– Yâ Rabbî! Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almışken ben nereye gideceğim? der. Ona:

– Sana dünya hükümdarlarından birinin mülkü kadar yer verilse razı olur musun? diye sorulur. O da:

– Razıyım yâ Rabbî! der. Bunun üzerine Allah Teâlâ ona:

– İşte öyle bir mülk senindir. Bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha buyurur. Beşincisinde o adam:

– Razı oldum yâ Rabbî! der. Allah Teâlâ ona:

– İşte bu kadar şey hep senindir. Onun on misli de senindir. Bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi senindir, buyurunca adam:

– Razı oldum yâ Rabbî! diyecek.

Daha sonra Mûsâ aleyhisselâm:

– Yâ Rabbî! Cennetliklerin en üstün derecesi nedir? diye sordu.

-Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

– Onlar benim seçtiğim kullardır. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş ne bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir.”

(Müslim, “Îmân”, 312.)