Sayfa Yükleniyor...
Oje ve benzeri maddeler tırnak ve benzeri organların üzerinde tabaka yaptıklarından vücudun üzerinde bulunmaları halinde bunlarla abdest ve gusül olmaz. Onun için oje ve benzeri maddeler varsa bunlar iyice yıkanıp temizlendikten sonra abdest ve gusül alınmalıdır.
Koca eşinin malını nereye harcayacağı konusunda ne kadar karışma hakkı vardır?
İslam’da mal hürriyeti vardır. Herkesin malı kendisinedir. Dolayısıyla erkeğin malı erkeğin, Kadının malı kadınındır. Mal kadının olunca kocanın o mal üzerinde bir yetkisi yoktur. Kadın dilediği şekilde dilediği yere harcar ne kocanın ne de bir başkasının karışma hakkı yoktur. Ama hüküm bu olmakla beraber karı koca olduklarından ve ortak bir hayatı paylaştıklarından dolayı birbirilerinin fikrini ve rızasını alarak harcama yapmaları daha doğrudur.
Kişi ölmeden malını vasiyet edebilir mi?
Vefat edenin vasiyet ettiği para veya mal, bıraktığı terekenin, yani geride bıraktığı servetin üçte birini geçmiyorsa (çünkü vefat eden kimse ancak mirasının 1/3 ünü vasiyet etme hakkı vardır.) vasiyet ettiği malını mirasçılar vasiyet edilen yere vermek zorundadırlar. Ama üçte birini geçiyorsa üçte birinden fazla olan kısma engel olabilirler. Mesela vefat edenin bıraktığı miras 300 milyar olsun. Bundan 100 milyar hayır kurumuna verilmesi vasiyet edilmiş ise, bu 100 milyar üçte birini geçmediği için vasiyet edilen kişi veya kuruma verilmek zorundadır. Tabi bu vasiyet mirasçı olmayanlar için geçerlidir. Çünkü İslam fıkhına göre ölünün mirasından miras alacak kimseye aynı zamanda vasiyet etmek caiz değildir. Edilse bile vasiyet geçersizdir.
Çocuk baliğ olunca anne babanın sorumluluğu dinen biter mi?
Baba, çocuklarına rüşte erinceye kadar bakmakla mükelleftirler. Çocukları reşit, akil-baliğ olduktan sonra anne ve babanın onlara bakma zorunluluğu yoktur. Ama anne ve baba ihsanından, çocuklarına rüştten sonrada bakmakta ve yardımcı olmaktadır. Hatta iş ve yuva sahibi yapmaktadır. Bu dini bir görev olmasa da Müslüman anne ve babalar kendilerine bir görev ve sorumluluk telakki ederek rüştten sonra da evlatlarına yardımcı olmaktadırlar. Dolayısıyla çocuk baliğ olunca kendi sorumluluğu başladığından babanın sorumluluğu biter.
Kirvelik bir akrabalık bağı mıdır?
İslam dininde kirvelik diye bir akrabalık bağı yoktur. Kirvelik baba, oğul, ana kız, dayı, yeğen gibi akrabalık olmadığından kirve çocuklarının evlenmesinde hiçbir sakınca yoktur. Toplumumuzdaki kirvelik bağı daha çok örfi bir bağdır. Örfi anlayışa göre kirve çocukları öz çocuklar gibi kabul edilmekte. Öz çocuk gibi kabul edildiklerinden bu çocukların birbiri ile evlenmesi uygun değildir deniliyor. Oysa abu anlayış ve örfün İslam nazarında bir hakikati yoktur.
Günün Ayeti
İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuk yapmayı istemeyenlere nasip ederiz. Sonunda kazançlı çıkanlar, fenalıktan sakınanlardır. Kasas, 28/8.
Günün Hadisi
Suyu üç nefeste içmek hem mideye daha faydalıdır, hem de sağlığa daha uygundur. (Müslim, “Eşribe”, 123.)
Günün Sözü
Verilmesi en kolay şey nasihat alınması en güç şey ibrettir.
Günün Duası
Allah’ım bizi faydalı ve hayırlı insanlarla karşılaştır. Hayırsız ve faydasız kişilerden uzak eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Mecelle Nedir?
Osmanlı döneminde hazırlanan bir kanun mecmuasının özel ismi olarak kullanılmaktadır. Kanunun tam ismi, Mecelle-i Ahkam-i Adliyye olup Tanzimatın ilanından sonra Ahmet Cevdet Paşa’nın başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlanmış ve 57 yıl süreyle Osmanlı ülkesinde yürürlükte kalmıştır.
Günün Nüktesi
Nübüvvet Ağacı…
Bir gün Peygamber Efendimiz, Hz. Ali Efendimize hitaben şöyle der: “Ya Ali beni seviyor musun?” “Evet Ya Resulullah.” “Peki, Allah’ı seviyor musun?” “Evet Ya Resulullah.” “Eşini seviyor musun?” “Evet Ya Resulullah.” “Ya çocuklarını?” “Evet Ya Resulullah.” Peygamber Efendimiz gülümseyerek, Hz. Ali Efendimize bakar ve şöyle der: “Ya Ali, sadece bir kalbin varken bu kadar sevgiyi nasıl oluyor da bir kalbe sığdırabiliyorsun?” Hz. Ali Efendimiz donup kalır ve hiç bir şey diyemeden oracıktan ayrılır... Hz. Ali Efendimiz’in bu düşünceli halini gören Hz. Fatıma annemiz, Hz. Ali Efendimiz’e sorar: “Ya Ali nedir sende ki bu hal, eğer bu sıkıntılı durumun dünyevi bir iş içinse üzülmeye değmez. Ama yok, Rahmani bir şey içinse eğer, anlatıver. Ben de sana yardımcı olmaya çalışayım” der. Hz. Ali Efendimiz, başından geçenleri anlatır. Hz. Fatıma annemiz duyduklarından sonra tebessüm eder ve der ki: “Ya Ali bilmez misin ki insan Peygamberini kalbiyle... Allah’ı aklıyla... Eşini nefsiyle... Çocuklarını ise şefkatiyle sever.” Duyduklarına çok sevinen Hz. Ali Efendimiz, hemen Peygamber Efendimiz’in huzuruna izin isteyip çıkar. Ve Hz. Fatıma annemizin cevaben söylediklerini Peygamber Efendimiz’e anlatır. Peygamberimiz duydukları karşısında tebessüm eder ve der ki: “Ya Ali, işte bu nübüvvet ağacının meyvesidir” der.