2

Yapılan makyaj namaz kılmaya engel midir?


  • Oluşturulma Tarihi : 22.03.2019 06:51
  • Güncelleme Tarihi :

Abdest ve gusülde suyun ulaşması gereken uzuvların tamamını yıkamak farzdır. Eğer yıkanacak bölgede kuru bir yer kalırsa ya da her hangi bir cisim suyun deriye ulaşmasına mani olursa abdest sahih olmaz. Buna göre yıkanması farz olan bölgeye suyun ulaşmasına engel olan oje abdest ve gusle manidir. Zira kimyacılar ojenin tırnak üzerinde tabaka oluşturduğunu ve suyun tırnağa ulaşmasına engel olduğunu belirtmektedirler. Oje, tırnak üzerinde tabaka oluşturduğundan abdest ve guslün sıhhatine manidir. Abdest alıp namaz kılacak bir kadın mutlaka ojesini temizlemelidir. Aksi takdirde abdesti sahih olmadığından namazı da batıl olur. Ancak yüze yapılan makyaj yüzde bir tabaka oluşturmadığından abdeste engel değildir. Bununla da namaz kılmada bir sakınca yoktur. Şayet yüze suyun temasını engelleyecek bir makyaj türü olursa o da aynı şekilde abdeste engel olur. O abdest geçerli olmaz. Olmadığı için de bu abdestle de namaz kılmak uygun olmaz.
Bir dilek için mezara çaput bağlamak caiz mi?
Türbelerin ve mezarlıkların ziyaret edilmesi, bu vesileyle ölünün ve ölümün hatırlanması ve orada yatanlardan ibret alınması dinimizin tavsiye ettiği hususlardandır. Ancak, kabir ve türbe ziyaretlerinde İslam’ın özüne ve tevhid anlayışına ters düşen itikadi bakımdan da zararlı olan tutum ve davranışlardan uzak durmak gerekir. Mezar veya türbelerde yatan kişilerin duaları kabul ettiğine, ilahi kudretlerinin olduğuna inanmak, mezar ve türbelere bez bağlamak, mum yakmak, tevhid dini olan İslam ile bağdaşmaz. Kabir ziyaretinde bulunan kişi, ahireti hatırlamalı, dünyanın geçici olduğunu ve bir gün kendisinin de öleceğini düşünmelidir. Kabrin yanına gelince de Hz. Peygamberin tavsiye ettiği gibi; “ Mü’minler yurdunun sakinleri sizlere selam olsun. İnşallah biz de size katılacağız. Bizler ve sizler için Allah’tan afiyet dilerim” demelidir. Aynı zaman da kabir ziyaretinde bulunan kişinin ölü için dua etmesi ve Kur’an okuyarak sevabını orada bulunanların ruhlarına bağışlaması uygun olur. Ancak kabrin başında yüksek sesle ağlayıp ağıt yakması veya bir dilek için bezi, çaput bağlaması ise uygun bir davranış değildir.
Ölü yemeğinin İslam’da yeri var mı?
İslam’da, Peygamber Efendimizin sünnetinde ve İslam alimlerinin tatbikatında “ölünün yedinci, kırkıncı, elli ikinci gecesi” gibi bir adet ve ibadet şekli yoktur. Bu yemek ya da anma diğer kültür ve inançlardan Müslümanların hayatına sokulmuş bir adettir. Bu yemeğin İslam’da yeri olmamakla beraber her zaman ve her gün ölülerimiz için yemek verebilir. Mevlitler dualar, Kur’an-ı Kerim okunabilir. Ancak bunu belli bir güne hasretmek doğru değildir. Bu okuduklarımız onların ruhunu serinletecek, kabirlerini nurlandıracak, varsa üzerlerindeki kabir azabını hafifletecektir diye temenni ederiz.
Günün Ayeti
“Her günahkar yalancının vay haline!” Casiye,45/7.
Günün Hadisi
“Suyu üç nefeste içmek hem insanı suya kandırır, hem mideye daha faydalıdır, hem sağlığa daha uygundur.” (Müslim, “Eşribe”, 123.
Günün Sözü
“Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler.” İbn Haldun
Günün Duası
Allah’ım sahip olduğumuz iman ve nimetlerin kıymetini bilen kullarından eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Takdim ve Tehir Nedir?
Sefer halindeyken ikindi namazını öğle namazı ile veya öğleyi ikindi ile ve yatsı namazını akşam namazı ile veya akşamı yatsı ile birleştirerek kılmak demektir.
Günün Nüktesi
Sana Ne Oldu?
Üsame İbni Zeyd şöyle dedi: “Resûlullahı şöyle buyururken işittim, “Kıyamet günü bir adam getirilir ve cehennem ateşine atılır. Bağırsakları karnından dışarı çıkar ve onlarla birlikte değirmen döndüren merkeb gibi döner durur. Cehennem halkı onun yanına toplanırlar ve derler ki, “Ey filan! Sana ne oldu? Sen iyiliği emredip kötülükten nehyetmez miydin?” O kişi de, “Evet, iyiliği emrederdim, fakat kendim yapmazdım, münkerden nehyederdim, fakat kendim yapardım” der.” Buhari, “Bed’ül-halk,” 10.

Yapılan makyaj namaz kılmaya engel midir?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Yazarımız Kim ?

Doç. Dr. Zeki Uyanık